wasting breath

1.5K 90 30
                                        

"Açıkçası Harry ile birlikte olduğunu söylediğinde senin hakkında çok farklı düşünmüştüm."

Liam saatlerce konuşmamızın ardından itiraf etti.

"Bunun için üzgünüm."dediğinde gülümsedim.

"Onu tanımadan önce bana da böyle bir şey olacağını söyleseler aynı tepkiyi verirdim."derken kaçıncı olduğunu bilmediğim kahvemden bir yudum daha aldım.

Bugün hiç uyumamıştım ve kafamı hissetmiyordum.

Harry'nin bununla nasıl başa çıktığını düşünmeden edemedim. Belki de bütün mantıksız kararlarının nedeni uykusuzluktu.

Destiny esnerken Liam saate baktı.

"Tanrım... Gitsem iyi olacak."

Destiny umutla suratına bakıp sordu.

"Burada kalabilirsin. Bütün evi temizledik. Çok yorgunsundur."

Liam kendini koltuğa yayarken gülümsedi.

"Aslında bakarsan kolumu kaldıracak halim yok. Reddedemeyeceğim."

Destiny hafifçe kıkırdadığında gülümseyerek onları izliyordum.

Bir an onlara özenmiştim bu derece anlaşabildikleri için.

Harry ile sevgili değilken bile sürekli didiştiğimizi ve kavga etmeden durabildiğimiz tek yerin yatak odası olduğunu fark ettiğimde üzerime hüzün çöktü.

Destiny bana ne olduğunu sorarken kafamı iki yana salladım.

Onların bu ilişki olayları hakkında yeterince kafasını şişirmiştim.

Liam koltuğa uzanırken Destiny ona yastık getirmek için gitti.

O sırada telefonuma gelen mesajla irkildim.

"Umarım evdesindir. Çünkü sana geliyorum."-H

Hah. Evde olmadığımı adı gibi biliyordu.

"Evde değilim Harry."diye cevapladığımda diğer mesajı beklerken dudaklarımı kemirmeye başlamıştım bile.

"Tamam. Nerede olduğunu söyle. Seni alayım."

Kafamı iki yana sallayıp nefes verdim.

Ona ihtiyacım olduğunda gelmemişti. Şimdi canı istediği için gelmesi sinir bozucuydu. Ayrıca bugün onu görmek istemiyordum. Yüzü mantıklı düşünmemi engelliyordu.

"Burada kalacağım. Sonra görüşürüz."
diye yanıtladım.

Çok geçmeden ekranda Harry'nin araması belirdi.

Derin bir nefes verdim. Yeni bir kavgaya hazır değildim.

Meşgule attım ve dakikalardır beni izleyen Liam'a döndüm.

"Harry mi?"diye sorduğunda onu onayladım.

Dudaklarını birbirine bastırıp üzgün olduğunu ima etti.

Ona gülümsedim.

O sırada telefonum tekrar çaldı.
Harry'nin ben açana kadar arayacağını biliyordum. Bu yüzden bir an önce bu işi bitirmek istedim.

Ayağa kalkıp başka bir odaya geçtim ve telefonu yanıtladım.

"Efendim Harry?"

"Nerdesin?" Sesi yine buz gibiydi. Sanki berbat bir şey yapmışım gibi.

"Arkadaş-"

"Konum at bana Ef."

"Gelmek istemiyorum Harry. Bugün burada-"

"Beni çıldırtıyorsun Ef. Tek yaptığın bu. Konum at." Sesi çoktan yükselmişti bile.

Yeterince yorgundum ve bunun için enerjim yoktu.

"Bu gece Destiny'de kalmak istiyorum ve öyle de yapacağım. Beni arama."

"Neden doğruyu söylemiyorsun?"diye soludugunda kaşlarım çatıldı.

"Ne?"

"Yanındaki o sikik kim?"diye sorduğunda bir an kendimden şüphe etmemle Liam'ı hatırladım.

Cevap verecekken beni böldü.

"Daha doğrusu benim kim olduğumu biliyor mu?"

Göz devirdim.

"Ashley sizde kalabiliyorsa ben de erkek arkadaşımda kalabilirim."diye itiraz ettiğimde daha da çıldırdığını biliyordum ama nasıl hissettiğimi anlamasını istedim.

"Aynı şey değil EF."dediğinde güldüm.

"Neden?" Bir cevap veremediğinde onu daha da kızdırmak istedim.

"Ashley sende kalabiliyor. Sana sarılıyor ve seni öpebiliyor. Neden aynı şey olmasın?"

Gelen seslerden Harry'nin direksiyonu yumrukladığına emin oldum.

"Seni öptü mü?"

Yok artık. Nasıl olur da demek istediklerimi hep en tersinden anlardı.

"Tanrım biz hiç anlaşamıyoruz."derken telefonu kapattım.

Kör ve sağır gibiydik. Birbirimizi anlamamız olanaksızdı.

Bunun için de enerjim kalmamıştı zaten. Sadece birkaç saat uyumak istiyordum.

Destiny'nin odasına gittim ve yatağının kenarına uzandım.

Gözlerimi kapadığımda kendimi çoktan uykuya teslim etmiştim.

~~~

Boynumu gıdıklayan saçlarla uyandığımda kıpırdandım.

Belimi kavrayan bu ellerin sahibini anlamam için arkama dönmeme gerek yoktu.

Ben Harry'ı kokusundan tanırdım.

Kafasını gömdüğü omzundan kaldırdığında boynuma bir öpücük kondurdu.

Geri çekilmek için yeltendim ama yaptığı tek şey beni daha sıkı kavramak olmuştu.

"Ef. Az kalsın sana inanıyordum."dediğinde ifadesizce onu dinliyordum.

"Birinin sana dokuması fikri beni çıldırtıyor."diye mırıldandığında vücudumu ona döndüm.

Alınlarımızı birleştirdi ve küçük harflerle konuşmaya devam etti.

"Yalvarırım beni bununla sınama."

Harry'nin zayıf noktası buyken kendisinin buna hiç dikkat etmemesi çok bencilceydi.

"Evi nerden buldun?"diye sorduğumda elleri saçlarıma gitti.

Onları okşarken söylendi.
"Bazen kim olduğumu unutuyorsun."
Hala ifadesizce ona bakıyordum. "Aslında çoğu zaman."diye devam etti.

"Eğer içerideki çocukla tek olsaydın onun için üzülürdüm."dediğinde az önce suratında olan şefkat yok olmuştu.

"Onun için gerçekten üzülürdüm Ef. Başına gelecekler için."

Hafifçe gözlerimi kapadım. Uyumak istiyordum. Belki rüyamda her şey istediğim gibi giderdi.

Saçlarımla oynamaya devam ederken bir anda gözümden süzülen yaş kendimi dövme isteğime neden oldu.

Harry parmağıyla yüzümü silip dudağına küçük bir öpücük kondurdu.

Ellerimi yumruk yapıp göğsüne yavaşça vurdum.

"Neden Ashley etrafımızda olmak zorunda?"

Harry'nin sessizliği gözyaşlarımın artmasına neden olmuştu.

Harry ellerimi kavrayıp ona vurmamı sağlarken ellerimi geri çekmek istedim.

Sinirimi bu şekilde çıkarmamı istiyordu ama benim tek istediğim şey buna bir çözüm bulmasıydı.

Ellerimi serbest bırakıp beni göğsüne bastırırken mırıldandı.

"Özür dilerim."

Afterlife // hsHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin