27.Bölüm-Narkoz

217 23 9
                                    

  Işıl, sonunda Yong Hwa 'dan kurtulmuştu.Evet hoşuna gidiyordu bu aşırı ilgi ama adı üstünde aşırı idi.Üstelik,kalbinde ki çatlak henüz kapanmamışken eve geri dönmesi için çabaladıkça çabalıyordu Jung Yong Hwa.
  Işıl ve Eun Sun, okula gelmişlerdi.Bahçede konuşuyorlardı.
  Işıl :-Bir rahat vermedi dün geceden beri.Yong Hwa'dan sıkılacağım,hiç aklıma gelmezdi.
  Eun Sun :-Hadi,hadi.Senin de hoşuna gidiyor Bayan So Eul. Bir havalardasın bakıyorumda.
  Işıl :-Yong Hwa ile çıkmaya başlamışım gibi konuşuyorsun.
  Eun Sun :-O günler,gayet yakın görünüyor ufuktan göz kırpıyor mutlu günler.Dedi gülerek.
  Işıl :-Sen alay et.
  Yong Hwa ve Dong Hyun ise onlara bakıyorlardı uzaktan.
  Dong Hyun :-Bu sefer ki plânın nedir acaba?
  Yong Hwa esnedi:-Biraz uyumak.
  Dong Hyun :-Onu eve getirmek için daha az yorucu bir plân yapmalısın bence.
  Yong Hwa :-Öyle bir plânı henüz bulamadım.Bir insanın kalbini kırmak çok kolay.Kazanmak ise çok güçmüş.
  Dong Hyun :-Hayat,derslerle dolu arkadaşım. Bir şekilde,bir şeyler öğretiyor insana.Sen de Işıl sayesinde öğrendin bunu.
  O anda,Işıl 'ın yanına doğru gelmekte olan Woo Bin 'i gördü.
  Dong Hyun :-Bu Woo Bin.
  Yong Hwa :-Yine ne istiyor bu?Dedi ve tam ilerliyordu ki oraya doğru,Dong Hyun, kendisini durdurdu.
  Dong Hyun :-Bekle!
  Yong Hwa :-Bekleyemem.Dedi ve biraz daha yaklaştı.
  Dong Hyun :-Biraz bekle Yong.
  Yong Hwa, durdu.Ama gözlerini kırpmadan, Işıl ve Woo Bin'e bakıyordu.
  Woo Bin:-Işıl!
  Işıl, oturduğu yerden kalktı :-Sen ne yüzle benim karşıma çıkıyorsun ha!
  Woo Bin :-Yaptığım şeyin,ne kadar alçakça olduğunu biliyorum.Ve senden özür diliyorum.
  Işıl :-Bunu,onu yapmadan önce düşünecektin.Sana şu an o kadar çok öfke doluyum ki hiç bir şey,ama hiç bir şey anlatamaz bu büyük hissimi.
  Woo Bin :-Lütfen,böyle söyleme.Zaten,o kadar büyük kararsızlıkla çıktım ki karşına.
  Işıl :-Keşke hiç çıkmasaydın.
  Woo Bin :-Pişmanım.Üzgünüm.Beni affet ne olur.Lütfen beni affettiğini söyleyerek,büyük bir mutluluk ver bana.
  Işıl :-Ben sana ne vereceğimi biliyorum.Al sana mutluluk.Dedi ve Woo Bin 'e sert bir yumruk attı. Kızgınlığı,bu yumruk ile patlama yapmıştı sanki.Dong Hyun ve Jung Yong Hwa, şaşkınlıkla bakıyordu Işıl 'a.
  Yong Hwa gülümsedi :-İşte benim kızım.
  Eun Sun :-Ne yaptın Işıl?
  Işıl :-Hak etti.
  Woo Bin,sendeledi.
  Yong Hwa ve Dong Hyun,yanlarına geldiler.
  Yong Hwa :-Ne istiyormuş bu yine?
  Eun Sun :-Belli değil mi?
  Işıl :-Bir daha seni görmek istemiyorum.Sakın yaklaşmaya kalkma bana. Sakın!
  Woo Bin, onlara baktı ve gitti.
  Yong Hwa :-Sen neymişsin be Türk kızı!Dedi gülümseyerek.
  Işıl :-Ne sandınız küçük bey.
  Yong Hwa :-Bana da vurmazsın böyle değil mi?
  Işıl :-Sana vuracak kadar güçlü değilim.Dedi gülerek.
  Yong Hwa :-Bunu duyduğum iyi oldu.
  Işıl daha rahat hissediyordu kendini,Woo Bin 'e karşı gücünü ıspatlamıştı sanki.Zayıf Işıl yoktu karşısında.O her zaman güçlüydü ve bunu kanıtlamıştı.Hem Woo Bin 'e,hem de Jung Yong Hwa 'ya.
  Hastahaneye staja gelmişlerdi.Tipik staj günlerinden biriydi.Ama hayır.Bu staj günü daha farklı olacaktı.Çok daha farklı.
  Eun Sun ve Işıl,muayenehaneye doğru gidiyorlardı.
  Eun Sun :-İyi oldu Woo Bin 'e.Yapmış,etmiş,birde özür dilemeye gelmiş.
  Işıl :-İçimde kalmıştı o yumruk.İyi oldu.Rahatladım.Kendime güvenim geri geldi resmen.
  Eun Sun güldü :-Yong Hwa bile korktu senden.
  Işıl :-Yong Hwa mı?O afacan hiç bir şeyden korkmaz.Benden mi korkacak?Dedi gülerek.
  Eun Sun :-Afacan,mafacan.Adam ettin onu sonunda. Nedeni de belli bence.
  Işıl :-Yine aynı konu mu?Onu boşver de muayenehaneye gidelim.Geç kalacağız.
  Eun Sun :-Işıl, ben bir kantine inip geliyorum.
  Işıl :-Tamam da çabuk gel.Hocayı kızdırma.
  Eun Sun :-Tamam. Dedi ve gitti.
  Asansör gelmişti.Kapı açıldı.Işıl, içeri girdi.İçeride arkası dönük biri vardı.Birden,kendisine döndü.
  :-Mergaba So Eul.
  Işıl :-Yong! Burada da mı karşıma çıktın?
  Yong Hwa :-Bu benim plânım değil.Yani tamamen benim iradem dışında gelişti.
  Işıl,önüne döndü. İkisi de suskunlardı.Göz ucuyla Yong Hwa 'ya baktı.Gizlice.Yong 'da kendisine. Sonra tekrar döndüler önlerine.Sessizce asansörde,gidecekleri kata ilerlerken,birden asansör durdu.Işıklar söndü.
  Işıl :-Aha!Asansörde kaldık.
  Yong Hwa :-Elektrikler gitti.
  Işıl :-Yani asansörde kaldık. Dedi telâşla.
  Yong Hwa :-Öyle de denilebilir.Sen niye panikledin?
  Işıl :-Paniklerim tabi.Benim hemen buradan çıkmam lâzım.Hemen.
  Yong Hwa :-Kapıyı tutmuyorum ya çık.
  Işıl kapıya vurmaya başladı :-Dalga geçiyor benle ya.İmdat!Kapıyı açın.Ne oluuuurr!Asansörde kaldım!Hem de Jung Yong Hwa ile!Dedi Yong 'a bakarak.
  Yong Hwa ,birden bir kolunu attı duvara.Işıl 'ı0n gözlerinin içine bakıyordu.
  Işıl :-Ne yapıyorsun sen?
  Yong Hwa, diğer kolunuda attı.İki kolunun arasında kalmıştı.
  Yong Hwa :-Eve dönüyor musun?Dönmüyor musun?
  Işıl :-Dönmüyorum.Ne yapacaksın?
  Yong Hwa :-Eğer eve dömmezsen,seni öperim.Dedi ve Işıl'ın alnına kadar yaklaştı.
  Işıl :-Saçmalama Yong Hwa.
  Yong Hwa :-Ben ciddiyim.Seni başka türlü korkutmanın yolu yok.Hijyen takıntın,bir işe yarayacak.
  Işıl :-Bunu yapmazsın değil mi?Dedi korkarak.
  Yong Hwa :-Hayır, yaparım.
  Işıl, küçücük kalmıştı Yong Hwa 'nın karşısında. Pısmıştı iyice.Kalbi heyecan dolmuş,deli gibi çarpıyordu.Kendisini öldürebilecek kadar hızlı çarpıyordu hemde.Ter dökmeye başlamıştı ılık ılık.Yong Hwa,kendisine yaklaştıkça vücudu daha ağır,daha şiddetli tepkiler vermeye başlamıştı.Baştan aşağıya eli kolu titremeye başlamıştı meselâ.Dermanı,kesildikçe kesiliyordu.Yong Hwa, anlamıştı onda ki bu garipliği.Çünkü Işıl, yavaş yavaş, diz çöktü yere.
  Yong Hwa :-Işıl, Işıl,iyi misin sen?Tamam öpmeyeceğim seni.Sadece blöf yapıyordum.
  Işıl :-Yong, nefes alamıyorum.Benim kapalı alan korkum var.Bi de panik atak.Tuttu biri galiba. 
  Yong Hwa:-Anladım canım, sakin ol.Rahatlamaya çalış. Birazdan çıkacağız buradan tamam mı?Derin derin nefes al.Dedi ve yere oturup, Işıl 'a sarıldı.
  Işıl :-Ölüyorum galiba.Dedi güçlükle.
  Yong Hwa :-Hayır, ben seninleyim.Güzel şeyler düşün.Yeşil bir yer,yanında da şırıl şırıl akan bir nehir düşün.
  Işıl :-Burası Türkiye olsun mu?Dedi dermansız dudaklarından çıkan cılız kekimeler ile.
  Yong Hwa :-Olsun canım. Türkiye olsun.Sen suyun yanında çimlerin üzerinde oturmuşsun.
  Işıl :-Havayı kokluyorum.
  Yong Hwa:-Evet.Çiçek kokuları karışmış havaya.
  Işıl :-Çok güzel kokuyor!Bu hangi çiçek?
  Yong Hwa :-Sen hangisini istersen.
  Işıl :-Gül,gül olsun.Kırmızı hem de.
  Yong Hwa :-Evet. Kırmızı gül.
  Işıl :-Ya sen?Neredesin?
  Yong Hwa :-Ben,ben...
  Işıl :-Türkiye'desin değil mi?
  Yong Hwa gülümsedi :-Ben senden hiç uzak kalabilir miyim?Elbette yanında,Türkiye 'deyim.Yanında oturuyorum.Beraber,suda ki yansımamıza bakıyoruz.
  Işıl :-İyi ki yanımdasın Jung Yong Hwa.
  Birden,elektrikler geldi.Işıl ve Yong, birbirlerine bakıp,hemen geri çekildiler.Işıl zaten,panik ataktan ruhunu teslim etmek üzereydi.Kapı açılır açılmaz,dışarı attı kendini.Koşarak acile gitti.Yong Hwa'da peşinden.
  Yong Hwa :-Işıl,beklesene!
  Işıl :-Bekleyemem Yong! Sakinleştirici filân almam gerek.Öleceğim yoksa.
  Yong Hwa :-Sadece panik atak bu.Ölmezsin.
  Işıl, acile hızlı bir giriş yaptı.
  Işıl :-Sakinleştirici verin bana lütfen.
  Hemşire:-Doktor hanım, sakin olun.Şöyle oturun.Dedi sedyeyi göstererek.
  Yong Hwa :-Psikiyatriye gitsek?
  Işıl :-Hemşire hanım,dediğimi yapar mısınız?Sakin olabilsem,olacağım zaten.Dedi ve birden,masada maskesi ile birlikte duran,sakinleştiriciyi gördü.Hızla gidip,maskeyi kendine taktı.Panik atak denen bu ruhsal hastalık,insanı çaresiz bırakan büyük bir iç buhramdı ve kötü ötesi kötü bir etkisi vardı insan üzerinde.O zeki mi zeki,düşünmeden davranmayan Işıl 'ı aniden maskeyi takmak zorunda bıraktığı gibi.Ama Işıl 'ın sakinleştirici diye taktığı bu maske,beklediği gibi sakin olmasını sağlamayacaktı.Aksine ortalığı karıştıracak mini bir fırtına kopmak üzereydi.
  Işıl, narkoz almıştı bilmeden.Kafası karışmaya başlamıştı. Hafif hafif, başı dönüyordu.Beyninde ki mantık bölgesinden ayrılıyordu yavaş yavaş.
  Hemşire:-Doktor hanım, aldığınız o şey...
  Işıl maskeyi çıkardı :-Ne var bunda hemşire hanım?Kendimi bi tuhaf hissediyorum.Başım mı dönüyor? Yoksa deprem mi oluyor?
  Yong Hwa :-Sahi ne var onda?
  Hemşire :-Narkoz.
  Yong Hwa :-Yok artık.
  Işıl sedyeye oturdu ve ağlamaya başladı :-Yaa,nedir benim bu Yong Hwa 'dan çektiğim yaa!Sonunda öldürecek beni.Dedi aldığı narkozun etkisi ile.
  Hemşire Yong Hwa 'ya baktı şaşkınlıkla. Yong Hwa 'da ona.
  Yong Hwa :-Ben bir şey yapmadım. Gerçekten.
  Işıl :-Nedir benim bu Koreli'den çektiğim?Dedi ağlayarak.Yong Hwa,yanına gitti.
  Yong Hwa :-İyi de neden ağlıyorsun şimdi?
  Işıl omuzuna vurdu Yong 'un.
  Yong Hwa :-Ah,ne vuruyorsun?
  Hemşire :-Narkozdan ne dediğini bilmiyor doktor bey.
  Işıl :-O değil de bu narkoz,iyi geldi benim panik atağa.İçimde ki sızı da gitti.Çarçıntı çarp,çarmak,çarptı,neydi o kelime?
  Hemşire dışarı baktı birden başını uzatıp :-Asıl şimdi biz çarpılacağız.Profesör,teftişe çıkmış.Buraya geliyor.
  Yong Hwa :-Ne?
  Işıl :-Bırakın gelsin.Neden korkuyorsunuz?
  Hemşire :-Saklansanız mı acaba?
  Yong Hwa :-Bu hâlde mi?Dedi Işıl 'ı göstererek.
  Hemşire :-Eğer bunu görürse,hem doktor hanımın eğitim hayatı, hemde sizin ki tehlikeye girer.Bu tür şeylere tahammülü yoktur.
  Yong Hwa :-Peki ama nereye saklanacağız?
  Hemşire :-Brandanın arkasına tabii.Dedi ve Işıl ve Yong Hwa 'yı alel acele oraya sakladı.
  Profesör,odaya girmişti.
  :-Merhaba hemşire hanım.
  Hemşire :-Merhaba efendim.
  :-Hımm.Her şey düzenli.Malzemeler,yerli yerinde.Temizlik,iyi.
  Işıl, kahkaha attı birden.Yong Hwa, ağzını kapattı Işıl 'ın.Telâşla "sus"işareti yaptı.
  :-Çok mu komik hemşire hanım?
  Hemşire telâşlanmıştı:-Ne için efendim?
  :-Gülüyorsunuz da.Nedenini söyleyin,beraber gülelim.
  Işıl :-Yong, Türkiye'de de öğretmenler böyle söyler.Dedi fısıldıyarak. Bir yandan da kıkırdayarak gülüyordu.
  Yong Hwa fısıldadı:-Işıl, bi sussana.Dedi ve yine kapadı ağzını.
  Hemşire:-Ben gülmedim efendim.Ses dışarıdan geldi.Dedi Yong ve Işıl 'a imâ ile seslenircesine.
  :-O zaman ben özür dilerim.Yanlış duydum galiba.Dedi ve teftişe devam etti.Hemşire hanım,derin bir nefes almıştı.
  Işıl :-Neden saklanıyoruz,bi çıkıp tanışalım.
  Yong Hwa :-Oldu canım.Çay ya da kahve de içersiniz her hâlde.Hastahaneden kovulmazsan tabii.
  Işıl :-İyi oluuur.
  Yong Hwa :-Sen sessiz ol yeter.
  :-Birde şu brandanın arkasına bakalım.
  Hemşire :-Ne gerek var hocam?Orada sedyeden başka bir şey yok.Dedi telâş ile.
  :-Olsun.Ben yine de bir bakayım.İşimi ciddiye alırım.
  Hemşire :-Bu gün almasanız?
  :-Ne oluyor size hemşire hanım?Yoksa bir şey mi saklıyorsunuz orada?
  Yong Hwa:-Olamaz,buraya bakacak.Kesin yakalanacağız.
  Hemşire :-Yok hocam.Bir şey yok elbette.Ama bakmanıza gerek de yok.Her şey kontrol altında.
  :-Ben yine de bakayım.Dedi profesör ve brandaya doğru ilerledi.
  Yong Hwa :-Elveda psikiyatri!Elveda Doktor Jung Yong Hwa! İlk defa adam olmaya karar vermiştim.Hele de Işıl, ayıkınca,beni öldürmekten beter edecek.
  Işıl hâlâ kıkırdıyordu.
  Yong Hwa :-Her şey bitince,böyle de gülebilecek misin acaba?
  Hemşire :-Eyvah!İşimden olacağım.Diye düşündü.
  Profösör doktor,denetlemenin sonuna gelmişti.Yong Hwa 'nın da sonuna.Elini atmıştı brandaya.Yavaş yavaş açmaya başladı.Yakalanacaklardı ve gerçekten bu durum,hastahane şartlarında affedilir bir suç değildi disiplin abidesi hastahane profesörü için.Brandayı açtı,açtı,ama son dakikada bir hemşire kendisine seslendi.
  Hemşire :-Hocam,acilen yoğun bakımdan bekleniyorsunuz.
  :-Tamam şuraya da bakayım geliyorum.
  Yong Hwa, gözlerini kapatmış,bir eli de Işıl 'ın ağzında yakalanmayı bekliyordu.Kensisini hazırlamıştı kovulmaya.
  Hemşire :-Yalnız hocam,durum çok ciddi.Hastanın hayatı söz konusu.
  :-Öyle desene çocuğum.Hemen gidelim.Dedi ve çıktı odadan.
  Yong Hwa 'da brandanın arkasından çıkıp geldi.Hemşire ile birlikte derin bir oh çektiler.
  Hemşire:-Sonunda.Kurtulduk.
  Yong Hwa:-Oh!Teşekkür ederim hemşire hanım. Sayenizde hem mesleğim,hem de hayatım kurtuldu.
  Hemşire :-Hayatınız?
  Yong Hwa, Işıl 'ı gösterdi.
  Işıl birden gülmeye başladı :-Bu çocuk varya hemşire, dünya tatlısıdır.Hem de dünyanın en tatlısı.Dedi ve sarılı verdi.
  Yong Hwa :- Bu sarilmada narkozdan öyle değil mi?Aklı başında iken böyle şeyler yapmazda.
  Hemşire güldü :-Aynen öyle. 
  Işıl,Yong Hwa'ya baktı. Gözlerini hiç ayırmadan,hiç kaçırmadan.Narkoz cesareti ile.
  Işıl :-Yüzü bebek yüzü olduğu kadar,kalbi de bebektir.Temiz,tertemiz.
  Hemşire,bu sözleri hayran kalmışçasına dinliyordu. Çünkü ortam,panik ortamından ayrılmış,romantikleşmeye doğru gidiyordu.
  Yong Hwa, gözünü kırpmadan dinliyordu Işıl 'ı.
  Işıl sendeledi,durduğu yerde bir iki adım:-El değmemiş saf bir sevgisi var.Saf bir kalbi.Belki kalbini sevdiğim için yanındayım. Belki yüzünü.Belki de her ikisini.Dedi ve bir anlık baş dönmesi ile yere yıkılıyordu ki Yong Hwa, onu tuttu.
  Hemşire :-Biraz dışarı çıkarın isterseniz.Temiz hava alsın.
   Jung Yong Hwa, Sırtına aldı ve dışarı çıkardı Işıl 'ı.Işıl ise gülme kriziden ağlama krizine,ağlama krizinden gülme krizine geçiş yapıyordu. Krizlerden kriz beğeniyordu kendisine kısacası.
  Yong Hwa,evine getirmişti Işıl 'ı.Araban indi ve yine sırtına aldı.Bahçede ilerliyordu.
  Işıl :-Yong, sen aşşağıda iyi misin? Dedi gülerek Yong Hwa 'nın sırtında.
  Yong Hwa :-Ya,sorma!Sırtımın kemikleri birbirlerine girdi seni taşımaktan.
  Işıl, birden ağlamaya başladı :-Ne yani ben çirkin miyim?Söyle haydi söyle.Seni beğenmiyorum de.Söyle hadi.Diye bağırdı birden.
  Yong Hwa :-Sırtımda taşımaktan,seni beğenmediğime nasıl gelebildik acaba?
  Işıl :-Sen söyledin.
  Yong Hwa :-Ya öyle bir şey demedim.Tamam, seni güzel buluyorum.Çok güzelsin.Şirinsin.Tatlısın.Oldu mu?
  Işıl gülmeye başladı:-Oldu!Dedi ve yüzünü omuzuna dayadı.
  Yong Hwa :-Nasıl bir kızsın sen So Eul?Yaşlı başlı bir kadın desem,değilsin.Çocuk desem hiç değilsin.Olgunluk ile çocukluk karışımı bir Türk kızı.Şımarıklık yok.Ama bir o kadar sorumluluk.Şirinlik tavan yapmış,onun kadar da keçilik.Belki de sensin beklediğim.Dedi ve kapıya geldi.Durdu ve Işıl 'a seslendi.Işıl, çoktan rüya aleminde geziniyordu.
  Kapıyı açacak ne bir anahtar,ne de bir kişi vardı. Kısacası kapıda kalmışlardı.Merdivenlere oturdu Yong Hwa. Işıl 'ı da yanına oturttu.Bu sefer başı omuzunda olan Işıl idi. Hiç bir şeyden habersiz uyuyordu.Ve belki de bu gün yaşadığı hiç bir şeyi hatırlamayacaktı uyandığında.
 
 

BENİM KÜÇÜK DADIMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin