JAMES
GEÇMİŞ
Adımlarımı hızlandırarak büyük ve ihtişamlı binaya girdim. Her zamanki gibi karanlık koridorlarda yürümeye başladım. Adımlarım sakindi. Etrafta onlarca vampir vardı. Korumalar, gezginler, seçilmişler... Dünyanın dört bir yanından geliyorlardı. Korumalar; Konsey'in en yakınındakilerdi. Onlarla ilgili her şeyi bilirlerdi.
Gezginler ise, Dünyanın dört bir yanına gidip seçilmişleri dönüştürenlerdi. Konsey'in izniyleydi tabii bu.
Son olaraksa; Seçilmişler. Ben ve benim gibiler. Vampirlik bizim lanetimizdi. Bu aslında hepimiz daha doğmadan önce olacak bir şeydi. Kaderimizdi. Kimsenin bundan haberi olmazdı tabii. Laneti tetiklemek gerekirdi. Tetiklemek içinse birini öldürmek gerekirdi. Eninde sonunda Gezginler bizi bulurlardı zaten. Kaçış yoktu bundan. Laneti her zerresiyle yaşamamız gerekirdi.
Merdivenlerden yukarı çıktım ve büyük siyah kapıyı gördüm. Korumalar kapıda dururlarken derin bir sessizlik hâkimdi koridora. Korumalar bana kapıyı açarken ister istemez ceketimi düzeltme ihtiyacı hissetmiştim. Kapı arkamdan kapandığında Marcus ve Thomas bana döndüler. Marcus ciddi bir şekilde beni yanına çağırdı ve oturmamı işaret etti. Usulca yerime oturdum ve Marcus'un konuşmasını bekledim.
"James, seni buraya neden çağırdığımızı merak ettiğini biliyorum. Önemli bir görevin var. Çok önemli ve gizli." Gerçekten meraklanmıştım. Neydi bu kadar önemli olan? Sakin ve ciddi olmaya çalışarak cevap verdim.
"Nedir?" dedim. Thomas karşımdaki sandalyeye oturup;
"Bir avcıyı öldürmen gerekiyor..." dedi. Thomas devam ederek;
"...Bu gece yapmalısın." dediğinde şaşkınlığım gitmişti. Şu ana kadar çoğu kişiyi öldürmüştüm. Bu konuda deneyimliydim ve sıkıntım yoktu fakat bir avcıyı daha önce öldürmemiştim. Bu düşündüğümden zor olabilirdi, yine de her zaman yaptığım şeydi bu; Öldürmek. Ben bir vampirim sonuçta. Öldürmek doğamda var.
"Neden öldürmem gerekiyor?" Öldüreceğim kişiyi neden öldüreceğimi sormam normaldi öyle değil mi?
"Jonathan... Onu öldürdüler." Şaşkınlıktan küçük dilimi yutmak üzereydim. Jonathan, Marcus ve Thomas'ın en küçük kardeşleriydi. Birkaç gündür ortalıklarda yoktu fakat ölmüş olabileceği aklımın ucundan dahi geçmemişti.
"Adresi verin yeter. İşlerini bitirebilirim." Marcus memnunmuşçasına gülümsedi.
"Sana güvenebiliriz öyle değil mi James?"
"Bu zamana kadar istediğiniz her şeyi yaptım. Bununda altından kalkabilirim. Güveninizi boşa çıkarmayacağım." Marcus masanın en uç kısmına oturarak bana bakmayı sürdürdü. Gözleri bendeyken Thomas ile konuştu.
"Kardeşim, bir şey gördün mü?" Thomas başını olumsuz anlamda salladı.
"Biliyorsun kardeşim, istediğim zaman geleceğinizi göremem. Bir anda geliyor." İkisi de derin bir nefes aldı.
"Öldürmeni istediğimiz sadece avcılar değil. Duyduğuma göre kadının birde kızı var. Onu da öldüreceksin. Tüm hepsi, yeryüzünden silinecek! Anladın mı?" Ayağa kalktım ve başımı salladım.
"Oldu bil." Eliyle kapıyı gösterdiğinde çıkmam gerektiğini anladım. Burada ki işim bitmişti.
Onlara göre öldür demesi kolaydı fakat bunun zor olacağını biliyordum. Avcılar bizim için çok tehlikelilerdi. Silahları vardı. Bizim dişlerimiz, hızımız ve güçlerimiz karşısında bir şey yapamayacaklarını düşünüyordum fakat Jonathan'ı bile öldürebilmişlerse benim üstümden geçerlerdi sanırım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Liseli Vampir
VampireAilesinin ölümünden sonra tek bir ısırıkla hayatı değişen Mia'nın bundan sonra hayatını nasıl şekillendireceğine dair hiç bir fikri yoktu. Onu bekleyen türlü zorluklar vardı önünde. O ısırık onun hayatının dönüm noktasıydı. Aynı zamanda geçmişinden...
