•21•

245 23 4
                                    

Hermione yerde yatan Ron'a bakarken aklından tüm düşünceler silinmişti. Donmuş kalmıştı, kolları onun isteği dışında Ron'u ayağa kalkmasıiçin sarsarken Ron'un tepki vermeyen bedeni gibi.

"Hermione, kalk!" dedi Harry, "Ron'un hastane kanadına gitmesi gerek! Hermione!"

Hermione Ron'u bırakıp ayağa kalktı, hareketleri onun elinde değil de dışarıdan biri tarafından yönlendiriliyor gibiydi. "Ölmedi..." dedi kendi kendine. "Saldırıya uğramış. Yaralanmış, ama yaşıyor. Kendine gel Hermione."

O kendini toparlayana kadar Harry olayın kontrolünü çoktan ele almıştı. Öğrencilerden oluşmuş kalabalık kenara çekilerek Ron'a yol veriyordu ve olay yerine doluşmuş birkaç profesör de peşlerinden gidiyordu. Hermione gözünden aktığını bile fark etmediği yaşları sildi. En iyi arkadaşlarından birinin yerde öylece, kanlarla kaplı şekilde yattığını görünce tüm her şey kaybolmuş, sadece Ron kalmıştı görüşünde. Aklına Ron ile olan son konuşmaları gelmişti, daha doğrusu son tartışmaları ve o kısacık an içinde yaşadığı üzüntü ve pişmanlık onu ele geçirirken Ron'un gitmesini izlemişti sadece. Ron'un başına her ne geldiyse kurtulacağını biliyordu. İyileşmeliydi.

Hermione kendi aralarında tekrar toplanıp yüksek sesle neler olduğunu tartışan kalabalığın arasından geçmeye çalıştı. İnsanlar ona yol vermektense, neler olduğunu sormaya daha meraklıydılar ve Hermione onlara ne olduğunu bilmediğini söyleyince buna inanıyormuş gibi gözükmüyorlardı.

Hermione hastane kanadına doğru hızlı adımlarla yürürken bir anda durdu. Draco Malfoy'un siluetinin merdivenlerden aşağı indiğini görmüştü ve yönünü oraya çevirdi. Şu an Ron'un yanında olması gerektiğini biliyordu ama...

"Draco!"

Boş merdivenlerde yankılanan sesi, duvarara çarpıp ona geri döndü. Draco'nun onu duyup duymadığını bilmiyordu. Merdivenleri hızlı bir şekilde indi, alt kata ulaştığındaysa Draco'nun onu duymayıp ilerlediğini gördü.

"Malfoy!" Tekrar bağırdığında Draco'nun onu duymaması imkansız olmasına rağmen Draco yine durmadı ve ilerlemeye devam etti. Hermione nefes nefese kalmıştı. İçinde kaynayan sinirin de buna pek bir yardımı olmuyordu. Ron'un başına gelenlerinin Malfoylarla alakalı bir şey olduğunu tahmin etmiyordu, biliyordu. Şu an Ron'un ne halde olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu ama Ron saldırıya uğraşmıştı, öyle ki kendini savunamamıştı ve bu haldeydi ve Hermione hala kendini tam olarak normal hissedemese de birinden hesap sorması gerektiğini biliyordu.

"Finite!"

Hermione'nin asasından çıkan ışık, Draco'nun tam köşeyi döneceği yerde bulunan zırhlı şövalye heykeline çarptı ve şövalyenin kılıcı büyük bir gürültüyle yere düştü, Draco'nun önüne. Hermione bunun olacağını kesinlikle planlamamış olsa da işe yaramıştı, Draco durmuştu. Hermione onun arkadan omuzlarının inip kalktığını gördü ve sonunda onun olduğu yere yetişebildi.

"Adını sesleniyorum ve arkandan koşuyorum, neden durmadın?" dedi nefes nefese.

"Benim de yetişmem gereken bir yer var Granger." Dedi Draco. Sesinden gelen bıkkınlık tonu Hermione'nin geri çekilmeyi düşünmesine neden oldu. "Neden Weasley'nin yanında değilsin?"

"Sen neden kaçıyorsun? Seni gördüm. Giriş Salonu'na beraber gitmiştik, sonra ben ilerledim, sense endişeyle arkanı dönüp kaçmaya başladın. Kime rapor vermeye gidiyorsun Malfoy?"

Draco arkasını döndü ve Hermione'ye tepeden baktı. "Kime ne raporu vereceğim? Ne diyorsun sen?"

"Anlamıyormuş gibi davranma. Okulda en son saldırılar ne zaman oluyordu? Ne zaman başladı? Bunu kim yaptı? Hepsini biliyorsun! Belki de bunun ortaya çıkmaması gerekiyordu ve sen de hemen bu 'acil durumu' babana söylemeye gittin? Ya da okulda sakladığınız başka ölüm yiyenler de mi var? Çünkü Alecto ve Amycus Carrow dönemi ile olan benzerlikler aklımdan gitmiyor nedense!"

 𝑶𝑵𝑳𝒀  | 𝐇𝐚𝐫𝐫𝐲 𝐏𝐨𝐭𝐭𝐞𝐫 𝐅𝐢𝐜𝐭𝐢𝐨𝐧 | 𝐃𝐫𝐚𝐦𝐢𝐨𝐧𝐞Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin