Multimedya: Beyza, Ahmet ve Efe
"Zehra, sen bugün evdesin değil mi?"
"Evet abla evdeyim."
"İyi, ben bugün hastanede nöbetçiyim de yarın sabah eve anca gelirim. Sen Arya ile ilgilenirsin."
"Olur abla, gidecek bir yerim yok zaten. Hem bu fıstık ile biraz eğleniriz biz." Yanında oturan Arya'nın burnundan makas aldı ve karnından gıdıkladı. Arya'nın en sevdiği şeydi gıdıklanmak.
"Tamam o zaman, yarın görüşürüz. Ben yine akşam arar, Arya'nın sesini duyarım." Koltukta oturan Arya'nın yanağından öptükten sonra Zehraya da sarıldım ve kapıyı açıp evden ayrıldım.
Hastaneye vardığımda ilk işim doktor odasına gidip önlüğümü almaktı.
"Günaydın Derya." Önlüğümü giyerken bana seslenen Beyza'ya gülümsedim. Zehradan sonra güvenebileceğim ikinci kişiydi Beyza.
"Günaydın." Önlüğümü düzelttikten sonra telefonumu cebime koydum ve Beyza'nın yanına gittim.
"Bugün nöbetçisin değil mi?"
"Evet." dedim dudağımı büzerek. Beyza ise buna karşılık güldü.
"Sende nöbetçisin değil mi?"
"Evet, bende." Başımı aşağı yukarı hareket ettirdim.
"Ee, senin fıstık ne yapıyor? Uzun zamandır görmedim onu, büyümüştür bayağa."
"Aynen, çok hızlı büyüyor."
"Kaç yaşına geldi?"
"1 yaşına daha yeni girdi."
"Yaa, nazar değmesin ama çok tatlı. Maşallah." Beyza'ya içtenlikle gülümsedim.
"Ay, lafa daldık ama işleri unuttuk. Ahmet hoca bizi kesecek, koş." Son anda hatırladığımız Ahmet hoca ile odadan koşarak çıkmaya başladık.
Hastanenin koridorunda koşarken görüş alanımıza Ahmet hoca girmişti. Yanında da stajyerler ile her zamanki yerinde görev dağılımı yapıyordu.
Beyza ile koşarak diğerlerinin yanına gittiğimizde Ahmet hoca göz ucuyla bize baktı. Yine göze baktmıştık.
"Hocam, geç kaldığımız için çok özür dileriz." dedi Beyza, her ikimiz için de.
"Yine, geç kaldığınız için desek daha doğru olur sanırım." Ellerini göğsünün üstünde birleştirdi ve yine alttan alttan laf soktu.
"Haklısınız hocam, kusura bakmayın." dedim bende.
"Bir daha olmasın."
"Peki." Ahmet hoca sıkı disiplinli birisiydi, kimseyi boş görmek istemezdi. Hani doktorlar dizisindeki gestapo yani Fikret var ya, onun gibi inatçıydı.
"Adam inatçı, disiplinli felan ama yakışıklı." Sadece benim duyabileceğim şekilde konuşmuştu Beyza.
"Ne diyorsun sen?"
"Ahmet hoca diyorum, sence de yakışıklı değil mi?"
"Nereden çıktı bu?"
"Nereden çıktığı mı var Derya, adam bizim için de çok büyük değil zaten. Biz 27 Ahmet hoca 31 yaşında, yani fazla büyük değil."
"Saçmalama Beyza, şimdi işe geri dön yoksa kötü olacak." Ahmet hocaya baktığımda diğerlerine görev dağılımı yaptığını gördüm. En azından ne konuştuğumuzu duymamıştı, yoksa rezillik diz boyu!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AŞK BORCU'M
Romanzi rosa / ChickLitGözyaşlarına yenilerini eklerken, devam etti Derya sözlerine. Bu seferkiler bağırma, kırma değil de şiirsel anlatımdı. Yıkmak, dağıtmak bir işe yaramıyordu kendisini anlatmasına. Belki bu sözler anlatırdı, ha? "Bana seni gönder uzaktan Düşlerinle ya...
