Güzel bir güne uyanmıştım. Kendimi hiç olmadığım kadar mutlu hissediyordum. Sonuçta ilk kez kan içmiştim. Karnım günler sonra toktu ve bu iyi hissetmemi sağlıyordu. Her ne kadar iğrenç bir durum gibi gelse de başta doğamda vardı bu. Eskiden sıradan bir insanken şimdilerde hayatımda anlam veremediğim şeyler oluyordu. Bu olanlardan dolayı ailemin yasını bile tutamamıştım. Fakat alışıyordum işte bir şekilde. Onları deli gibi özlediğim bir gerçekti, bunu inkâr edemezdim. Ölüm kaçınılmazdı işte. Bilemezdiniz o gün dışarı çıkmak için heyecanla evde beklediğiniz ailenizin bir trafik kazasında öldüklerini. Böyle bir şeyin düşüncesi bile acıtırken kimisini, ben yaşamıştım. Ölüm geride kalanlara zordu yalnızca.
Düşüncelerimden sıyrılarak doğruldum, saatime baktım. Saat 7:45'di okula gitmeme az bir zaman kalmıştı. Hemen yatağımdan kalktım ve banyoya gidip elimi, yüzümü yıkamaya başladım. Banyodan çıkıp giysi odasına doğru yürüdüm. Siyah pantolonumu ve koyu kırmızı hafif yarım tişörtümü giydim. Aynanın karşısına geçip belime kadar uzanan kahverengi saçlarımı taradım ve kendi haline bıraktım. Saçlarımı kesmeyi çoğu zaman düşünmüştüm fakat cesaret edememiştim. Yeni bir hayat yeni insanlar derken bir ara kendimi de değiştirsem iyi olabilirdi. Dolabımın içine sakladığım karışımdan da bir yudum aldıktan sonra odamdan çıkıp aşağı salona indim. Bir anda masanın üstünde duran not dikkatimi çekti. Notu Emily yazmıştı,
"Mia tatlım ben ev için alışverişe çıkıyorum, dolapta senin için bir sandviç hazırladım bir kaç saate dönerim Emily." notu okuduktan sonra dolaba doğru yöneldim, kapağını açtım ve yememi bekleyen bir sandviç gördüm. Okula geç kalmak istemiyordum bu yüzden sandviçi çantama koydum. Kana açken sandviçle idare etmek adalet değildi.
Siyah botlarımı giyip evden çıktım. Okula doğru gitmeye başladım. Yine dalgın dalgın yürüyordum. Beynimi kurcalayan onca olay, soru varken enerjik olmak içten bile değildi.
"Mia?" Adımın seslenmesiyle arkamı döndüm ve Eric'le karşılaştım. Dalgın olduğumu fark ettirmeyerek; "Hey, selam." dedim.
Oda karşılık vererek: "Selam, okula mı gidiyorsun?" dedi. Evet diyerek başımı salladım.
"İstersen beraber gidebiliriz, yani zaten okula fazla kalmadı."
"Tabii, iyi olabilir." dedim ve yürümeye başladık. Yürürken bazen gözüm ona kayıyordu. Vücudu dikkat ettiğim kadarıyla kaslıydı. Fakat ne çok ne az. Vasattı. Bu haliyle çok... Yakışıklıydı. Evet, Eric hoş bir çocuktu. Ona baktığımı -dakikalardır ona baktığımı- fark ettiğimde hemen gözlerimi ondan çektim. Heyecanlanmıştım. Heyecan? Neler oluyor bana? Ondan etkilendiğimi söyleyebilirdim aslında. Yada duygularım vampir olma durumundan dolayı daha yoğundu. Her duyguyu daha yoğun yaşıyordum. Acıyı, mutluluğu, özlemi, öfkeyi... Her şey hiç olmadığı kadar yoğundu.
Eric sessizliği bozarak; "Ailenle mi yaşıyorsun?" diye sordu. Buruk bir sesle cevap verdim. Teknik olarak bu hayatta kalan son ailemle yaşıyordum.
"Hayır burada teyzemle yaşıyorum." dedim.
"Anladım." Böyle konuşurken okula varmıştık. Beraber sınıfa doğru yöneldik. Aynı sınıftaydık fakat onu daha önce fark edememiştim. Kimya öğretmenimiz olan Bay Aiden sınıfa girdiğinde elinde bir deney tüpü vardı. Deney yapacağımı tahmin etmek güç değildi. Bay Aiden deney için ikili grup oluşturmamızı söyledi, herkes eşini bulmuştu geriye sadece ben ve Eric kalmıştık, biz de ikimiz eş olduk.
"Kan grubunu bilmeyeniniz var mı aranızda? Bugün kan gurubunuzu öğrenmek için neler yapıldığına şahit olacaksınız." Duyduğum şey karşısında tüylerim ürperirken yapabileceğim şeyleri düşünüyordum. Kanın kokusunu duyduğum an kendime hakim olamayabilirdim.
Öğretmenin söyledikleri beynimde tekrarlanmaya başladı. Dersi terk etmek en iyisi olacaktı. Tam çantamı alacakken çoktan birinin parmağının kesildiğini anladım. Kokusu burnuma hemen gelmişti. Dayanılmaz bir kokusu vardı. Kendi içimde isyan ederken kimin kestiğini öğrenmek için gözlerimi tahtaya doğru yönelttim. Eric parmağını kesmişti ve küçük beyaz bir tahtaya akıtıyordu. Hayır, hayır bu olmamalıydı. Kalbim çok hızlı atmaya başlamıştı, boğazım kup kuru olmaya başlıyordu. Birine zarar verme düşüncesi yeterince kötüyken bu birinin Eric olma düşüncesi daha da kötüydü. Burada daha fazla durursam iyi şeyler olmayacaktı. Çantamı aldım ve aniden sınıftan çıktım. Başta Eric olmak üzere herkes bana bakıyordu. Onlara aldırmadım ve yürümeye devam ettim. Okuldan çıktığımda hala Eric'in kanının kokusunu alabiliyordum, buradan hemen uzaklaşmam gerekiyordu. Etrafa bakındım, kimse yoktu. Hızla ormana doğru koştum. Birkaç dakika içinde ormandaydım. Uzaktı fakat bu hızla değildi. Derin bir nefes aldım ve rahatlamaya çalıştım. Bir ağacın kenarına oturdum ve ne yapacağımı düşünmeye başladım.
--
Bölüm hakkında ki görüşleriniz?
Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen. Görüş ve eleştirileriniz benim için önemli.
Bana ulaşmak isteyenler için;
İnstagram; Thmerff
Twitter; Mervebstncc
Sizi seviyorum. ♥
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Liseli Vampir
VampireAilesinin ölümünden sonra tek bir ısırıkla hayatı değişen Mia'nın bundan sonra hayatını nasıl şekillendireceğine dair hiç bir fikri yoktu. Onu bekleyen türlü zorluklar vardı önünde. O ısırık onun hayatının dönüm noktasıydı. Aynı zamanda geçmişinden...
