▪▪▪▪▪▪▪▪▪▪▪
Ayaz sessiz sedasız götürdüğü evde, iki haftadır tuttuğu Safir'e yaşattığı acıların kinini kusuyordu. Deniz'e yaptıklarını düşündükçe aklını oynatacak gibi oluyor, kalbini sıkan mengenelerin acısını, gözlerini bağlayıp kapattığı odadaki Safir'den çıkarıyordu. Kadın olması zerre umurunda değildi. Halbuki o kadınlara saygı duyan biri olmuştu hep ama bu defa farklıydı. Safir saygıyı hak eden biri olamazdı. Bırak kadın olmasını, insan olduğundan bile şüphe duyuyordu çünkü. Bir insan birini sırf kendine bağlamak için kafasına göre onu bağımlı yaparak eziyet edemezdi. Gerçek bir insan böyle davranamazdı. İnsanlığı el vermezdi buna.
Oturduğu koltukta keyifsizce kıpırdanıp, kafasını ele geçirmek istercesine saldıran düşüncelerden kurtulmak adına yerinden kalktı. Salonun bir ucundan diğer ucuna hızlı hızlı volta atmaya başladı bilinçsizce. Deniz'i deli gibi merak ediyordu fakat ona yaptıklarını düşündükçe aramaya cesaret edemiyordu. Evet, Safir'in etkisindeyken Deniz'e nasıl zarar verdiğini hatırlayamasa da Safir, her şeyi tek tek anlatmıştı. Bundan keyif aldığı apaçık ortadaydı. Her sözünde görünmeyen hançerini kalbine saplamış, suratını kanlara boyayan yumruklarına rağmen konuşmasını sürdürmüştü. Ona yapacaklarından ya da öldürmesinden korkmuyor gibiydi. Sanki bir bataklığa saplamıştı da yanına çekebileceği kadar insan çekmeye çalışıyordu. Sağlıklı düşündüğünden bile emin değildi. Bazen bağlı olduğu odada ağlamasının iç çekişlere dönüştüğü yakarışlarını duyuyor, bazen de saçma sapan kahkahalara boğulduğunu işitiyordu. Fakat gülerken dahi gözlerinden akan yaşları fark etmesi uzun sürmemişti. Böyle durumlarda ona yaklaşmıyordu Ayaz. Merhamet etmekten korkuyordu. Merhamet edip, eziyetlerinden vazgeçmekten... Cezasını çekmeliydi çünkü.
Adımlarını boyuna kadar uzanan pencerenin önünde sabitledi. Yine yağmurun sokakları yıkadığı, düşen şimşeklerin karanlığı yalancı ışığıyla kandırdığı bir geceydi. Saat çoktan bir olmuştu ama uyuyamamıştı. Deniz'in o gün uyuduğu koltuğa uzanmış, onun yanında olduğunu hayal ederken uyumaya çalışmıştı fakat bu da işe yaramamıştı. Deli danalar gibi sadece evde dolaşmakla yetinmişti. İçinde bulunduğu durumu düzeltmek için bir yol arıyordu. Safir'e ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Öldürerek hepten kurtulabilirdi ya da polise teslim edebilirdi ama Deniz'in gerçek kimliğini görmüştü. Bu sebeple polis şıkkını kafasından eledi. En iyi çözüm öldürerek Safir'i ortadan kaldırmaktı.
"Dünyadan bir pislik daha eksilir." diye kendi kendine mırıldandı.
İki haftadır Safir'i gerek aç gerekse susuz bırakmıştı. Kâh odasını soğuğa boğup üşütmüş kâh ısıtarak onu alevlerin arasına atmıştı. Bazen Deniz'e yaptığını yapmak istese de o acımasızlığı kendine yakıştıramamıştı. Fakat bunun bir sonu olmalıydı. Bir an önce ondan kurtulup Deniz'in yanına gitmek istiyordu. Sevdiği kişiyi günlerdir görmemek mızrak saplanmışçasına kanatıyordu yüreğini. Onu çok özlemişti.
"En iyisi öldürmek. Temiz ve acısız." derken kendi iç sesinin dışardaki bağırışlara karışmasını dinledi.
Bu Safir'in sesiydi. Ağlama krizlerinden birini geçiriyor olmalıydı büyük ihtimalle. Oralı olmadı. Kafasını tekrar nefesiyle beyazlaşan cama çevirse de gelen sesle bir kez daha irkildi. Bu saatte neden böyle çığlıklar attığını merak ederek, istemeye istemeye Safir'i tuttuğu odaya ilerledi. Adımları az önceki canlılıklarına nazaran yavaş ve zorlayıcıydı. Tüm hücreleri gitme diye bağırıyordu sanki.
Elini odanın kapı koluna götürürken netleşen çığlıkların, düşen yıldırımlarla eş zamanlı olduğunu fark etti. Onca gaddarlığı yapan kadın gök gürültüsünden korkuyor olamazdı değil mi? Keyifsizce anahtarı deliğine istifleyip kapıyı açtı. Yavaşça ittirdi ve içeriye göz attı. Her şey yerli yerindeydi. Kenarda duran tahta sehpa, üzerindeki sürahi ile bardak, hemen yanındaki tahta sandalye, biraz ilerisinde tam köşeye yerleştirilmiş yatak ve karşı köşesine oturtulmuş bir kanepe... Safir odanın ortasına bağladığı şekilde -gözleri kapalı vaziyette- adımlarının çıkardığı sesi takip ediyordu. Sehpanın yanında duran sandalyeyi asılıp karşısına geçip oturduğunda da aynı dikkatle Ayaz'ı izlemeyi sürdürmüştü. Bağırışları sessizliğe gömülmüştü artık.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
TAKLİTÇİ (TAMAMLANDI✔)
ParanormalDeniz doğuştan getirdiği farklılığı ile zamanla aranan bir insan haline gelir. Fakat onu arayanlar çokta iyi insanlar değildir. Kendi taklit sorunları yetmezmiş gibi bir de peşinde olan bu insanlarla uğraşmak zorunda kalır. Değişen kimliği sayesind...