Kapılarını aç bu kitap seni alıp bambaşka yerlere götürecek.
Bazen herşeyin mantılı bir açıklaması yoktur...
Komşunuz bir seri katil
Yeni taşındığınız ev sizin için bir tehlike
Onun katil olduğunu tek siz biliyorsunuz ve bunu kanıtlayamıyorsunuz
p...
İnci şirkette işler ile ilgileniyordu. Kafası şişmişti artık ve bir an önce akşam eve gidip uymak istiyordu. Bıkmıştı artık mavi kapaklı dosya görmekten. Yeni müdür yarın gelecekti bu yüzden biraz da olsun mutlu olmuştu. Avukat Mehmet bey hızlıca odaya daldı. İnci:Ne oldu Mehmet bu ne telaş Mehmet:Sana çok önemli bir şeyi söylemeyi unuttum. İnci:Otur bir soluklan sonra söyle.
Mehmet oturup bir yudum su altı. Sonrasında hemen konuşmaya başladı. Mehmet:Akşam şirketin yeni ortakları ile bir iş görüşmesi yapılacak şık bir restoranda yemek verilecek daha doğrusu bu ortaklık kutlanacak şirketteki bütün çalışanlar gelecek. Ama biz hiç hazırlık yapmadık ve şirketteki kimsenin bundan haberi yok.
İnci ayağa kalkıp saate baktı. "Saat daha 2 aksama kadar hazırlanırız. Ben şirkettekilere duyurayım." Dedi İnci ve kapıdan çıktı. "Herkes bir buraya baksın" diye tekrarladı. Avukatın dediğine göre bu şirket büyük bir şirketmiş ve ortaklık onlara büyük kazanç sağlayacakmış tek önemli olan patronu ikna etmekmiş. İnci: Arkadaşlar akşam .... Restorantında bir parti verilecek yeni ortaklarımızla birlikte bu gün izinlisiniz gidin ve en şık halinizle akşam yemekte olun"
Herkes sabahtan beri çok çalışıp yorulduğu için sevinçle alkış tuttular. Yarım gün de olsa kurtulmuşlardı. Herkes dağılırken avukat da çıkıyordu. İnci de hemen odadan eşyalarını ve bu gece üzerinde çalışacağı dosyayı alıp çıktı. Yemekten sonra bu dosyayı tamamlayacaktı. Çok ünlü bir şirketin ayakkabı reklamı üzerinde çalışıyordu. Bu işi almak zorundaydı verecekleri para hem kendi hemde ortak şirkete büyük miktar para kazandıracaktı. Hızlıca eve gelip dolabına baktı. Giyecek bir sürü şeyi vardı ama ona göre goyecek hiçbir şeyi yoktu. Daha önce hiç şık bir restoranda yemek yememişti daha doğrusu bunu gereksiz bulurdu onun için para yatırılabilecek tek şey içkiydi ne kadar zengin olursa olsun. Öncelikle dolaptan siyah uzun bir elbise aldı ve giydi.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
İlk başta acaba çok abartılı mı durdu diye düşündü. Sonrasında restorantın sitesine girdi ne kadar şık bir yer olduğunu görünce abartılı olduğu fikrinden hemen vaz geçti. Zaten elbise de koyu kırmızı saçlarına çok yakışmıştı. Sonrasında yine aynı şekilde koyu göz makyajını ve kırmızı rujunu sürdü. Kırmızı ruj onu yansıtan en iyi şeydi. Alp'in aldığı kırmızı ruju sürdüğü için Alp aklıma geldi. Akşamki davete çağırsam gelir mi acaba diye düşünürken eli otomatikman telefona gitti. Aslında arama mesaj atma gibi şeyler ona göre değildi. Sonra Gökhan aklına geldi acaba Alp ile giderse Gökhan kıskanır mıydı? En iyisi Alp'i hiç aramamak bide Alp'in başına Gökhan'ı sarmamak. Hazırlıkları bittikten sonra çıkmak için anahtarını ve ne olur ne olmaz diye siyah şişme montunu almıştı. Giderken giymese bile dönerken giyecekti. Klasik arabasını almadı bu sefer normal siyah son model arasında bindi. Üstü kapalı olan araba daha iyi olurdu. Çünkü İnci o mezarlık olayından sonra soğuktan nefret etmeye başladı. Hızla restoranta geldi. Arabayı kapıya park etti çoktan herkes gelmişti. Kapının önü araba ile yığılıydı. Hemen kapıdaki görevliye ismini söyleyip içeriye girdi inşallah geç kalmamışımdır diye geçirdi içinden. Kapıda avukat onu bekliyordu. Hemen hızla yanına geldi. İnci:Geldi mi şirketin patronu Mehmet:Evet geldi şuraki.
İnci Mehmet'in gösterdiği adama baktı. Arkası dönük takım elbiseli bir adamdı. Sadece ensesini görüyordu. Hızla Mehmet'i yanına alıp hızla adamın yanına doğru ilerledi. Adam daha arkasını dönmeden "Kusura bakmayın geçtiktim" dedi. Adam arkasını döndüğünde İnci ağzını bir karış açmış bakıyordu. İnci:Alp Alp:Naber prenses İnci:İyiyim de sen misin gerçekten yani ortağımız sen misin? Alp:Evet iki hafta sonraki sürprizim buydu. İnci: Çok sevindim yaa!
Demişti ve Alp'e kocaman sarıldı. İnsanlar şaşkınca bu ikiliye bakıyordu. Mehmet: Siz tanışıyor musunuz? İnci:Evet tanışmak ne kalime fazlasıyla yakınız. Mehmet:O zaman kadehleri ortaklığımıza kaldırıyorum.
Herkes elindeki kadehleri havaya kaldırmış ve birer yudum almışlardı. İnci mi o ise bir yudum almak yerine hepsini içmişti. . . . Alp ve İnci evdeki ayakkabı şirketinin dosyasını ve projeyi hazırlamak için İnci'nin evine gidiyorlardı. Yemek bitmişti aşırı yorgundular ama yine de bu dosyanın yarına kadar bitmesi lazımdı. Arabayı kapının önünde durdup indiler ve eve geçtiler. Gökhan onları izliyordu. Üzerlerindeki şık kıyafetleri ve beraber geldiklerini görünce onları sevgili sanmış ve delirmişti. Oraya buraya sinirle yumruk atmaya başladı. O adamla nasıl birlikte olur ben onu severken o nasıl o adama bakar diye deliriyordu. Gözleri kıpkırmızı olmuştu ellerinden kanlar akıyordu. Ve bütün vücudu titriyordu. Çıldırmış gibiydi. Sonrasında bir kadeh Wiski içip yatağına yattı. O evi şu anda ateşe vermek istiyordu ama içindeki bu isteği durdurmuş ve uyumuştu...