...8.BÖLÜM...

1.3K 205 61
                                    

▪▪▪▪▪▪▪▪▪▪

Deniz günlerdir önüne atılan dosyaların içindeki kayıtları ezberlemekle uğraşıyordu. Daha doğrusu onlarla zaman öldürüyordu. Çünkü dosyanın içindeki yüzlere bir kere bakması, yazıları göz ucuyla kontrol etmesi bile bütün bilgileri beyninin almasına yetip artıyordu. Bunu bilmesine rağmen Selim, bir türlü ikna olmuyor, önüne ne varsa ezberlemesi için yığıyordu. İnatla onu o masada oturtmanın peşindeydi sanki. Son yaşananlardan, özellikle de serbest bıraktığı adamın çokça malla ve parayla geri dönmesinden sonra böyle davranması normaldi elbette. Sallanan koltuğunun sesini o da duyuyor olmalıydı. Taklitçi sahaya çıktığı zaman neler olacağını bizzat görmüştü çünkü.

Deniz içten bir of çekerek oturduğu koltuğa yaslandı. Gerçekten bunu yapmasını mı istiyorlardı? Taklitçi'ydi o. Bunların hiçbirine ihtiyacı yoktu ki.

"Bakıyorum da tembellik yapıyorsun." diyen Ayaz, elindeki kahve bardağını ona uzattı.

"Uğraştığım saçmalıklar yetmezmiş gibi bir de sen dırdır etme Yara Bandı."

Ayaz uzun zamandır Deniz'in ona böyle seslenmediğinden üzüldüğünü, o an titreyen kalbiyle tekrar hatırladı. İçinde uçuşan kelebekler vücudunu ele geçirmiş, heyecanla yerinden kıpırdanmıştı. Aralarında buz dağlarının olmasını istemiyordu. Ona yakın olmak en çok istediği şeydi. Eğer Deniz, insanlara karşı ördüğü duvarın dışına onu da atsaydı, buna dayanamayacağını biliyordu. Ona kıymet veriyordu. Nedenini tam olarak anlayamıyordu ama Taklitçi onun için çok değerliydi.

"Gerçekten söylediklerini yapacak mısın Deniz?"

Deniz kahvesinden bir yudum alıp oturduğu koltuğa vücudunu gömdü. Aklını kurcalayan sorulardan birini duymak sesli düşünmesine sebep olmuştu.

"Bu birlik midir topluluk mudur her ne ise bir şeyin peşindeler. Beni buraya Selim'e ortak olayım ayağına koydular ama amaçları başka."

Ayaz şaşırmış ifadelerle karşısındaki deri ceketin altında siyah pantolonuyla gördüğünün taklit olduğunu bildiği yüze baktı. Ne demek istediğini anlayamamıştı.

"Nasıl yani? Doktor amaçlarının aralarındaki finansal dengeyi sağlayıp birbirlerine yardım etmek olduğunu söylemişti."

"Sence kötü insanlar birileriyle neden aynı düzeyde para kazanmayı istiyor olsun ki? Eminim hepsi de en iyi olmak için uğraşıyordur. Ayrıca neden birbirlerine yardımcı olsunlar? Mutlaka bundan kazançları olmalı."

Ayaz, Deniz'in söylediklerinin ne kadar mantıklı olduğunu düşündü.

"Doktorun bilimsel çalışmalarına destek oldukları doğru mudur?"

Deniz uzayıp giden fayansların sıralandığı yerden gözlerini çekerek, bakışlarını merakla ona bakan gözlere çevirdi.

"Soru da tam olarak bu? Bu tür insanlar neden bilimsel çalışmalara destek olsunlar? Ayrıca ne tür bilimsel çalışmalar yapılıyor? Bunları öğrenmemiz gerekiyor. Dediğim gibi menfaatleri olmasa o yemek masasında hiçbiri oturmaz."

Ayaz derince nefesi ciğerlerine doldururken asıl aklına takılan soruyu sordu.

"Peki o zaman, seninle ne işleri var?"

Bu kez Deniz kalbini sıkan kelepçelerden kurtulmak istercesine nefesini ciğerlerine çekti. Oturmak rahatsız ettiğinden yerinden kalktı ve sağa sola adımlamaya başladı.

"Beni burada oyalıyorlar. Üzerime kurulmuş planlar görünenden fazla. Daha küçük yaşta satın alınıp gözetlendiğime göre benden istedikleri şey uyuşturucu satmak olamaz."

Selim dakikalardır Taklitçi ve adamının konuşmalarını dinliyordu. Deniz'in zeki olduğunun farkındaydı ama bu beklediğinden fazlaydı. Bazı şeyleri bilse de Taklitçi'nin neden burada olduğunu bilmiyordu gerçi. Evet, son zamanlarda işleri hiç iyi değildi. Sürekli kendi adamları tarafından çalınan mallarıyla ve bunu yapanları bulmakla uğraşıyordu. Bu sebeple Karanlık Kurul, onu buraya göndermiş olmalıydı. Kendisine yardım etmesi için. Fakat Taklitçi'nin kurul tarafından satın alındığını yeni duyuyordu. Söylediği gibi burada olmasının başka bir sebebi olmalıydı. O zaman neden diğer kurul üyelerinden biri değil de onun yanındaydı?

Sanki Ayaz onun düşündüklerini duymuş gibi odanın içinde volta atan Deniz'e;

"Neden başkası değil de Selim?" diye sordu.

"Çünkü onu seviyorum."

Deniz tereddüt etmeden cevap verdiğinde Ayaz, sinirden vücudunun kasıldığını hissetti. Bunu biliyordu fakat direkt duymak hoşuna gitmemişti. Öfkesini yutmaya çalışarak;

"Bu zayıflığını kullanıyorlar." dedi.

"Haklısın. Bu aşk en büyük kusurum ve bunu düşmanımın bilmesi hiç iyi değil."

"En büyük düşmanın Selim."

Deniz, kaşları çatılmış şekilde yüzüne bakan adamı süzüyordu. Gördüğü Ayaz'ın yüzü olsa da aklı farklı alemlerde geziyordu. Gerçekten onun en büyük düşmanı Selim'di. Ona yaşadığı tüm acıları reva gören ve onu kullanan Selim.

"Sustun."

Ayaz'ın sesiyle daldığı yüzden gözlerini ayırıp, yere sabitlemişti bu kez.

"Konuşursam yüreğimde birikenler dışarı taşar. İyi olan tek şeyimi de kaybetmiş olurum."

Ayaz ellerinin titremesine sebep olacak kadar yuttuğu öfkesini serbest bırakarak, hızla ayağa kalktı.

"İyi mi? Selim'i sevmenin neresi iyi Deniz? O mafya bozuntusunun sana neler yaptığını unuttun galiba."

Deniz tek dostunun tepkisine gülerek;

"İyi olan Selim değil zaten. Kalbimdekiler. Ayrımını iyi yap. Ayrıca bu saatten sonra ona nefretten başka bir şey vereceğimi sanmıyorum. Zamanla taşlaşmış kalbimin üzerinde yeşeren son yosunlarda kuruyup, geriye sadece acımasızlığım kaldığında iyi ile neyi kastettiğimi daha iyi anlayacaksın." dedi.

Selim son duyduklarıyla mutlu olmalıydı fakat üzerine çöken durgunluk, beyninde Taklitçi'nin sözlerini sarıp sarıp tekrar etmişti. Onu sevmekten vazgeçmesini istemediğini fark edince, kafasından bu kötü düşünceleri uzaklaştırmaya çalıştı. O Taklitçi'ydi. Ne olduğu belli olmayan Taklitçi. Ondan istediği kadar nefret edebilirdi. Bu önemli değildi. Önemli olmamalıydı.

Hızla, dakikalardır durduğu kapıyı aralayıp odaya girdi.

Deniz ve Ayaz onu görünce şaşırmışlardı. Bu adamın kapı çalma huyu da yoktu. Her hareketiyle sinir abidesiydi gerçekten.

"Akşam ilk sevkiyatına gideceksin Taklitçi. Senin de katılmanı istiyorum. Bu işler sadece dosya ezberlemekle olmaz."

Ağzından dökülen kelimelerin neden ateş püskürdüğünü bilmiyordu Selim. Canı sıkılıyordu ama üzerinde durmadı.

"Bunu ne zaman anlayacağını sabırla bekliyordum." diyen Deniz'in dudakları alayla kıvrılmıştı.

Selim bu sözü es geçerek;

"Saat sekizde hazır ol!" dedi ve odadan çıktı.

Deniz önceden karanlık sokakların tozlu sessizliğini tattığından heyecanlı değildi. Farklı olarak bu kez, yaşadıkları gelişigüzel olmayacak, bir amaç doğrultusunda hareket edecekti sadece. Sıradan bir geceydi yani.

TAKLİTÇİ (TAMAMLANDI✔)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin