Bölüm -38- Seçilmiş

1.6K 85 12
                                        


MARCUS

"Kardeşim, emin misin? Sonuçta geçmişi gayet temiz." Thomas dönüştürülecek kişi seçildiğinden beri sürekli emin misin diye soruyordu. Kararlarıma saygısı olduğunu biliyordum elbette. Zaten çoğu zaman beraber alırdık kararlarımızı. Fakat bunda oldukça ısrarcıydı. Ben ise gayet emindim. Geçmişinin temiz olması umurumda değildi. O kız bunu hak ediyordu. Elbette düşmanım değildi kız, fakat bir seçilmişi öldürmüştü ve cezasız kalamazdı.

"Evet, Thomas beraber seçtik zaten öyle değil mi? Böyle olması gerekiyor. Geçmişi temiz olsa bile bu bir ceza. Ve ceza konularında acımasız olduğumu bilirsin. Bu en merhametli ceza neredeyse." Alayla gülümsedim. Thomas derin bir nefes aldı. Sıkıntıyla aldığı nefesi verirken beni ikna edemeyeceğinin farkına varmıştı sanırım.

"Pekâlâ kardeşim. Jorden'a haber verilsin mi?"

"Evet, verin. Kızı da getirsin." Thomas başını sallayıp çıkarken bende beni bekleyen taze kanın yanına doğru yürümeye başladım. Bana zevkle bileğini uzatırken bundan hoşnut olduğunu biliyordum. Dişlerimi genç kızın bileğine geçirirken yavaşça, hafif bir inilti çıkardı. Gözlerimi gözlerine çıkardığımda ise rahatlaması gerektiğini anlamıştı hemen. Genç kızın kanı boğazımdan geçtiğinde aldığım haz karşısında gözlerimi kapattım. Ve devam ettim.

--

MİA

Sıkıntıyla geçen günlerin ardından rahat bir şekilde kalkabildiğim tek sabah bu olmuştu sanırım. Âşık olduğum adam yanımda, bize karşı bir tehdit yerini alan adam ise ölümün eşiğinde.

Ben iyiyim.

Ya da değilim.

Aslında bundan emin değilim. Ne yazık ki uykunun getirdiği o saflık üzerimden kalktığı an birini dönüştürecek olmam düşüncelerimde ki yerini yeniden almıştı. Bu yüzden sanırım, iyi ya da kötü değilim. Sadece nasıl yapabileceğimi düşünüyorum o kadar. Yapabilir miyim onu bile bilmiyorum fakat zorunda oluşumun farkındalığı olduğu sürece vazgeçmem olanaksız gibiydi. Bunu yapmaya zorunluydum. Ne olursa olsun, ne yaşamış olursam olayım bir seçilmişi öldürmüştüm. Ya da öldürmemiştim. Teknik olarak yarı ölü sayılırdı. Aslında yaşarken bile yarı ölüydü ama her neyse, konumuz bu değil.

"Ne düşünüyorsun bakalım Küçük Hanım?" İrkilerek gözlerimi yeni uyanan sevgilime çevirdim.

"Hiç, hiçbir şey." Aceleyle söylenmiş birkaç sözün ardından Eric'in yanağına bir öpücük kondurdum ve yataktan çıktım. Aynanın karşısına geçip saçlarımı toplarken Eric'e göz ucuyla baktım. Dikkatle beni izliyordu.

"Ne oldu?" dedim gülerek. Bu sırada saçlarımı topuz yapmıştım.

"Hiç. Sadece çok güzelsin işte." Vampir olmasaydım eğer yanaklarımın kızaracağına yemin edebilirdim.

"Teşekkür ederim bayım." Gülümseyerek devam ettim.

"Bugün Jorden ile birkaç küçük işim var. Uzun sürmez." Eric yataktan kalkmadan ters döndü ve uykusuna devam ederken cevap verdi.

"Tamam, dikkat edin." Yastığa gömdüğü kafası yüzünden sesi boğuk çıkıyordu.

"He birde..." Gözlerim tekrar Eric'i bulurken beklemeden devam etti.

"... Seni seviyorum." Vücudum söylediği bu şeyle ısınırken Eric'in kalp atışlarının düzenli olduğunu duydum. Uykusuna çoktan dönmüştü bile. Gülümseyerek kıyafetlerimi koyduğum çantamdan birkaç parça kıyafet çıkardım ve üstümü değiştirip vakit kaybetmeden aşağı indim. Telefonumu aldım ve rehberden Jorden'ın ismini bulduğum an parmaklarımı telefonun üzerinde kaydırdım. Jorden telefonunu birkaç çalışta açmıştı.

Liseli VampirBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin