Adrien
Uğur Böceği artık maskesizdi! Ve o kız...
Kim olduğunu biliyordum ama kendime itiraf etmeye korkuyordum. Söylediğim kötü lafları hak ettiğini ise hiç sanmıyordum.
KARŞIMDA DURAN KİŞİ LEYDİMDİ!!!
Keskin bir acı, bütün kaslarımı kapladı.
-Dur bir saniye, bu yüzü gözüm ısırıyor... Tabii ya, Marinette Dupain-Cheng! Uğur Böceği maskesinin altında sıradan bir dokumacı kızın olduğu hangimizin aklına gelirdi ki? Söylemek istediğin bir şey var mı Marinette, az önce kimliğin uluslararası olarak ifşa edildi.
Leydim başını önüne eğdi.
-Üzgünüm Paris halkı, diyebildi ancak.
Servis asansörünün bir tuşuna bastım ve mutfak katına geldim. Lady Wifi:
-Ah ne kadar romantik! Kedicik, aşk böceğini kurtarmaya gelmiş, dedi.
-Ben onun aşk böceği değilim!
-Evet öylesin. Ama üstelemeyeceğim, dedim.
Lady Wifi ile savaşmaya başladım. Ama o beni buz deposuna kilitledi.Marinette
Kilitlerden kurtulmaya çalışıyordum.
-Ha, evet evet... Sizinle ne yapacağım ben?
Birden kilitlerimi yok etti ve beni serbest bıraktı.
-Nasıl yani? Beni bırakıyor musun?
-Evet. Senden istediğimi aldım. Eğer kurtarmazsan sevgilin yakında donacak! Onu kurtarmak konusunda bol şans, benim yapmam gereken daha önemli işlerim var! Au revoir!
Havaya zıpladı ve pikselleşip kayboldu.
Ben de yerdeki maskeme baktım. Takmama gerek yoktu artık çünkü zaten kimliğim ortaya çıkmıştı. Buz deposunun kapısına doğru yürüdüm, tam kapıyı tıklatacakken vazgeçtim.
-Sen o yaptıklarından sonra bir süre orada dursan aslında, çok iyi olur!
Yanıt gecikmedi.
-Leydim, özür dilerim, lütfen, çıkar beni, donuyorum!
-Hı-hı, evet. Sen biraz daha orada dur bakalım.
Şanslı Tılsım!
Elime bir kutu düştü, kutunun içinde bir tablet vardı.
-Bu şanslı bir kutu olsa iyi olur!
Etrafıma bakındım. Mikrodalgayı görünce sevindim.
-Tabii ki mikrodalgalar!
Tableti mikrodalganın içine tıktım ve mikrodalgayı açtım.
-Hadi mikrodalga...sinyali boz...
Küçük bir patlama oldu. Kapının kilidi yok olmuştu. Kapıyı açtım. Kara Kedi, titreyerek kucağıma düştü.
-Kara Kedi, dedim saçlarını okşayarak. İyi misin?
Gözlerini açtı.
-Leydim...o hep sendin...
Onu ayağa kaldırdım.
-Maskenin arkasındaki kız hep sendin!
Birden ona tokat attım.Adrien
Tokat canımı yakmıştı. Leydime baktım. Gözlerinde şimşekler çakıyordu, çok sinirliydi. Onu hiç bu kadar kızgın görmemiştim. Mutfak kapısından çıktı.
-Hey, nereye gidiyorsun?
-İnternet modeminin sinyalini bozmaya! Kimliğimi ortaya çıkarmak yerine yapman gereken işi şimdi yapmaya gidiyorum!
Yüreğim titredi. Onunla birlikte terasa çıktım.
Kediclysm!
İnternet modemini yok edeceğim sırada modemi elektrik akımı kapladı ve Lady Wifi ortaya çıktı.
-İyi deneme kedicik ama beni bu kadar kolay yenmene izin vermeyeceğim!
-Ver o telefonu!
Beni yere yatırdı. Telefonuyla bana ateş etmeye hazırlandı.
-Sanırım bir böcekten sonra bir kedinin kimliği ortaya çıkmak üzere!
Birden telefonlu elini bir yoyo bağladı.
-Bir süper kahramanın daha kimliğini ortaya çıkarmana izin vermem Wifi!
Ben de hemen kalkıp modemi yok ettim.
-Hayır!
Leydim telefonu yere attı. İçinden akuma çıktı.
-Çık buradan seni pis böcek!
Artık kötülük yapmak yok küçük akuma.
İyileştirme zamanı!
Yakaladım!
Güle güle küçük kelebek!
Mucizevi Uğur Böceği!
Leydimin maskesi tekrar oluştu. Lady Wifi eski hâline döndü. Yanına gittim ve yumruğumu ona uzattım.
-Çak bakalım!
O elime çakmak yerine kapıdan çıkıp alt kata indi.
-Prensesim, bekle! Neden bana böyle davranıyorsun?
Tam otelin ana kapısından çıkıyordu ki onu yakaladım.
-Kal, kim olduğunu kimseye söylemem. Sırrın benimle güvende. Kedi sözü!
-Söylesen ne olur ki? Artık bütün dünya kimliğimi biliyor. Kim olduğumu kimse bilmemeliydi Kara Kedi, sen bile!
-Ettiğim kötü laflar için özür dilerim. Ben sadece...
-Bak Kara Kedi, özür dilemene gerek yok. Sadece...belli bir müddet senden uzak kalmalıyım. Belki aylarca... Hatta bu süreyi bir ömür de yapabiliriz.
-Leydim...
-Kara Kedi, cidden, artık yüzünü bile görmek istemiyorum. Benden uzak dur. Buraya kadar. Hoşça kal!
Yoyosunu bir çatıya attı ve uzaklaştı.
-Hayır! Leydim! Bekle!
Peşinden koştum. Evinin penceresinden içeriye girdi ama ben giremeden pencere kapanmıştı bile.
-Leydim, özür dilerim! Lütfen -son bir defa- o boncuk mavisi gözlerini görmeme izin ver!
Yarım saat kadar bekledim orada. Pencere açılmadı.
-Lanet...lanet olsun!
Ne yapmıştım ben!?
Eve gittim.
-Plagg! Pençeler gitsin!
Plagg, yüzüğümden çıkıp yatağımın üstüne düştü. Hemen doğruldu, olanlardan onun da haberi vardı.
-Dostum...ne yaptın sen!?
-Ben sadece-
-SEN DEĞİL MİYDİN ONU ÇOK SEVEN!? SEN DEĞİL MİYDİN ONA SIRILSIKLAM ÂŞIK OLDUĞUNU SÖYLEYEN!?
-Evet, bendim. Ama...
Ağlayacak konumdaydım.
-Gerçekleri suratıma vurma. Onu âşık olduğum gerçeğini suratıma vurma. Canımı yakıyor çünkü.
-Adrien...bir kızın kalbi, bir kamyon dolusu camembertten daha değerlidir. Çünkü narindir, sırça gibidir. Ve sen onu alıp-
-NE KONUŞUYORSUN SÖYLESENE BANA!? HÂLÂ BANA NE AÇIKLAMAYA ÇALIŞIYORSUN!? SANKİ BİR ŞEY Mİ BİLİYORSUN!?
-HER ŞEYİ GÖRDÜM ADRİEN! VE SANA ŞAŞTIM. ADRİEN NASIL BÖYLE BİR CANAVAR OLABİLİR DİYE! ZORUNLU OLARAK İZLEDİM VE İÇİM SIZLADI. HİÇ Mİ VİCDAN AZABI DUYMADIN!?
İkimiz de sakinleştik.
-En kötüsü de, dedi Plagg. Beni suç ortağı etmiş olman. Ona bir özür borçluyuz.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gülünç Değil Mucizevi
FanficAdrien, Paris'teki tüm kızların aynı olduğunu düşünmektedir: Küstah ve Adrien hayranı. Bu yüzden babasının açtığı tasarım kulübüne gelmek istemez fakat Marinette'le tanışınca fikrini değiştirir. --- Genç Yetişkin (13-17 yaş arası) Dikkat: Kendine za...