bir hafta sonra
jaehyun onu kucağına aldığında sızlandı doyoung, bacaklarını jaehyun'un iki yanından geçirdi ve ona sürtünmeye başladı. jaehyun her iki eliyle doyoung'un yanaklarını tutarak onu sertçe öpmeye başladı.
ama ikisi de çevrilen anahtarın sesini ve ön kapının açılmasını duymadı.
"jaehyun! biz gel- aman tanrım!" jaehyun hemen doyoung'tan uzaklaştı, doyoung koltuktan düşüp kafasını sehpaya çarpmamak için jaehyun'un tişörtünün yakasına tutundu. jaehyun'un yüzü utançtan kıpkırmızı olmuştu.
doyoung mahçup olmuş bakışlarla kapıdaki iki kişiye baktı, onların jaehyun'un ebeveynleri oldukları çok açıktı.
babası gördüğü şeylerle çok eğlenmiş gibi gözüküyordu, ama annesi? çenesinin hâlâ yerde olması, annesinin nasıl hisettiğinin apaçık göstergesiydi.
"merhaba anne," jaehyun utançla fısıldadı. "ve baba."
jaehyun'un babası kıkırdayınca ikili daha fazla kızarmıştı.
"siktir," diye fısıldadı doyoung, ama jaehyun'un babası bunu duymuş ve daha fazla gülmeye başlamıştı.
"sorun değil evlat. daha kötüsü de olabilirdi, en azından aletleriniz hâlâ pantolonlarınızın içinde," dedi babası mutfağa yürümeden önce.
"seungwon!" jaehyun'un annesi eşinin arkasından bağırmıştı. "bu konuda nasıl bu kadar rahat olabilirsin? kelimenin tam anlamıyla, oğlumuzu başka bir erkekle ateşli bir şekilde öpüşürken yakaladık!"
jaehyun'un babası elinde bir tepsi ve dört bardakla beraber geri döndü.
"mikyung, dürüst olmak gerekirse, pantolonları üzerlerinde olduğu sürece bu gerçekten umrumda değil. biz de tanıştığımız gün aynısını yapmamış mıydık? bu kadar sert olma tatlım," tepsiyi masanın üstüne koydu. "biraz çay yaptım. şimdi, lütfen buraya gelip oturun ve birer yetişkin gibi bu konuyu konuşalım, olur mu?"
babası bir tane doyoung'un, bir tane de jaehyun'un önüne bardak koydu ve eşiyle beraber ikilinin karşısına oturdular.
doyoung, gülümseyerek birbirleriyle konuşan jaehyun ve ailesini izlemeye başladı. birden, jaehyun'un annesi içeri girdiklerinde gördüğü manzarayı hatırlayınca kaşlarını çattı, bir şeyler söylemek için ağzını açtı.
"sanırım kendimizi tanıtmalıyız," jaehyun'un babası, karısı cümlesine başlamadan önce hemen araya girdi. annesi çatık kaşlarıyla ona döndü,
babası karşılık olarak sadece gülümsedi.
"ben jaehyun'un babasıyım, şimdiye kadar bunu anlamışsındır. adım seungwoo, ve bu da eşim mikyung. normalde çok daha hoş biridir, ama sizi biraz uygunsuz yakaladığı için şu an böyle, onu anladığını düşünüyorum," sıcak bir şekilde doyoung'a gülümsedi.
"ımm, evet. onun için üzgünüm," doyoung mahçup olmuş şekilde gülümsedi. "ben doyoung. kim. kim doyoung. üniversitede tanıştık."
"o muhteşem birisi, anne. gerçekten " jaehyun bardak tutmayan elini doyoung'un elini tutmak için uzattı.
"doyoung, oğlumu gerçekten seviyor musun, yoksa sadece rol mu yapıyorsun? jaehyun'un acı çektiğini görmeyi gerçekten istemiyorum. eğer onunla sadece oynuyorsan, ölürsü-"
"anne, lütfen. sakin ol," jaehyun annesinin lafını kesti.
"sakin olmak mı? sakin olmak mı?! bütün gün işteydim, yabancılarla çevrili yeni bir okulda olduğun için senin hakkında endişeleniyorum; sana bakmak için evine geldiğimde ise seni bir yabancıyla öpüşürken görüyorum, ve sen hâlâ bana sakin olmamı mı söylüyorsun?!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
lavender::dojae
Fiksi Penggemarruh eşini inkar ettiğin zaman ilişkileriniz zarar görür. ve bu çok acıtır. all rights belong to @thefuckno
