Saatin epey geç olduğunu fark etmemle birlikte bilgisayarımı kapatmam bir olmuştu. Uyumak istiyordum fakat uyuyamayacağımı bildiğim için denemiyordum bile. Eric gittiğinden beri izlediğim dördüncü filmdi ve oldukça bunalmıştım. Eric ise çoktan uyumuştu. Komodinin üzerine koyduğum fotoğrafımızı elime aldım. İkimizde birbirimize bakıyorduk ve gülümsüyorduk. Bu çok güzel bir kareydi. Bunu hayatım boyunca saklayabilirdim. Eric'i seviyordum. Yeni olmamıza rağmen ona karşı çok güzel duygular besliyordum. İlk gördüğüm anda bile ondan hoşlanmıştım. Bambaşka bir havası vardı. Dallas'ta da elbette çıktığım kişiler olmuştu fakat Eric çok farklıydı. Ona olan bağlılığıma ben bile şaşırıyordum.
Fotoğrafa bakarken gülümsediğimin farkında değildim. Gecenin bir yarısı elimde sevgilimle olan fotoğrafım, dışarıda hafifçe yağan kar... Hissettiğim açlık araya girmese her şey daha da güzel olabilirdi tabii. Ben bir vampirdim ve her zaman açtım fakat bazı zamanlar ölecekmişim gibi hissettiriyordu.
Derin bir nefes alıp pencereye bakan koltuğumdan kalktım ve giysi odasına doğru yürüdüm. Jorden'ın o gün ormanda bana verdiği birkaç torba kanı burada saklıyordum. Bozulmaması içinse küçük bir buzluk almıştım mutfaktan. Emily'nin içkileri koyduğu küçük bir şeydi. Neyse ki aldığımı fark etmemişti.
Gece lambasını açtım. Kırmızı ışık giysi odasının içini aydınlatırken ayakkabılarımın olduğu dolabın altından küçük buzluğumu çıkardım. İçinden bir torba aldım ve tekrar aynı yerine koydum. Yüzümde memnun bir sırıtış belirirken torbanın ucunu yırttım. O metalik tat ile bütün vücudum uyuşurken içmeye devam ettim. Her kan içişimde sanki yıllardır su içmemişim gibi delicesine istiyordum. Bu dayanılmaz bir şeydi.
Sonunda işim bittiğinde kan olan dudaklarımı yaladım ve derin bir nefes alıp torbayı buruşturarak bir kâğıda sardım ve çöp kutusuna attım. Bir ara çöpleri atsam iyi olacaktı
Tekrar aynı şekilde koltuğa oturdum ve yağan karı izlemeye devam ettim. Bu sırada bir şarkı mırıldanmaya başladım.
"Başka bir gece, zar zor dayanıyorum
Ölüp gitmek bir adım uzağımda
Başka bir gün ölmek için mi yaşıyorum?
Bu yaşadığım hayat mı?
Ya da benim için mi?"
Another night i'm barely holding on
One step away from being dead and gone
Am i alive to die another day?
Is this a life that i've been living
or that's meant for me?
Yine bir gece, dayanamıyorum.
Ölmek için yaşıyorum.
Ya da yaşamıyorum.
Aslında kelimenin tam anlamıyla yaşayan bir ölüyüm.
--
Sabaha kadar yağan karı izlemiştim. Sabah karşı azalmış, sonrasında tekrar şiddetlenmişti. Tek bir saniye bile uyumamış olmanın verdiği sinir bozukluğuyla salona indim. Alışverişe çıkmayı planlıyordum. Akşam ki parti için elbise almam gerekiyordu.
Odamdan çıktım aşağı inerken karşı koridordan Emily'nin de odasından çıktığını gördüm.
"Günaydın!" Emily'e seslenerek bana dönmesini sağladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Liseli Vampir
VampireAilesinin ölümünden sonra tek bir ısırıkla hayatı değişen Mia'nın bundan sonra hayatını nasıl şekillendireceğine dair hiç bir fikri yoktu. Onu bekleyen türlü zorluklar vardı önünde. O ısırık onun hayatının dönüm noktasıydı. Aynı zamanda geçmişinden...
