Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Gırç gırç sallanan iki ahşap sandalye Islak ıslak ütülesen bile kırışıklığı geçmeyecek iki ten Belki önceden biri daha esmer, biri saha sarışındı bilemem Ama şimdi; aynı dozda, aynı güneşi yemekten Aynı şehirde, aynı gölgelerde dinlenmekten Aynılaşmış renkleri de. Bu bizim fotoğrafımız olabilir, geçen ay çekilmiş. Yaşlılık işte, unuttuklarım daha çok. Her cümlem o yüzden muallakta.
Yalnızca bir yemek kaşığı çay attım demliğe Ikimize kafi. Ne çok soruyoruz bu soruları; Kim içecek o kadar çayı? Kim yiyecek o kadar yemeği? Kim gidecek o kadar yolu? Azaldıkça daha çok, Yoruldukça onlar gelsin istiyoruz: Torun tombalak, Çoluk çocuk, Cümbür cemaat.
"Siz nasıl tanıştınız dede?" diye sorar belki bir tanesi Birkaç yemek kaşığı daha çay eklemek icap eder Uykumuz açılacak, çaylar koyulacak, sohbet koyu. Baştan oynayalım bu oyunu.
Bir ilk bakış var, İşte onu unutamıyorsan Aşķ başlıyor. Ondan sonraki göz göze gelmeler içindeHangisi son bakış bilemiyor insan. Her bakışta, 'ya seni bi daha göremezsem' hasreti... Nasıl özlerim, Ama nasıl özlerim, Ama nasıl. 'Ya bu seni son görüşümse?' düşüncesi yerleşti mi, Aşk hiç bitmiyor.