Şok içinde eve doğru giderken James'i bir an için Jorden'ın yerine koydum. James muhtemelen düşünmeden öldürürdü beni. Ölümü düşünmek ürkmeme sebep olmuştu. Ölmek istemiyordum. Ailemin katilinin ölümünü görmeden hele, hatta ölümü kendi ellerimden olmadan gidemezdim. Birini öldürmek düşüncesi ölmekten daha beterdi benim için fakat konu James olduğunda hiçbir şey umurumda değildi. Hayatımda değer verdiğim sayılı kişileri özellikle de, bırakıp gidemezdim.
Sonunda eve vardığımda düşüncelerimden sıyrıldım ve elimi cebime atıp telefonumdan saatin kaç olduğuna baktım. Saat 19:38'i gösterirken hızla eve girdim.
"Emily! Ben geldim, hazırlanmaya çıkıyorum!" Emily'e seslenirken merdivenleri çıkmaya başlamıştım. O da bana mutfaktan seslenmişti.
"Tamamdır!" Odama girdiğim gibi banyoya yöneldim ve hızlıca üstümü çıkarıp duşa girdim. Sıcak bir duşun ardından kurulanıp çıktım ve aldıklarımı giydim. Hafif bir makyaj ile görünümümü tamamlamıştım. Aynada kendime bakıyordum. Gerçekten çok güzel görünüyordum.
Aynada kendime bakmaya o kadar dalmıştım ki Emily'nin aralık olan kapıdan beni izlediğini fark etmemiştim. İçeri girip gülümseyerek;
"Mia, o kadar güzel görünüyorsun ki! Tıpkı Carissa''ya benziyorsun." Annemin adını söylediğinde kendimi garip hissetmiştim. Gülümsedim.
"Eve ilk geldiğim zamanı hatırlıyorum da... Üvey kardeş sorunsalı yüzünden beni sevmez diye düşünmüştüm. Küçüklük işte. Ama o tam tersi bana çok sıcak davranmıştı. Öz ailemden görmediğim sevgiyi onlardan görmüştüm." Emily'e sarılırken anneme sarılmayı ne kadar özlediğimi fark etmiştim. Derin bir nefes aldım ve dolan gözlerime aldırış etmeden konuştum.
"Eric gelir birazdan, aşağı insek iyi olur." Emily ile birlikte aşağı inerken zil çalmıştı. Ben salondaki aynada son kez kendime bakarken Emily kapıyı açmıştı. Eric içeri girer girmez beni süzerken bende onu süzüyordum.
"Vay canına, çok güzelsin." Eric'e gülümserken üzerime bir şal alıp çıktım. Emily arkamızdan seslenirken ona öpücük yollamıştım.
"Dikkat edin! İyi eğlenceler!" Eric bana ön koltuğun kapısını açtı ve oturmam için yol verdi. Ben ona teşekkür ederken oda arabanın önünden dolanıp sürücü koltuğuna geçti. Kısa bir yolculuğun ardından parti evine gelmiştik. Müzik sesleri her yeri kaplamıştı. Ev çok büyüktü ve geniş bir havuzu vardı. Havuzun etrafında ise masalar vardı. Eric ve bende masalardan birine geçtik. Partiye kısa zamanda daha çok kişi gelmeye başlamıştı. Etrafa bakınırken onu gördüm.
Anna.
Kırmızı, fazlasıyla mini bir elbise giymişti. Makyajı ise fazla abartılıydı. Yüzüne sahte bir gülücük kondurdu ve yanımıza geldi.
"Selam." Eric selamına karşılık vermemişti. Bu hoşuma giderken ben yüzüme tatlı olmasını umduğum bir gülücük kondurdum ve;
"Hey Anna! Naber?" diye sordum. Bu kızdan gerçekten iğreniyordum.
"İyiyim sen?" Eric'in masadaki elinin üzerine elimi koyarken konuşmuştum.
"Sevgilimle harika bir partideyim. Nasıl iyi olmam?" Eric ile birbirimize gülümserken Anna'nın gözleri arkamda bir yere takılmıştı. Arkamı dönüp o yere bakarken kimseyi görememiştim.
"Benim gitmem gerek, sonra uğrarım yanınıza." Anna giderken arkasından bakıyordum. Tavırları aceleciydi.
Bu kızda hoşuma gitmeyen bir şeyler vardı.
JAMES
Aptal bir liseli partisindeydim. Planlarımı bu geceliğine değiştirmiştim. Bu geceliğine Mia'ya farklı bir sürprizim olacaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Liseli Vampir
VampirAilesinin ölümünden sonra tek bir ısırıkla hayatı değişen Mia'nın bundan sonra hayatını nasıl şekillendireceğine dair hiç bir fikri yoktu. Onu bekleyen türlü zorluklar vardı önünde. O ısırık onun hayatının dönüm noktasıydı. Aynı zamanda geçmişinden...
