İnci birden bire yere düştü. Önce kamyon çarptı zannetti ama kamyon çarpısaydı bu kadar hafif olmazdı. Sımsıkı kapattığı gözlerini hafifçe araladı. Önünden arabalar geçiyordu. Yavaşça ayağa kalktı. Tam karşısında Gökhan duruyordu. Sırılsıklam olmuştu gerçi İnci'nin de ondan bir farkı yoktu. İnci bu arabaya eli ile işaret edip durdurdu. O araba durur durmaz karşıya Gökhan'ın yanına geçti.
İnci:Neden yaptın bunu?
Gökhan:Çünkü ölmeni istemiyorum.
İnci:Neden lan neden?
Gökhan:Çünkü sana deli gibi aşığım salak kız sen kendini öldürerek herşeyden kurtulacağını mı zannediyorsun.
İnci:Senden nefret ediyorum...
Gökhan incinin elinden tutup eve doğru çekiştirmeye başladı. İnci hiç inat etmiyor hatta bir an önce eve gitmek istiyordu.
Gökhan:Bir gün yağmurda yürüyeceğiz diye sana söz vermiştim
İnci:Bunun bir önemi yok
Gökhan:Benim için var şimdi yanıma gelip benimle yürüyor musun yoksa yaklaşık yarım saatlik yolu böyle çekiştirilerek mi yürümek istiyorsun.
İnci elini hızla çekip Gökhan'ın yanına geçti kulağına "Senden nefret ediyorum" diye fısıldadı tekrar tekrar. Bu cümleyi yer kurduğunda Gökhan'ın canı yanıyordu çünkü kendisinden nefret etmesi için hiçbir şey yapmamıştı tek suçu sevmekti tek suçlu ise aşk. İnci bağırmaya başladı "nefret dolu bakışlarla mutluluğunu izledim kıskandım deli gibi çoğu zaman ölmeni istedim..." Gökhan İnci'nin tam karşında durup "O şirketteki adam ile mi sevgilisin?" İnci kimse ile sevgili değildi ama Gökhan'ı kendinden uzak tutmak zorundaydı. Böyle psikolojik sorunları olan bir eş Gökhan için kötü bir şey olurdu Gökhan'ın çocukları böyle bir anne ile büyümek istemezlerdi.
İnci:Evet onunla sevgiliyim.
Gökhan:Peki!
Gökhan'ın gözlerinden iki damla yaş yeri bulmuştu.
İnci:Ağlıyorsun!
Gökhan: Hayır yüzümdeki yağmur damlaları.
İnci: Gökhan arkadaş kalabiliriz.
Gökhan: Sevdiğim kadın ile arkadaş mı? Asla İnci merak etme birdaha seni rahatsız etmem.
Diyip koşmaya başladı. Arkasında bir enkaz bıraktığının farkında değildi sadece ağlayarak koşuyordu.
İnci:Bende seni seviyorum üzgünüm.
Diye fısıldadı. İmkansız dı onlar gerçekten imkansız çünkü İnci böyle bir kötülüğü Gökhan gibi iyi bir insana yapmak istemiyordu. İnci öylece kalakalmış kaldırıma oturmuştu. Büyük bir şansı vardı. Bu gece için güzel bir şans tam arkasında bir büfe vardı o bunu görmedi ama büfedeki genç onun bu halini görmüştü.
.
.
.
İnci kafasının arkasından doğru gözlerine tutulan birayı görür görmez kimin uzattığına bile bakmadan aldı. Hemen açtı ve birkaç yudum aldı.
Çocuk: İçeriye gel yağmur yağıyor.
İnci:Ne güzel işte ağladığım belli olmuyor.
Çocuk incinin yanina çöktü. İnci bundan hiç rahatız olmamıştı.
Çocuk:Benim ismim mert ama bu önemli değil aşk acısı mı?
İnci: Çok mu belli oluyor.
Mert:Evet hemde fazlasıyla.
İnci: Üzgünüm şey bu arada ben İnci.
Mert: İnci güzel isim anlatmak ister misin İnci merak etme bende çok ayık sayılmam yarın hatırlamam.
Bunu söylerken oda elindeki birayı salladı.
İnci: Aslında anlatılacak pek bir şey yok beni seven birisi ve bende seviyorum ama tam bir ruh hastasıyım onunla olursam ona zarar veririm duygusal yada fiziksel anıyor musun?
Mert:Ya o seni bu hallerine rağmen kabul ettiyse.
İnci: Zaten öyle ama ben bu kötülüğü ona yapamam.
Mert:Anlıyorum.
İnci:Eee sen anlat sen neden içiyorsun.
Mert: Klâsik bir hikaye aslına çok sevdiğin insan, yakın arkadaş ve bir adet yatak.
İnci:Aldatılmak.
Mert:Evet filmlerde görünce çok saçma falan diyordum ama öyle değilmiş başına gelince anlıyorsun. Bu arada yarın zatürre olacağız.
İnci gülümseyip kafasını salladı. Mert "ama umrumuzda değil dimi" İnci tekrar kafasını salladı. Çocuk içeriye gidip birer mont ve yaklaşık 8 şişe bira getirmişti. Neredeyse 2-3 saat orada yağmur altında öylece oturup içkilerini içtiler. Sonrasında birbirlerini hatırlamayacaklarına dair saçma bir söz verip vedalaştılar.
.
.
.
İnci yolda öylece ilerliyordu. Bir şey vardı önünde beyaz bir şey. İnci gözlerini kısıp dikkatli bir şekilde ona baktı. Ama bu imkansız annesi karşısında duruyordu. İncinin başına bir ağrı saplandı. Annesi hiçbir şey demeden bir yere doğru yürümeye başladı. İnci hem ağlıyor hemde "Anne" diyerek koşuyordu. Önce ormana girdi. Sonra da bir mezarlığa burası anne ve babasının yattığı mezarlıktı. İnci annesini takip edip onların mezarının başına kadar geldi. Annesi ona el sallayıp mezarın içine doğru yavaş yavaş çekilmeye başladı. "Anne gitme anne sana ihtiyacım var gitme" diye bağırıyordu. Mezarın üstüne yatıp deli gibi ağlamaya başladı. Saatin 12 olması dışında hiçbir sorun yoktu. İncinin gözleri yavaş yavaş kapanıyordu ve aşırı derecede üşümüştü.
.
.
.
Ali: Gökhan İnci hala gelmedi nerede bıraktın sen bu kızı
Gökhan:Dedim ya Ali ... Büfenin önündeydi.
Ali:Kanka saat gecenin 3'ü yanlız
Gökhan: Sevgilisine gitmiştir.
İnci orada eli kolu dönmuş hareket edemez şekilde uyumamak için direnmeye çalışarak birinin onu kurtarmasını beklerken Gökhan kalmış olmayan sevgilisin yanına gitmiştir diyordu. Aniden Ali'nin telefonu çalmaya başladı. İnci zar zor da olsa onu aramayı başarmıştı.
Ali:İnci arıyor
Gökhan:İyi oğlum aç işte seni arıyor.
Ali telefonu açıp hoparlöre aldı. Sadece hızlı nefer alış sesleri geliyordu. Gökhan tam uzanmış telefonu kapatacakken "İmdat" diye zar zor çıkan bir ses duymuştu.
Gökhan: İnci iyi misin nerdesin?
İnci:(Nefes sesleri)
Ali:İnci cevap ver!
İnci:(Nefes sesleri)
Ali telefonu kapatması ve Gökhan'ın telefonunu alıp polisi aradı. Hemen anlattı ve evden çıktılar. Ali'nin telefonu kapanmıştı. İnci kapatmadı sadece şarjı bitmişti.
.
.
.
İnci içinden: Allah'ım sen yardım et hareket edemiyorum çok soğuk Allah'ım sen yardım et.
.
.
.
Ali ve Gökhan bir saattir karakolda olanları anlatıyordu ama polis "Daha 7 saat anca olmuş 24 saat olmadan kayıp şikayetinde bulunanazsınız" diyordu. Gökhan sinirle duvara bir yumruk atıp karakoldan çıktı.
Ali:Nereye lan?
Gökhan:Bizim hacker vardı ya onun yanına telefonun en son sinyalini bulur o.
Ali hızla arabaya binip sürmeye başladı. Adresi çok iyi biliyordu. Gökhan o kadar çok ağlıyordu ki araba kullanacak hali bile yoktu.
Ali:Sen burada kendini perişan ettin acaba sevgilisi senin kadar seviyor mu onu?
Gökhan:Sür sen o mutlu olsun o bana yeter daha hızlı sür.
Ali gaza yüklenmişti. Hızla o hackerin evine gelmişlerdi. Kapıyı bin kez çalmalarına rağmen içeriden kapı açılmıyordu.
Gökhan:Ara şunu Ali vakit kaybedemeyiz.
Ali birkaç kez aramıştı ama açan kimse yoktu. Son bir kez daha çaldırdı ve sonunda açıldı telefon.
Ali:Nerdesin lan işimiz var?
Hacker: Uyuyordum kanka kusura bakma evdeyim ben siz nerdesiniz
Ali: Kapıda ve donduk çabuk aç!
Ali 10 dakka kapıda durmuştu ve dondum diye söyleniyordu. Ya İnci o ne haldeydi şu anda. Belki de çoktan ölmüştü. Kapı açılır açılmaz hızla içeriye girdiler. Olanları kısaca anlatıp yeri tespit etmesini söylediler. Çocuk bilgisayar başına oturmuştu ve Ali'nin telefonu alıp bakmaya başladı.
Hacker:Oha AMK lan
Ali:Noldu lan?
Hacker:Kanka en son sinyal öyle bir yerden geliyor ki!
Ali: Oğlum söylesene.
Hacker: Mezarlık...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE (Tamamlandı)
Mystery / ThrillerKapılarını aç bu kitap seni alıp bambaşka yerlere götürecek. Bazen herşeyin mantılı bir açıklaması yoktur... Komşunuz bir seri katil Yeni taşındığınız ev sizin için bir tehlike Onun katil olduğunu tek siz biliyorsunuz ve bunu kanıtlayamıyorsunuz p...
