kamyon

85 11 4
                                        

Yazardan devam:

İnci sabah çok enerjik bir şekilde uyandı. Kolundaki sargı bezini yavaşça çıkarttı. Kabuk bağladığı için tekrar sarmadı. Üstlerine yavaş yavaş fondöten sürdü. Bunları ben neden yaptım diye kendini sorguluyordu ve bütün suçu psikolojisi yerine alkole atıyordu. Hayatında hiç kaçmayan kız ilk defa doğrulardan kaçmaya çalışıyordu. Fondöten ile işini hallettikten sonra siyah elbisesini üstüne geçirdi. Çok cüretkar bir elbisedi ve İnci bunu sanki yıllardır çalışan bir mankan gibi taşıyordu.

Giydiği elbise

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Giydiği elbise.

Siyah topuklu ayakkabılarını ve deri ceketini de giydi. Ardından siyah göz makyajı ve kırmızı ruj ile makyajını tamamladı.

Makyajı

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Makyajı.

Öz güveni bayağı bir yükselmişti. Uzun zamandır üstündeki eşofmanlar ile yaşlı bir kadına dönmüştü. Halbuki daha 20 yaşında genç bir kızdı. Aynadaki kendine son bir kez baktıktan sonra saçlarını arkadan bir at kuyruğu yaptı kızıl saçları açıkken sinirleri bozuluyordu özellikle çalışırken. Çantasına cüzdan ve telefonu da koyduktan sonra dışarıya çıktı. Çıkar çıkmaz karşısında eşofman altı, terli bir atlet ile duran Gökhan'ı gördü. Gökhan spordan gelmişti. İnci hemen gözlerini çekti zaten Gökhan'ın kendisine karşı bir ilgisi vardı bide böyle bakarak daha çok dikkatini çekmek istemiyordu. Gökhan İnci'yi biraz sonra fark etmişti. Gözlerini kocaman açtı bu kız onun ilk baştan beri tanıdığı İnci değildi. Yada belki İnci normalde böyle ama bu aralar böyle değildi. Bunu bilemeyiz ama Gökhan İncinin bu hâline daha fazla aşık olmuştu çünkü kalbi ardı ardına atıyordu. Yavaşça İnci'ye doğru yaklaştı.

Gökhan:Nereye İnci?
İnci:İş yerine gidiyorum önemli bir şey değil.
Gökhan:İş başvurusu mu yapmıştın sekreter falan mısın?
İnci: Hayır şirketin sahibiyim şimdi gitmem lazım üzgünüm.

İnci lafı koydu ve gitti. Hızla arabasına binip oradan uzaklaştı. Gökhan bir süre arkasından baktıktan sonra ilk gördüğü taksiyi çevirdi çünkü hiç inanmıyordu incinin is yerine gittiğine. Arada gittiği yer beni ilgilendirmez diye kendi kendine söylense de sonrasında hayatında biri mi var yoksa diye düşünüp takip etmeye devam ediyordu. Yaklaşık 30 dakika sonra İnci koskoca bir tasarım şirketi önünde durmuştu. Ülkenin ünlü markalarından biri olan tektaş tasarım ve reklamcılık şirketinin önünde durmuştu. Gökhan şaşkınlık ile bekıyordu "Bu kız bu kadar zenginse neden bizim mahalle gibi bir yerde oturuyor ki"
.
.
.
İnci hızlı bir şekilde içeriye girdi. Herkes şaşkınlık ile ona bakıyordu. Daha önce şirkete hiç gelmediği için kimse onu tanınıyordu avukat hariç. Sekreter yanına gelip "Hanım efendi buraya böyle giremezsiniz randevunuz var mı?" İnci kadını önünden itip şu anda içinde serap olan ama asıl sahibinin İnci olduğu odaya doğru ilerledi. Arkasından güvenlik görevlisi kolunu tutmuştu.
Asistan:İşte bu kadın beni itti atın onu dışarıya
Güvenlik: Hanım efendi zorluk çıkarmadan burayı terk edin!
İnci:Bence ben burayı terk etmeden önce siz kendinizi kapıda bulacaksınız.
Avukat:Ne yapıyorsunuz siz bırakın İnci hanımı
Asistan/Güvenlik:İnci hanım mı? Gerçekten çok özür dileriz.

İnci kafasını sallayıp avukata döndü.
İnci:Nerde o yelloz.
Avukat:Odasında pardon odanızda.

Avukat kimden bahsettiğini tabiki de biliyordu. İncinin tek sevmedugi insan Serap'tı. Dünya üzerinde her canlıyı seven İnci ondan nefret ediyordu çünkü anne babası öldüğünde ona destek olmak yerine bütün okulda onunla dalga geçip dedikodusunu yapmıştı. İnci sert bir şekilde odaya daldı.
İnci:Siktir git
Serap:Aaa İnci hanım nihayet 3 yılda ilk defa uğrayabildiniz.
İnci:Avukat bey ben çok açık konuşmadım mı bu mal neden beni anlamıyor. Siktir git Serap artık ben geldim ve benim olduğum yerde senin işin olamaz.
Serap:3 yıldır bu şirkette ben emek harcıyorum beni kovamazsın ben müdürüm.
İnci:Bende buranın sahibiyim ve senin yerine müdür bulabilirim. Avukat bey hakkını verin ve yollayın gördükçe sinirlerim bozuluyor.

İnci arkasını dönüp kapıya yaklaşmışken Serap arkadan bağırdı "Sen hala benim okulda dalga geçtiğim ezik incisin. Şimdi takındığın bu tavır senin bad girl olduğunu göstermiyor. Çünkü ben senin gerçek kişiliğini biliyorum ezik."

İnci sinirle Serap'a döndü gözlerinden resmen ateş çıkıyordu. Serap korkmamış gibi gözüksede korkudan titriyordu. İnci bunun farkına vardı ve yavaş yavaş daha çok korkutmak için üstüne yürümeye başladı.
İnci:Sana hala ezik İnci olmadığımı kanıtlamamı ister misin?
Serap:Bir bok yapamazsın ezik.

Serap bu cümleyi kurarken bile sesi titremişti. İnci artık ezik falan değildi Serap bunu çok iyi biliyordu. İnci Serap'ın yanına kadar gidip yakasından tutup duvara fırlattı. Serap acı ile inlemişti. Avukat İnci'yi tutmaya bile çalışmadı aslında kimse buna yeltenmedi çünkü herkes Serap'tan nefret ediyordu. Yere düşen Serap'ı İnci saçından tutup merdivenlerden aşağı kata doğru sürüklemeye başladı. İnci çığlık atıyor imdat diye bağırıyordu. Aşağı kata geldiğinde üstüne çıkıp birkaç yumruk atmıştı bunu yaparken eteği daha fazla yukarıya doğru katlanmıştı ama İnci bunun farkına bile varmadı. Serap'ı saçından tutup kapıya kadar sürükledi. Onu dışarıya fırlatıp "bundan sonra sana siktir git dediğimde umarım ikiletmezsin" dedi. Serap ağlayarak kapıya doğru yürümeye başladı. İnci ellerini birbirine sürtüp kirlenmişçesine sirkeledi. O sırada arabalardan birinin arkasına saklanmış olan Gökhan olayları an ve an izliyordu. İnci'nin eteğini fark etti. Arkadan gelen adam incinin eteğini aşağıya doğru çekip düzeltti. İnci gülümsemişti ve çok içtendi daha önce onu böyle gülerken görmemişti. Kesinlikle bu adam patron ve İnci bununla sevgili diye düşünüyordu Gökhan. Ama o adam avukattı ve İncinin sevgilisi yoktu.
.
.
.
İnci kafası şişmiş bir şekilde masanın üstündeki kağıtları elinin tersi ile yere attı. Avukata bakıp "Acil müdür bulmamız lazım yoksa ben burda kafayı yerim" avukat kafasını onaylar anlamda sallayıp odadan çıktı. İnci altındaki eteği umursamadan ayaklarını masaya uzatmış gerksiz gördüğü kağıtlardan uçak yapıp rast gele fırlatıyordu. Zaten saat 18.00 olmuştu çıkma vakti gelmişti. Tam ağaya kalktı ki avukat odaya girdi.
İnci:Bir şey mi oldu?
Mehmet:Şey bir tane müdürlük için başvuru yapan birisi geldi de hemen görüsmek istiyor.

İnci onaylar anlamda kafasını salladı. Geri masaina oturdu. İçeriyi ayak sesleri doldurduğunda kafasını kaldırdı. Fakat karşısında intihar edip ölen Adem bey vardı. Gözlerini sıkıca kapatıp ovaladı. Rimeli göz çevresine dağılmıştı ve korkunç gözüküyordu. Tekrar karşıdaki adama baktı ama Adem değildi hatta benzemiyordu bile.
İnci:Mehmet sen konuş ben çıkıyorum.

Saat 7 olmuştu ve kış olduğu için hava karanlıktı. Bide hiç soğuk değilmiş gibi yağmış yağıyordu. İnci yağmura bayıldığı için yürümeye karar verdi yorulduğu yerde taksi çağıracaktı. Mehmet bey'e arabasını gettittirmesi için kısa bir mesaj attıktan sonra kulaklığını takıp rastgele bir şarkı açtı. Tuğkan geber çalıyordu.
'Nefret dolu bakışlarla mutluluğunu izledim kıskandım deli gibi çoğu zaman ölmeni istedim..." İnci ağlıyordu kimseye aşık değildi ama canı yanıyordu. Hayatı için canı yanıyordu. Yaşadıkları canını yakıyordu. Yolda durup geçen arabalara bir süre baktıktan sonra elindeki şemsiyeyi yavaşça yere bıraktı. Bir kamyon yaklaşıyordu aniden yola attı kendini....

Devam edecek...

TEHLİKE  (Tamamlandı)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin