-32- beyaz bıçak

46 10 7
                                        

"Karşında baban var doğru konuş!" Acı bir kahkaha attım.
"Sen benim babam falan değilsin. Sen benim babamı öldürdün. Enes'i öldürdün sen sadece adı Halil olan birisin!." Bir adım daha attıktan sonra bıçağı kavrayan elim gevşedi ve bıçak yere düştü.
"İste yada isteme ben senin babanım!"
Bir çığlık attım.
"Sen benim babam falan değilsin!" Öyle bağırmıştım ki yan bina bile duymuştu.
Enes duyar mıydı acaba?
"Bana ben senin babanım demeyi kes! Sus artık sus! Bir borç ve görüşememek için öldürdün onu! Zavallı! Sen sadece bir zavallısın Kocaman bir zavallı!" Ağlayarak zar zor anlaşılan kelimelerim bağırınca daha net çıkmışlardı. Kapı açıldığı gibi elimi Gökhan tuttu.
"Hazal, gel gidelim" ona şaşırırmışçasına baktım.
"Bu herif senin arkadaşını öldürdü Gökhan! Hiç mi kinin yok?"
Gökhan ona ölümcül bakışlar atarken bana cevap verdi.
"Ona ölmesi için yalvartacağım. Ama şimdi değil, Enes'le ilgilenmemiz gerekiyor." Yürümeye çalışırken bedenim bu kadar fazla şey kaldıramadı ve yere düştüm. Gökhan beni kucağına aldı ve odadan çıktı. Herkes şaşkın bakışlarını bize çevirirken bizim aklımızda ise sadece koca yürekli bir adam vardı.
Enes...
Arabama bindirdi beni ve kullanmaya başladı. Bir Bebek misali hemen uykuya daldım...
🕊🕊🕊
Neredeydim? Heryer bembeyazdı ve tek görebildiğim şey önümde duran arkası dönük üstü kanlı adamdı.
Yaklaştım adama ama ben yaklaştıkça sanki o daha da uzaklaşıyordu.
"Hey? Sen kimsin?" Adam arkasını dönünce ona doğru koştum. Bu sefer ise o bana yakınlaşıyordu sen ona değil. Boynuna atladım özlediğim koca yürekli Adamın.
"Neden beni yalnız bıraktın Enes?" Güldü.
"Seni yalnız bırakmadım. Yanındaki kişilerden emin oldum önce daha sonra ise yalnız olmadığını anladım" yanağına bir öpücük kondurdum.
"Geri dönenem Hazal. Ama hep yanında olacağım. Hep sağ tarafında benim olduğumu düşün. Hep orada olacağım"
Gözlerimle onay verdim ona.
"Ç-çok canın acıdı mı Enes?" Gözleri dolmaya başlamıştı.
"Kan aldırırdık ya hani seninki çok acırdı hep alınırken. Bana hep Canın çok acıdı mı Enes? Diye sorardın. Bende hayır derdim. Aslında seninki kadar acırdı benimki de. Şimdi senin canın ne kadar yanıyorsa benimki de o kadar yandı" gözlerimdeki akan yaşları iki eliyle sildi.
"Ağlama lütfen" alnımı öptükten sonra önündeki beyaz kapıya ilerledi. Kapının kulbunu açtı önce, daha sonra açılan kapıdan içeriye doğru ışık doldu.
"Baybay Hazal" buruk bir gülümsemeyle el salladım.
"Baybay Enes. Gideceğin yerde çok Mutlu ol" gülümsedi ve kapıdan çıktı...
🕊🕊🕊
Ani bir hareketlenme ile gözlerimi açtım. Bir odada serum yiyordum. Veya sakinleştirici bilmiyorum...
"Uyandı" Dedi Gökhan.
"İyi misin?" Diye ekledi Gece. Kapının tarafına baktığımda Aruz vardı. Doğrulmaya çalıştığımda Gökhan beni durdurdu.
"Ölmedim Gökhan. En azından şimdilik bırakır mısın" elini çekince bende yatakta oturdum. Biraz söylendi Aruz ve yatağın yanına oturdu. Bana sımsıkı sarılınca bende ona karşılık verdim.
"Seni anlamam gerekiyordu. O heriften duymamalıydın" Dedi bir fısıltı şeklinde.
Başımı onun omzuna gömdüm.
Ellerim tişörtünü sıkı sıkı tutarken içeriye girerek mahvolmuş Umut bizi böldü.
Aruz kendini benden çekti ve bir sandalyeye oturdu.
"Ağladın mı Umut?" Omuzlarını silkti.
"Abim öldü. Çok normal değil mi?" Ellerimi açarak sarılmasını bekledim. Geldi ve oda en az Aruz kadar sıktı beni.
"Nasıl öldü abim Hazal?"
"Abin çok cesur öldü Umut. Onun o Kocaman kalbi sende bende yoktur muhtemelen. Varoluşu mükemmel olan insan mükemmel bir şekilde öldü inan bana" gözlerimdeki yaşlar bitmişti diye düşünceler varken kafamda bitmediğini gösterdiler ve yine akmaya başladılar.
"A-ama ben sadece onu izleyebildim. Çok özür dilerim Umut... Bir özür dileme sebebimde o mükemmel adamın zavallı bir Ada'm tarafından öldürülmesi ve o zavallının benim babamın olması" Artık gözyaşlarım bana mısın demiyordu..
🕊🕊🕊
Kolumdaki serumu kendim çıkarıp attım ve ayağı kalktım. Herkes kantine gitmişti. Kolumun kanama acısını boşvererek odadan çıktım. Nerede olabilirdi?
Hangi Cehennem'e gittin Enes?
Deliriyordum. Koridorlar vardı. Sağ koridor ve sol koridor. Bir de önümde bir merdiven. Kantine giden merdivenlerden indim. Karşımda büyükçe dışarıyı gösteren bir kapı vardı. Hiç düşünmeden çıktım. Gökhan'ın, arabanı park ettiği yeri bularak cebimdeki anahtarlarla kapıyı açtım.
Gittiğin yerde üşüyor musun Enes?
Gaza basarak evin yokunu aldım. Yarım saat, o'nun son sözlerini hatırladığım yarım saat...
Arabamı bahçeye park ettikten sonra kapıya yöneldim. Kapının üzerindeki posta kurusunda bir not vardı.

Kuzeninden, Hazal'a
Yeni evimiz kutlu olsun kuzen...

Notu olduğu yerden alarak cebime sıkıştırdım. Kapıyı da açtıktan sonra merdivenlerden yukarıya çıkmaya başladım. Odamın yanındaki odaya baktım. Siyah kapılı odaya.
Kulbunu elime aldım ve derin bir iç çektim. Kapıyı açtığım gibi bir erkek parfümü karşıladı beni.
Yatağına yattım bir süre daha sonra ise gardırobundaki kıyafetleri kokladım. Yerde duran kırmızı kutuyu elime alarak yatağa oturdum. İçini açtığımda içinden oymalı ve beyaz bir bıçak çıktı.
"Neler oluyor Enes? Ne yapıyorsun?" Bıçağın üzerini kapatan bir kılıfta vardı. Altındaki notu da unutmamak gerek...

"Kardeşin olması umrumda bile değil güzel yetiştirseymişsin!" Güzelim, hep böyle ol. Karşındaki insan kocan olsa bile istediğini yap..."

Kendimden geçiyordum artık. Heryerden onun izleri vardı. Heryerde o vardı.
"Şimdi karşıma çıksan Enes şakaydı desen yemin ederim kızmam. Öyle bir sarılırım ki-" kendi kendime lafımı böldüm. "Dönemez artık Hazal, boş hayaller kurma" kapıyı kilitledim ve yatağa iyice yayıldım. Şampuanının kokusu hala yastığındaydı. İçime çektim...
🕊🕊🕊
"Açılsana lan!"
Ne oluyor?
"Hazal?" İki saattir Aruz'un bağırış sesleri odaya yankılanıyordu.
"Ne var?"
"Kapıyı açar mısın güzel sevgilim?"
Kapıya yaklaştım ve kilidi açtım. Karşımda iki tane tedirgin göz ile karşılaştım.
"Ne oldu?"
"İyi misin Hazal? Neden böyle şeyler yapıyorsun?" Gözlerimi devirdim.
"Çünkü Enes öldü ve Enes'i öldüren benim babam daha fazla bilgi istiyor musun gerçekten" cebimdeki bıçağı yokladım önce. Hala oradaydı...
"Yı-yıkanacağım evden çıkar mısın?" Başını salladı.
"Çıkamam Hazal, seni bu halde yalnız bırakamam Canın çok yanıyor" gözlerim yeniden dolmaya başladığında onları durdurmak için bacaklarımı çimdiklemeye başladım.
"Onunda canı çok yanıyor." Gülümsedi.
"Onun canı artık yanamaz"
Gözlerimden düşen yaşları tek elimle sildim.
"Se-sen onu bilmiyorsun tamam mı. Onun canı yanıyor. Şimdi müsadenle yıkanacağım" Eliyle saçlarını karıştırdıktan sonra önce odadan çıktı daha sonra ev kapısının kapanma sesi geldi. Telefonumu alarak banyoya girdiğimde önce pantolonumdaki bıçağı çıkardım.

Şarkıyı (multiyi) burada açın

Daha sonra bütün üstümdekileri çıkararak saçımı topuz yaptım. Beyaz bir havluyu üstüme geçirdim ardından köpüklü olan jakuziye girdim. Gözlerimi kapattım. Hayal kurmak ne kötü şeydi öyle değil mi?
Hayaller güzeldir ama hep hayal olarak kalır. Enes'in hayalleri, daha başlamadan bittiği için üzülüyordum ben veya bencillik yaparak onu birdaha göremeyeceğim İçin. Bilmiyorum.
Nefesimi tuttum ve suyun en dibine kafamı soktum.
1 saniye, 2 saniye, 3 saniye...
En sonunda dayanamayıp başımı sudan çıkardım. Biraz daha kaldıktan sonra ıslanmış havlumu yenisiyle değiştirdim. Topuz olan Saçlarımı açarak  kuruttuktan sonra üzerime beyaz şort uzunluğunda olan tulumumu giydim. Banyoda bıraktığım pantolonun içinden notu ve bıçağı aldım. Notu, Enes'in odasına bıraktıktan sonra bıçağı da tulumumun fermuarlı cebine koyarak fermuarı çektim.
Atıştırmak için aşağı inme yolunda merdivenlere yöneldim. Telefonumdan saate bakarak Mısır gevreğini dışarı çıkardım.
Ağzını açıp bir kaba dolduracaktım ki ayağımdaki acı ile yere serildim.
Karşımdaki kar maskeli Adamın sadece gözleri görülebiliyordu. Ayağımın kanaması gittikçe şiddetlenirken ağzını açtı.
"Halil beyin ve Buse hanımın selamı var"

Son SarılmaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin