Tüm olanlardan sonra okula gidememiştim ve hala odamda oturmuş camın önünde dışarıyı seyrediyordum. Jorden'ı ise sadece telefonumu getirdiğinde görmüştüm. Onun dışında görüşmemiştik. İki gün geçmişti ve ben olanları üstümden atamıyordum. Eric'e iyiyim deyip duruyordum fakat iyi olmadığımı sanırım sadece ben biliyordum. İyi değildim işte.
Telefonuma gelen mesaj sesiyle irkildim. Düşüncelerimden sıyrılıp mesajı açtım.
Eric
"Aşağı in."
Mesajı okuduktan sonra vakit kaybetmeden pencereyi açtım ve aşağı baktım. Eric bahçede oturmuş, muhtemelen soğuktan donuyordu. Gecenin bir yarısı neden burada olduğuna karşın hiçbir fikrim yoktu.
Mesaja cevap vermeden aşağı indim ve üzerime montumu giyip sessizce dışarı çıktım. Eric beni fark eder etmez yanıma koştu ve bana sarıldı. Saçlarımın kokusunu içine çektiğini hissedebiliyordum. O kadar sıkı sarılıyordu ki.
"Seni çok özledim... Çok özledim..." Tekrar tekrar bana beni özlediğini söylüyordu. Kalp atışları düzensizdi.
"Sevgilim, iyiyim ben." Saçlarımı okşarken benden uzaklaştı ve gözlerime baktı. Rahatlamış gibiydi.
"İyisin." Deyip tekrar sarılırken neler olduğunu anlayamıyordum.
"Bir şey mi oldu?" Eric'ten ayrılıp onu salıncağa doğru sürükledim. Salıncağa otururken Eric cevap verdi.
"Bok gibi bir rüya gördüm. Sana bir şey oldu sandım." Gülümseyerek ona yaklaştım ve yanağından öptüm.
"Ben gayet iyiyim." Oda bana gülümserken bana yaklaştı ve dudaklarımı ürkekçe öpmeye başladı. Öpmeye bile kıyamıyordu. Bu nasıl güzel bir adamdı böyle?
"Gel sana küçük bir sürprizim var." Elimden tuttu ve beni ayağa kaldırdı. Bahçenin ortasına doğru giderken elinde bir poşet olduğunu fark ettim.
"Nedir bu?" Eric soruma cevap vermeden poşetin içindeki şeyi çıkardı. Dilek feneri olduğunu anladığımda gülümsedim. Dilek fenerlerini seviyordum.
"Bir dileğim var." Kaşlarımı hafifçe çatarak sevgilimin gözlerinin içine baktım. Eric dilek fenerini yaktı ve benimde elimi elinin üstüne koydu.
"Hayatım boyunca sadece seni yanımda istiyorum." Gözlerim dolarken gülümsemiştim. Dilek fenerini serbest bırakırken gözlerimi yukarı doğru kaldırdım. Saniyeler içinde fener yükselirken gökyüzünü aydınlatan fenere gülümsedim. Ardından Eric'e döndüm.
"Seni çok seviyorum."
--
Eric ile geçirdiğimiz gecenin ardından kendimi yine okulda bulmuştum. Anna ortalıklarda yoktu. O kıza dikkat etmem gerektiğini biliyordum. Fakat yine de bir büyü yapılırken yapabileceklerim sınırlıydı. Büyünün etkisini üzerimden kaldıran cadı güçsüz olduğunu söylemişti fakat emin de değildim. Gözlerim her an her yerden gelebilecek tehlikelere karşı apaçıktı. Eric'e bir şey çaktırmamaya çalışıyordum. Anna'nın ortalarda olmamasından hoşnut gibiydi. Partide olanlardan sonra Eric'e söylediklerinin de oyun olduğuna emindim artık. Muhtemelen o gün koridorda beni bir şekilde fark etmişti.
James ile iş birliği içerisinde olmasına ise ayrı şaşırıyordum. Böylesine kötü bir insanla nasıl iş birliği yapıyordu? Hem de ben hiçbirine bir şey yapmamışken. James acımasızdı fakat Anna'yı sevmiştim. Tek arkadaşım olmuştu. Şimdiyse beni öldürmek isteyen birine yardım ediyordu.
Kimseye güvenmemeliydim.
"Sevgilim?" Eric'in seslenmesiyle ona döndüm ve gülümsedim.
"Efendim?"
"Dalmışsın yine bir yerlere. Bir sorun mu var?" Derin bir nefes aldım. Bu soruya sanırım gerçekten hiçbir zaman olumlu bir cevap veremeyecektim. Sorun hep vardı. Ama yine de yalan söylemek zorundaydım.
"Hayır canım, sorun yok." Eric sağ kolunu omzuma atarak beni kendine çekti ve saçlarıma bir öpücük kondurdu. Birkaç dakika içinde Bayan Brown sınıfa girmişti.
--
JORDEN
Arabayı Cynthia'nın evinin önünde durdurdum ve sakince arabadan inip eve doğru yürümeye başladım. Büyük binanın bahçe kapısından içeri girdim. Oldukça büyük ve karanlıktı. Cadılar iyi gibi gözükseler de kötü bir yüzleri de vardı. Değişik insanlardı fakat yine de işbirlikçimizdiler. James'e ve Anna'ya karşı mücadele veriyorduk. Yıllar öncesinde ki gibi.
"Bakın kimler gelmiş!" Kapıya doğru bakarken o tanıdık yüzü görmek hem şaşırmama hem de mutlu olmama sebep olmuştu.
"Adelaide?" Kahkaha atarken Adelaide bana koştu ve kollarını bana sardı.
"Çok özlemişim!" Adelaide ile çok eskiye dayanan bir dostluğumuz vardı. O zamanlarda saygın bir ailenin tek kızıydı. Bende o evde çalışanlardan birinin yakın dostuydum. Birkaç kere beni görünce tanışmak istemişti. Bu şekilde başlayan dostluğumuz uzun yıllar bitmemişti. Birkaç yıl ayrı kalmıştık. Ayrı kaldığımız o yıllarda ise vampire dönüştürülmüştü. Thomas bunu önceden görmüştü elbette.
"Bende çok özledim. Woodlands'te ne işin var?" Bir kolumu omuzuna atarak eve doğru yürümeye devam ettim. Çocukluğunda ki heyecanını kaybetmemişti.
"Yardım için geldim. Şu kızı duydum önce. Sonra işin içinde sen ve James'in olduğunu duyunca gelip bakmak istedim. Durum baya karışık." Gözlerimi devirdim.
"Ben hallediyordum aslında." Bana 'eminim öyledir' der gibi bakarken eve girmiştik. Etrafta Cynthia'yı arıyordum.
"Üst katta Anna'yı arıyor. Büyü yapıyor yani."
"Bu kız her nerden çıktıysa işleri batırdı." Kanepeye otururken cebimden telefonumu çıkardım.
"Saatlerdir Cynthia ileyim. Hiçbir iz yok. Ne Anna'dan ne de James'ten." Geldiğimi duymuş olan Cynthia merdivenlerden inerken konuşuyordu.
"Gizlenme büyüsü yapmış olmalı. Anna bunları düşünecek kadar akıllı değil. James yaptırıyor olmalı."
"Belki de zorluyordur?" Adelaide'in cadılarla ve kurallarıyla pek ilgisi yoktu, haliyle bunun Anna'nın ölümüne sebep olacağını bilemezdi.
"Zorluyor olsa bile Anna bunu sonuçlarını çok iyi biliyor. Bir şekilde bize haber vermeliydi. Atalarımız bu durumdan hiç hoşnut değil." Derin bir nefes alırken herkesin farkında olduğu şeyi tekrar dile getirdim.
"O ikisini bulmamız gerek."
"James'le siz ilgilenin. Anna ise bize teslim edilecek. Atalarımız ne yapılacağını bize söyleyeceklerdir." Cadılar ve şu deli gibi bağlı oldukları Ataları...
"Pekâlâ, birlik olmalıyız. Cynthia bir şekilde gizlilik büyülerini kırmalısın. Adelaide sen benimlesin zaten. Onlara tek bir nefes dahi aldırmaya niyetim yok." Hak ettikleri cezayı alacakları. Hem de en ağır şekilde.
--
Bölüm hakkında ki görüşleriniz?
Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen. Görüş ve eleştirileriniz benim için önemli.
Bana ulaşmak isteyenler için;
İnstagram; Thmerff
Twitter; Mervebstncc
Sizi seviyorum. ♥
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Liseli Vampir
VampireAilesinin ölümünden sonra tek bir ısırıkla hayatı değişen Mia'nın bundan sonra hayatını nasıl şekillendireceğine dair hiç bir fikri yoktu. Onu bekleyen türlü zorluklar vardı önünde. O ısırık onun hayatının dönüm noktasıydı. Aynı zamanda geçmişinden...
