işkence

75 9 3
                                        

İnci gözlerini açtığında önünde bir masa vardı. Masanın üstünde bir kova su vardı ve ağır derecede çamaşır suyu kokuyordu. Arkadan topuklu ayakkabı sesleri gelmeye başladı. Serap yavaş adımlarla yaklaşıyordu.
Serap:Gözlerini kapat kuzen yanmasın.

İnci ne olduğunu anlamadan aniden Serap kafasını tutup çamaşır suyunun içine soktu. İnci'nin yüzü yanıyordu. Nefesi kesildi suyun altında bir nefes için çırpınmaya başladı. Serap kafasını çıkarttı. İnci otomatik olarak gözlerini açtı. Gözlerindeki yanma ile tekrar kapatmak zorunda kaldı. Daha bir nefesi bile tam alamadan Serap kafasını tekrar soktu. Yaklaşık 10 kere İnci'nin kafasını suya soktu. Ayakkabı sesleri uzaklaştı. İnci ne kadar gözlerini açmak istese de açamıyordu. Nutku tutulmuş gibiydi ağzından tek bir kelime bile çıkmıyordu. Biliyordu çünkü ne söylese söyleyin Serap onu bırakmayacaktı. Serap İnci'yi sandalye ile sürüklemeye başladı. İnci korkuyordu ne olacağına bakmak istiyordu ama gözleri deli gibi yanıyordu. Serap sandalyeyi kaldırıp kutu gibi bir yere attı. İnci kafasını vurduğu için bir çığlık attı. Gözleri yanmayı kestiğinde gözlerini açtı. Kıpkırmızı olmuş gözleri ile dondurucunun içinde olduğunu gördü.
Serap: Gözlerin yandı ya biraz da donsun.
Diyip dondurucunun kapağını kapattı. İnci titriyordu soğuktan kanı çekilmişti. Bir süre sonra nefes de alamamaya başladı. "İmdat" diye bağırıyordu. Kimse sesini duyamazdı evet ama yine de şansını deniyordu. Yaklaşık yarım saat sonra dolabın kapağı açıldı. Serap sandalyeyi kaldırıp zorlanarak da olsa dışarıya çıkarttı. "Allah belanı versin" dedi İnci. Fısıltı ile söylemişti sesi bile zor çıkıyordu. "Daha bu hiçbir şey" dedi Serap. Bir yere doğru çekmeye başladı. Birkaç dakika sonra ellerinde iki kablo ile geri döndü. "O- o ne?"  dedi İnci korkuyla. "Elektirikkk" dedi Serap sadist kahkahaları ile. Bu sırada İnci'yi hiçbir yerde bulamayan Alp aramaya çıktı. İnci "Ne?" Diye çığlık atar atmaz Serap elektirik kablosunu. Boynuna değildirdi. İnci birkaç saniye titredikten sonra Serap kabloyu çekti. İnci bayılana kadar buna devam etti. İnci bayılır bayılmaz onu çözüp küçük karanlık bir sandığın içine koydu ve kilitledi.
.
.
.
İki saat sonra İnci uyandı. Kutunun kapağını itmeye çalıştı tekme attı ama açılmadı. "İmdat" diye arka arkaya bağırıyordu. Ama ne açan vardı ne de en ufak bir ses. İnci debelenmeye devam etti ama açılmıyordu işte. Yaklaşık yarım saat sonra yorgun düşen İnci gözlerini kapattı.
.
.
.
İnci gözlerine vuran güneş ile uyandı. Tam kurtuldum derken karşısında duran Serap sözünü ona geri yutturdu. En azından o lanet kutudan kurtulmuştu.
Serap:Bu gün sana psikolojik olarak bir işkence planladım.

İnci'yi duş kabini gibi bir yere soktu. Kafası bir kova geçirip musluğu damlayacak şekilde açtı. Kovanın üstüne damlayan su İnci'ye çığlık gibi geliyordu. Size küçük bir şey gibi gelen bu işkence insanları ya delirtiyor yada sağır ediyordu.
.
.
.
Aksam olduğunda Serap İnci'nin kafasındaki kovayı çıkarttı. İnci'nin kulakları çınlıyordu ve sersemlemiş bir haldeydi. Serap "Artık sıkıldım yeter bu kadar şey" diyip onu bir yere yatırıp bağladı. Kafasını da bir kemer ile masaya sabitledi. İnci kafasını ve vücudun diğer uzuvlarını hareket ettiremiyordu. Serap elinde bir şişe ile geri döndü. "Şimdi bunu içeceksin susuzluktan ölmeni istemem" dedi. Elindeki su değil bebeğin düşmesini sağlayacak bir ilaçtı. İnci ilk başta içememek için dirense de Serap şişeyi gırtlağına kadar soktu. İnci boğazına gelen su ile otomatik olarak yutmaya başladı. Şişe bittiğinde serap onu öylece bırakıp gitti. İnci karnına giren kramplar ile acı çekmeye başladı. Bağlı olduğu için karnına dokunamıyordu bile. "İmdat" diye bağırdı son kez. Kimsenin duymayacağını bile bile bağırdı.

TEHLİKE  (Tamamlandı)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin