1

1.9K 166 69
                                        

Şehir, genelinde trafik yoğun saatleri hep stabil olurdu. Bu trafiğe tutulanlar kimisini çileden çıkarsa, bir buğday tarlasını eken sahibi gibi sabır isterdi. Bu trafik genelde belirli saatleri vardı.

Sabah işe giden işçi, öğrenci, görevliler bunun gibi bir çok insanlar bulunmaktaydı.
Sokağın başındaki tabelaya dikkatlice bakarak, İlerleyip caddeye saptı. Etraftaki kalabalık büyük bir gürültüye yol açmıştı. Sanki herkes büyük bir tusunamiden kaçıyorlar gibiydi.

Akşamın yoğun trafiği, egzoz kokuları havayla birlikte karışmıştı. Karanlık çökerken geriye kalmış sisli Hava, gittikçe karartırken, gökyüzündeki yıldızlar buna eşlik eder gibiydi. Ayrı bölümlere getirilen sokak, sokak, araba, araba birbirini kovalarken mağazaların farklı reklamları, rengârenk ışık süslemeleri hepsi aralarında büyük bir sıkıştırılma oluşturulmuştu.

Adımlarını daha hızlandırıp caddede yürürken,
İlerde gözüne çarpan dergiye dikkatlice baktı. Hızlı adımlarla yaklaşarak dergiyi elinde sıkıca tutu. Fransa'ya ait çeşit çeşit manzaralar onun heyecanlanmasana sebep oldu. Bu Farklı manzaraların üzerinde büyük harflerle çevrelenmiş yazılar bulunmaktaydı.

"bir Avrupa turuna ne dersiniz?"Diye
geçiyordu.

Fotoğrafın ihtişamlı manzaraları ona daha heycan veriyordu. Bu turizm amaçlı yapılan geziler, gurup halindeki kişiler yer almıştı.
Dükkanın içinde ani bir reveransla başıyla eğip tekrar kaldırdı.

"bir şeye mi baktınız?"diye sordu.

"hayır.. Sadece.. Ne kadar bu dergi?"Diye kekeleyip tekrar düzleti.

"10 tl"dedi ve başını saladı.

Elini timsah derisinin çakmayla yapılan çantasına koyup cüzdanını çıkartı. İçinden 10 tl çıkartarak yanındaki adama uzattı. Tekrar başını dergiye çevirip, bir müddet bakıp çantasına koydu. Karanlık sokaklardan giderken, kulaklarına hafif çınlama sesleri gelmişti. Bu bitkilerin, arasında canlı türlerin sesini olarak anımsadı. Bu çok tuhaf gelsede biraz komik gelmişti. Şimdi ise Çınar ağaçların altında yürüyor ve akşamın verdiği sonbahar havası bedeninde yayılıyordu.

Adımlarını biraz daha yavaşlayarak üstüne dikkatlice baktı. Günün gezintisinin verdiği kiri taşımak istememişti. Neyse ki üstü herhangi bir kir bulunmuyor ve daha dikkatli davranarak tozu üzerinde taşımak niyetinde değildi. Çengelköy'ün köy gibi yaşamı onu çileden çıkartsada çoğuna huzur verirdi. Rampanın bulduğu yerlerde söylenerek yürüdü. Adımlarını hızlandırarak yürümeye başladı.

On beş dakikanın ardından eve varmıştı. Gar dolabından, çıkarttığı eşofman takımı üzerinde geçirip rahatladığını hissetti. Ve artık rahat bir yerde olduğu için yorgunluğunu Yatağın tül gibi yumuşaklığa verdi. Bugün ilgisini çeken dergiyi çantasından çıkartıp hafifçe dokundu. Dergiyi açıp tek tek gözden geçirip bir iç çekti.

"ben ne zaman buraları gezeceğim?"

Gözlerini hafifçe kapatarak kendini Avrupa turlarında müzelerdeki o harikulade yerde buldu. Kapının gıcırtısıyla aniden tüm gördükleri silinip gitmişti. Bu onun daha sinirlenmesine sebep olmuştu.

"Yemek yaptık yemiyecekmisin?"diye sordu kapının pervasında durup öylece bekledi.

"Hayır hayır Kapıyı çabuk kapat ses çıkarmadan git. Beni rahatsız etme!" dedi ses tonunu yükselterek

"Tamam" dedi içinden bir sabır çekerek.

Kız kardeşinin yani tuana' nın asi tavırlarına alışmıştı. Tuana evin en küçük kızı olmasına rağmen, şımarık yetiştirilmiş ve bu durum ailesini her ne kadar kırıcı olsada bu asi tavırlarına alışmıştı. Çünkü bu tavırlarıyla sevilir annesi tarafından övülürdü. Tabi akraba, eş, dost bu duruma tavrını eklesede bu onu daha çok vurdumduymaz biri yapardı.
Elindeki dergiyi kenara koydu ve abajürü kapatı.
Gözlerini kapatıp, bir sağa bir sola dönüp uyukladı.
Güneş, pencereye ışıldayarak odanın içinde loş bir hava katmıştı.

VERDE (Tamamlandı) Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin