▪▪▪▪▪▪▪▪▪▪
Aynalarla dolu bir odaya kapatılacağını ve günlerce orada tutulacağını bilseydi, yine de böyle düşünür müydü acaba? Şimdi acılar içinde çaresizce kıvranıyordu. Üç haftadır bu aynalı odadaydı. Vücudundaki taklit derisi çoktan sıyrıldığından, kızgın yağların içinde yanıyormuşçasına kendini sağa sola atıyordu. Sancıları hat safhadaydı. Bağırmaktan, ağlamaktan boğazları yara olmuş, sonunda her yeri aynalarla kaplı bu oda gibi sessizliğe bürünmüştü. Acıdan, gözlerini dolduran yaşları bile hissetmez olmuştu. Kafasının içinde bombalar patlıyor, aynalara başını vurmak bile bu patlamaları durdurmuyordu. Yaşlı doktorun güç veren sözleri olmasa kırılan ayna parçasıyla çoktan bileklerini kesip, bu acıya son vermişti. Fakat gelecek umut vadediyordu.
"Dayan Deniz. Dayan yavrum. Hepsi bitecek. Aynalara bakmaya çalış. İçindeki seni çıkarmak için beynine emirler ver."
"Dayanamıyorum Zeki amca. Ölmek istiyorum."
"Yapabilirsin Deniz. Sen güçlüsün."
Ona güç vermeye çalışan bu defa Ayaz'dı. Daha dün tanıdığı adam, üç haftadır yüzünü görmemesine rağmen ona dost olmuş, yalnızlığını unutturmuştu. Çirkin halini gördüğü halde onu teselli ediyordu. Kıracak, incitecek sözler söylemiyor, acılı günlerinin geçmesine yardım ediyordu.
********
Bu şekilde haftalar geçmişti ve Deniz aynalı odaya kapatılalı nihayet iki ay olmuştu. Başlarda öleceğini düşünüyordu ama şimdi, acıları azaldığından rahat nefes alabiliyordu artık. Bedeni sakinliğin huzurunu yaşıyordu. Ara ara beynini tırmalayan baş ağrısı olsa da vücudundaki sancılar kaybolmuştu. Fakat günlerdir doğru düzgün yemek yiyemediğinden, güçsüz düşmüş bedeni tonlarca yükün altında eziliyor gibiydi. Güç bela ayağa kalkarak ne zamandır orada durduğunu bilmediği yemeğe yöneldi. O kadar acıkmıştı ki iki aydır ne yediğini biliyor ne de doyduğunu fark ediyordu. Vücudunu terk eden acılara karşı kazandığı zaferin mutluluğuyla yemeğini yedi. Belli ki beyni artık yalnız olduğunu kabullenmişti. Sessizdi.
"Sen bu bedeni tamir edene kadar çıkışımız yok biliyorsun değil mi Taklitçi? Ne kadar hızlı olursan o kadar çabuk özgür kalacağız."
Sanki karşısında oturan yansıması başka birisiymiş gibi onunla konuşuyordu ki doktorun sesini duyunca o yöne kulak kabarttı.
"Deniz, bu seninle son konuşmamız yavrum. Artık kendinle baş başasın. Sürekli aynaya bakarak dış görünüşünü hayal etmeye çalış."
Deniz önünde duran yemek tabağını kenara iterek aynanın karşısına geçti. Et parçalarının sardığı derisiz bedenine baktı. Gözlerini kapattı ve olmayı istediği kişiyi hayal etti. Renkli, parlak gözlerini, beyaz tenini süsleyen uzun kirpiklerin her göz kırpışında yanağına dökülüşünü, hafif kıvrımlı dolgun dudaklarını ve buna benzer şeyleri detaylı olarak beyni için resmetti. Yıllarca hayalini kurduğu kişi olmak için ne gerekiyorsa beynine verdi. Sadece düşledi.
Günlerce aynalarda, bedenine yeniden ve yeniden kılıflar giydirdi. Nihayet iki hafta kadar sonra hayallerde görünen vücudun ilk yansıması gün yüzüne çıkmıştı. Deniz uyanıp kulağını çevreleyen beyazlığı görünce, engelleyemediği kahkahalarıyla, aynaların arasında dakikalarca mutluluk naraları attı. İstemsizce elini beyazlığa götürürken, odayı gülüşleriyle inletmeye devam ediyordu. Oradan oraya koşuyor, içinde uçuşan kelebekleri serbest bırakmaya can atıyordu sanki. Sesi de yavaş yavaş düzeliyor ve bulanık hırıltılar kayboluyordu. Sonunda insan oluyordu. Ötesi yoktu. Kalbindekilerin tarifi zordu. Onca zaman görüntüsü yüzünden sıkıntı yaşamış biri olarak, bundan kurtulmanın mutluluğunu nasıl tarif edebilirdi ki? Yaşamak gerekiyordu. Yaşayıp hissetmek.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
TAKLİTÇİ (TAMAMLANDI✔)
ParanormalDeniz doğuştan getirdiği farklılığı ile zamanla aranan bir insan haline gelir. Fakat onu arayanlar çokta iyi insanlar değildir. Kendi taklit sorunları yetmezmiş gibi bir de peşinde olan bu insanlarla uğraşmak zorunda kalır. Değişen kimliği sayesind...