Hermione gözlerini açtığında hissettiği ilk şey ağrıydı. Sırtında, bacaklarında ve kafasında hissettiği ağrı. Gözlerini birkaç saniye kapalı tuttu, sonrasındaysa gözleri hastane kanadının tanıdık görüntüsüyle buluştu.
"Hermione," dedi Draco'nun sesi. Hermione şu an pek kendinde olmasa da Draco'nun sesinin rahatlamış çıktığını söyleyebilirdi. "Nasılsın?"
Hermione yattığı yerde doğruldu. Yanındaki koltukta Draco oturuyordu, onun dışında hastane kanadı boştu, kimse yoktu. "Bilmiyorum," dedi Hermione. "Neden buradasın? Ne oldu?"
"Bence biraz daha uzanmalısın..."
"Hayır, Draco... Ben... Biri vardı, Harry gibi gözüküyordu ama Harry değildi, onun kim olduğunu bulmam lazım..."
"Sakin ol," dedi Draco sakinleştirici bir ses tonuyla.
"Okulda çok özlü iksirle gezen biri var, herkes olabilir! Bunun tehlikeleri-"
"Öyle biri yok." Hermione Draco'ya döndüğünde gözleri onun grileriyle kesişti. "Merdivenlerden düşmüşsün Hermione ve kendinden geçmişsin. Neden olduğunu bilmiyorum ama işin içine Peeves'in dahil olduğuyla ilgili tahminlerim var."
"Hayır," dedi Hermione, gözlerini sımsıkı kapattı hatırlamaya çalışarak. "Sersemletildim. Harry tarafından. Yani Harry olmayan Harry,"
"Hayır," dedi Draco. "Bunlar gerçek değil. Dediğim gibi, kafanı çarptın ve olmayan şeyleri şu an varmış gibi düşünüyorsun..."
"Hayır, Draco..." Hermione yavaş yavaş sinirlenmeye başlarken başının ağrısının arttığını hissetti. "Biliyorum, onun arkasından koştum, benim asamla bana büyü yaptı..."
"Öyle olmadı," Draco sabırlı bir edayla konuşuyordu. "Dediklerini duy bir. Neden birisi Harry kılığına girip de sana, Harry'nin en yakın arkadaşlarından birine saldırsın? Neden kendini ele versin?"
"Bilmiyorum..." Bu mantıklı gelmişti aslında biraz. Düşünceleri bulanık, kafası karışıktı. Harry gözlerinin önünde net olmasa da belirebiliyordu, neler yaşadığını hatırlayabiliyordu... ama ya hepsi Draco'nun dediği gibi gerçek değilse?
Draco elini tutmaya devam ederken ona yaklaştı ve yanağına yumuşak bir öpücük kondurdu. Hermione yanağından yayılmaya başlayan ürperti hissinin tüm vücudunda dolaştığını hissetti ve kısa süre sonra düşünceleri birbirine karışarak uykuya daldı.
•
"Hermione?" Hermione'nin gözlerini açtığında gördüğü şey Harry'nin kendisine bakan yeşil gözleriydi. Ron ise onun yanında, bir o kadar endişeli bir şekilde bakıyordu kendisine. Hermione birkaç kere gözlerini kırpıştırdı, kendini tamamen iyi hissediyordu.
"Ne oldu?" diye sordu, kelimeler kulağında yankı yapmıştı sanki.
"Bilmiyorum." dedi Harry. "Ron da bilmiyor. Kimse bilmiyor. Tek bildiğimiz Malfoy'la olan cezana gitmek için ihtiyaç odasından çıktığın ve... sonra seni Ortak Salon'da bulamadık."
Harry oturduğu yerden kalktı ve yatağın çevresinde dolanmaya başladı. Adımları hızlı ve sinirliydi. "İkiniz de yalnızken saldırıya uğradınız. Bunu yapanın kimin peşinde olduğu açık."
"Asıl amaçları sana mı saldırmak yani?" dedi Ron, bakışlarını Hermione'den Harry'ye çevirirken.
"Ben diye bir şey yok Ron. Biz varız. Ve bunlar üçümüze yönelik yapılıyor. Araştırdığımızı biliyor olabilirler, evet, elimizde neredeyse hiçbir şey var ama, sonuca ne zaman kısa sürede ulaştık ki zaten? Daha okul açılalı bir ay olmadı. Eğer gerçekleri ortaya çıkarmaya çalıştığımız için engellenmeye çalışıyorsak, gerçekten de ortaya çıkarılması gereken şeyler var demektir."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝑶𝑵𝑳𝒀 | 𝐇𝐚𝐫𝐫𝐲 𝐏𝐨𝐭𝐭𝐞𝐫 𝐅𝐢𝐜𝐭𝐢𝐨𝐧 | 𝐃𝐫𝐚𝐦𝐢𝐨𝐧𝐞
Fanfiction•Harry Potter Fan Fiction• Kitap esas olarak bir Dramione hikayesi değil, genel bir fiction hikayesini anlatmaktadır. Kapak ve kitabın adı düzenlenecektir. ~ Karanlık bir sabaha açtı gözlerini genç adam. Ne zamandan beri karanlıktı ki onun günleri...