Bölüm -32- Katil

1.7K 91 9
                                        


GÜNÜMÜZ

Etrafımda dönüp dolaşan onca şey vardı. Bense hayatımı senelerce normal yaşamış olmama şaşırıyordum doğrusu. Bunca zaman masum olduğumu düşünürken, bunların başıma gelmiş olmasına hiçbir anlam veremezken, nedenini sorgulayıp dururken aslında benim yaptığım bir şey yüzündendi birazda. Aklım almıyordu. Bunu anlamak istemiyordum. Hatırlamıyor oluşumun yanı sıra inanasım gelmiyordu. Ben o kızdım işte. Saf, masum olan.

Ben bir katil değildim.

Ben bir katilim.

Masum birinin canını yakmış olamazdım.

Hiç acımadan yaptım.

İçimdeki sesin doğru söylüyor olduğunun farkındalığıyla saatlerdir gözümü diktiğim sokak lambasından gözlerimi çektim ve Jorden'a döndüm.

"Anlat."

"Bundan emin misin?" Kızarmış gözlerimle ona bakmayı sürdürdüm. Bakışlarım ifadesizdi. Bilmek istiyordum. Her şeyi.

"Pekâlâ... O gece, kızın kafasını defalarca yere vurdun. Kendini kaybetmiş gibiydin. Her saniyesinde ordaydım Mia. Her saniyesinde."

"Seni durdurmak istedim. Fakat Thomas izin vermedi. Başından beri bir vampir olacağın belliydi yani. İzledik sadece." Alayla gülümsedim.

"Yarattığım vahşet hoşunuza gitti mi?" Jorden derin bir nefes aldı.

"Kendini hafife alma Mia, oldukça güçlüsün."

"Her neyse, kızın öldüğünü anlayınca yanına geldim. Kanımdan verdim sana. Sistemine girdiği anda ise bayıldın zaten. Uyandığında hiçbir şey hatırlamıyordun. İstediğimizde buydu zaten."

"Neden?"

"O gün o kızı öldürmene izin verdik Mia, bugün bu şekilde hareket edebilmen için. Son gibi geliyor, fakat aslında başlangıçtı. Sadece hatırlamıyorsun, hepsi bu."

"Nasıl hatırlayabilirim?" Zor bir karardı bu. Fakat hatırlamak istiyordum. Ne olursa olsun bilmeliydim. Aslında olduğum kişiyi bilmeliydim.

"Gitmen gerek. Hatırlamak istediğin şey nerede olduysa eğer. Gidip görmen gerek. Ancak öyle hatırlarsın." Gözlerim Adelaide'a dönerken bunu makul bir karar olduğuna karar verdim.

"En kısa zamanda, Dallas'a gidiyoruz."

--

Jorden ve Adelaide'ı orada bırakıp dışarı çıkmıştım. Yalnız kalmak istiyordum.

Gecenin bir yarısı.

Hava soğuk. Birazda yağmur yağıyor.

Ve ağlıyorum.

Yağan yağmurla birlikte akan gözyaşlarım yanaklarımı ıslatıyordu. Düşüncelerim, duygularım dört bir yana saçılmıştı. Toparlayamıyordum. Yağmurla birlikte akıp gitmesini isterken acıların, sanki daha çok acıtıyordu. Tenime değen her damla bir iğne gibiydi. Ardı arkası kesilmiyordu. Üstelik şiddetliydi de.

Gece uzun. Ve canım çok acıyor.

Gözyaşlarımı elimin tersiyle silerken yenilerinin geliyor olmasını umursamayarak evin bahçe kapısından içeri girdim. Gıcırdayan kapı ile birlikte yüzüm ekşirken çardakta ki salıncağın sallandığını gördüm. Birkaç dakika sonra ise yanıma doğru yürüyen Eric ile karşılaştım. Bana doğru gelip sarıldığında burada ne işi olabileceğini düşünüyordum. Üstelik bu saatte.

Liseli VampirBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin