Bölüm -11- Eric'

3.2K 160 8
                                        


Yatağımda oturmuş deli gibi ağlıyordum. Bu olamazdı, ne yani ailemi, annemi, babamı bir vampir mi öldürmüştü? Haftalardır bir trafik kazasında kaybettiğimi sandığım ailemi bir vampir mi öldürmüştü yani? Buna inanmak istemiyordum. Onca şeyin arasında bu çok ağır gelirdi, yapamazdım. Bu yaşadıklarımın yeterince ağırken birde bu gerçekle yüzleşmek ağır gelirdi.

"Tanrım lütfen, lütfen doğru olmasın... Lütfen." Sessiz yakarışlarımın arasında kapının sesini duymamla göz yaşlarımı silkdim ve ayağa kalktım. Kendime çeki düzen vererek kapıyı açtım. Emily karşımdaydı. Yüzüne bir tebessüm yerleştirerek,

"Mia hadi gel yemek yiyelim." dedi. Olumlu yönde başımı salladım, ve aşağı indik. Masaya oturdum. İştahım yoktu. Tabağımdakilere dokunamamıştım bile. Derin bir nefes aldım ve Emily'e eline sağlık diyip masadan kalktım. Hızlı adımlarla odama doğru merdivenlerden çıktım. Yatağıma oturdum. Uyumaya ihtiyacım vardı. Tüm bu olanlardan uzaklaşmak istiyordum. Ellerimi saçlarımın arasından geçirdim ve gözlerimi kapatıp kendimi yatağıma bıraktım. Uyumak istiyordum fakat yine böyle bir rüya görmekten korkuyordum. Bunun bir rüya olduğundan bile emin değildim. Belki de yaşanmış, gerçek bir olaydı.

Ne bok yiyeceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Bir anda yarın okulun olduğu aklıma geldi. Bu halde okula nasıl gidecektim ki? Ama gitmeliydim. Emily'nin ve okuldakilerin gözüne daha fazla batmak istemiyordum. En azından belki Eric'i görürüm. Eric'i düşünmek nedensizce sırıtmama sebep olurken hissettiğim şeylerin farkındaydım. Yinede yeni vampir olduğumdan dolayı hislerim fazla duyarlı olabiliyordu fakat sanırım ondan hoşlanıyordum. Sadece birkaç kere görmüştüm. Yine de hoş çocuktu işte.

--

Saat 08:00'ı gösterirken yataktan kalktım. Bütün gece uyumamıştım. Banyoya giderek yüzüme baktım. Solgun beyaz tenim mor gözaltlarım ve kızarmış gözlerime bakarken nasıl bu hale geldiğimi düşünüyordum.

Yaşayan bir ölüden farksızdım.

Derin bir nefes alıp gözlerimi yansımamdan çektim. Üstüme giyecek bir şey arıyordum. Rafların birinden siyah yarım tişörtümü çıkarttım ve giydim, altımaysa siyah bazı yerleri yırtık bir pantolon giydim. Aynanın karşısına geçtim ve saçımı öylesine topladım. Çantama okulda gerekli olan defterleri koydum, bir kaçta kalem. Ardından dolabımın içine sakladığım karışımı çıkarttım ve bir yudum içtim. Hazırdım. Aşağı indim, teyzem hala uyuyordu. Kapıyı açtım ve siyah botlarımı giydim. Hava yine yağmurluydu. Fakat soğuk değildi. Zaten üşümüyordum. Okula doğru yürümeye başladım. Okula vardığımda bahçe bomboş olduğunu fark ettim. Cebime sıkıştırdığım telefonumu elime aldım ve saate baktım.

"Siktir." Bir küfür savurarak daha hızlı yürümeye başladım. Oldukça geç kalmıştım. Sınıfın önüne gelir gelmez kapıyı tıklattım ve içerden;

"Gel." sesini duyar duymaz içeri girdim. Öğretmen çoktan girmişti, herkes bana bakıyordu. Öğretmenin yanına gittim.

"Özür dilerim Bay Jess." dedim. Tamam diyerek başını salladı ve yerime geçmemi işaret etti. Sırama doğru yürürken Eric'i gördüm. Bana gülümsedi. Bende ona tebessüm ederek en arkada ki sırama geçtim. Eric'le birçok dersimiz ortaktı. Gülüşü ise içimde farklı şeyler hissetmemi sağlıyordu. Sanki o gülünce her şey düzelecekmiş gibi geliyordu. Henüz yeni tanıdığım bir çocuğun gülüşü öyle işlemişti ki içime...

Sıkıcı derslerin ardından zil çalmıştı ve öğle arasındaydık. Sınıfta ki herkes dışarı çıkmıştı. Eric ve ben hariç. Eric yanıma geldi ve oturdu. Gülümseyerek:

"Neden geciktin?" dedi.

Gözlerimi devirerek,

"Dün gece pek uyuyamadım da." deyiverdim. Ayağa kalktı.

"Dışarı çıkalım mı?"

"Olur." Derken ben, elimi tuttu ve bahçeye indik. Elimi mi tuttu? Dokunuşuyla kalbim hızlıca çarpmaya başlamıştı. Okulun arka tarafında, kimselerin olmadığı bir yerdeydik. Eric bir anda bana döndü.

"Mia, sana söylemem gereken bir şey var." dedi. Meraklanmıştım. Ne söyleyebilirdi ki bana? Gözlerimi kahverengi gözlerine çevirerek konuştum.

"Evet?" Başını önüne eğdi ve bana alttan alttan bakarken konuştu.

"Henüz birbirimizi hiç tanımadığımızın farkındayım. Birkaç kere konuştuk sadece ve bunu hoş karşılar mısın ondan da emin değilim. Ama sanırım, senden hoşlanıyorum." Gözlerini kısarak gülümsediğinde olduğu durum çok şirindi. Şirin kelimesi bana çok uzaktı fakat Eric tam anlamıyla şu an, şirindi. Benim Eric'e karşı bir şeyler hissettiğim aşikârdı fakat aynı şeyleri onunda hissedebileceğini hiç düşünmemiştim. Eric'in kalp atışlarını duyabiliyordum. Düzensiz ve heyecanlı bir ritmi vardı bu sefer. Yüzüme kocaman bir gülümseme yerleştirdim. O kadar tatlıydı ki.

"Eric, şu an ne diyebileceğimi pek bilmiyorum. Çok şaşkınım... Haklısın, dediğin gibi birbirimizi tanımıyoruz, fakat bende senden hoşlanıyorum." Bunu söylediğime inanamıyordum. Gerçi bu aralar olan hiçbir şeye inanamıyordum ya, neyse... Eric çok mutlu görünüyordu. Onun mutluluğu beni de mutlu etmişti bir anda.

"Gerçekten mi?" dedi. Başımı olumlu anlamda salladım. İkimizde çok mutluyduk. Sanırım şu sıralar yaşadıklarımın arasında güzel olan tek şeydi Eric. Kötü giden onca şeyin arasında Eric'le olmak bana bir nebze de olsa iyi gelebilirdi.

Dakikalarca beraber konuşmuştuk. O anlatmıştı, ben dinlemiştim. Ben anlatmıştım, o dinlemişti. Eğlenceli biriydi, beni güldürüyordu. Ona elbette vampir olduğumdan bahsetmemiştim. Ne diyebilirdim ki? Eric ben bir vampirim ama korkma zararsızım, falan mı?

Siktir. Bu delilik olurdu. Muhtemelen arkasına bakmadan kaçardı. Her şeyin zamanı vardı. Şu an Eric'ten emindim fakat ne olacağını bilemezdik. Hayatım bir anda tepetaklak olmuştu ve iki dakika sonrasını kestiremiyordum. Yarın hayatta olacağım bile meçhuldü. Yine de denemek istiyordum. Yoluna girmeliydi her şey. Girmek zorundaydı...

--

Bölüm hakkında ki görüşleriniz?

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen. Görüş ve eleştirileriniz benim için önemli.

Bana ulaşmak isteyenler için;

İnstagram; Thmerff

Twitter; Mervebstncc

Sizi seviyorum. ♥

Liseli VampirBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin