Ali ve Gökhan hızla evden çıkmıştı. Son sürat mezarlığa doğru sürmeye başladılar.
Gökhan:Oğlum bu kızın mezarlıkta ne işi var soğuktan ölüp gidecek
Ali:Sus lan ne ölmesi ağzından yel alsın gidiyoruz işte.
Ali daha hızlı yüklendi gaza İnci orada soğuktan donmuş belki de vahşi hayvanlara yem olmuştu. Sonunda mezarlık önüne geldiklerinde içlerini bir ürperme duygusu kapladı. İlk başta tedirgin olsalar da İnci'yi düşünüp mezarlığın açık kapısından içeriye girdiler. "İnci neredesin" diye bağırdı Gökhan "Salak mısın lan kız telefonda bile bağırmıyordu sena nasıl burdayım desin" dedi Ali. Gökhan zaten bunu biliyordu sadece şansını deniyordu. Teker teker hatta tekrar tekrar tüm mezarlığı gezdiler. Ama İnci hiçbir yerde yoktu. Ümidi kestiler belki eve gitmiştir belki birisini onu kurtarmıştır diye düşünürek son kez dikkatli bir şekilde bakmaya başladılar. Yine bulamzsak eve gideriz diye düşünüyorlardı. Bir yerden bir ses duydular koşarak o yöne doğru gittiler. Gece yarısı bir mezarlıkta iseniz ve ses geliyorsa o sese asla gitmemelisiniz. Ama incinin orada olma ihtimaline karşı Gökhan ve Ali sese koşuyorlardı. Gökhan bir şeye takıldı ve düştü. Işığı açtı hemen fakat takılacak hiçbir şey yoktu sadece yerde kan vardı.
Ali:Neye takıldın lan.
Gökhan:Kan var oğlum burada.
Ali hemen Gökhan'ı itti ve kana baktı. Daha yeni akmış bir kan olduğunu uzaktan bakan bir insan bile anlayabilirdi. İleriden tekrar bir ses geldi. Orayı öylece bırakıp sese doğru koşmaya başladılar.
Ali:Dur Gökhan dur İnci burda değil biz zaten burayı kırk kez dolaştık.
Gökhan:Ali ses geliyor!
Ali:O sese gidemeyiz İnci olmadığı kesin.
Gökhan:Yine şu korku filmi saçmalıklarına başladın ben gidiyorum sen beni burada bekle eğer İnci de ben sana sesleneceğim.
Gökhan ne kadar korkusuz gözükse de Ali'den uzaklaştıkça içini bir ürperme kaplıyordu. Kalbi çok hızlı atıyordu. Ama orada İnci olabilirdi bu ihtimal onu o yöne doğru çekiyordu. Gökhan abiden durmuş karşıdaki kahkaha atan varlığa bakıyordu. Simsiyah bir varlık vardı karşısında. Sanki alev ve dumanların içinde kalmış gibi duruyordu. Bu haline birde kahkahası eklenince tıpkı bir tımarhane kaçkınına benziyordu. Gökhan adım adım geriye gidiyordu. Ne olduğunu şaşırmıştı. Birde üstüne üstlük "İnci nerede?" Diye bağırmıştı. Ne olduğunu bile bilmediği varlığa bu soruyu soruyordu. Kadın birden bire gülmeyi kesti ve parmağı ile bir yönü işaret etti. Kadın ağlıyordu ilk başta Gökhan kadınının yanına gitmek istese de böyle bir varlığın yanına gitmek çok saçma olacağı için vaz geçti. "Neden ağlıyorsun" diye sordu uzaktan. Kadın hiçbir şey demeden önce az önce işaret ettiği yeri gösterip sonra da karnını gösterdi ve arkasına bakmadan koşmaya başladı. Gökhan hiçbir şey anlamamıştı. O kaçan varlığın aslında incinin ölen annesinin ruhu olduğunu bilmiyordu. Gökhan da koşarak Ali'nin yanına ulaştı. Gördüğü şeyi anlattı Ali "Ben sana gitme demiştim" dedi sadece. Ardından kan olan yerdeki mezara gittiler. Mezar taşına ikisi de hayretle bakıyordu.
Ali:Ama bu İnci'nin soyadı.
Hemen yandaki mezara baktılar ve yine incinin soy adı vardı. Hatta sıradaki mezarlarda komple incinin soy adı yer alıyordu. Ali bir mezar daha fark etti. Küçük bir mezar hemen onun yanına gitti. Mezarda İnci yazıyordu. Ahmet kızı İnci. Hemen yanındaki mezarda da Ahmet yazıyordu zaten.
Gökhan:Ne oluyor amk
Ali: Bilmiyorum tek bildiğim şey buradan gitmemiz lazım.
Hızla mezarlıktan çıkıp eve doğru sürmeye başladılar. Korkudan kanları çekilmişti
.
.
.
Ali ve Gökhan mezarlığa gitmeden 5 dakika önce:
İnci soğuktan donmuştu artık gözlerini açacak dermanı kendinde bulamıyordu. Uyumamam lazım uyumamam lazım diye kendine sürekli aynı kelimeyi tekrarlıyordu. Aniden bacağında hissettiği acı ile gözleri açıldı. Bacağını bir köpek ısırıyordu. O kadar donmuştu ki ne bacağından akan kan nede hissettiği acı onun sesini çıkarmıyordu. Gözlerine gelen beyaz ışık ile gözlerini sıkıca kapattı. "Öldüm!" Dedi içinden. "Kesinlikle öldüm". Böyle bir durumda herkes aynı şeyi düşünürdü. "Hoşt" diye bir ses duymasına rağmen gözlerini açamadı. "Hanımefendi iyi misiniz?" Diye bir ses duyuyordu ama hiçbir tepki veremiyordu. Birinin sıcak ellerini hissetti üzerinde. Birisi onu kucağına almıştı. O kişinin sıcak vücudunu hissettiği anda daha çok sokuldu. Gözlerini kapattı. Yumuşak bir yatağa yatırıldığını fark etti ama o kadar kötü durumdaydı ki gözlerini açamadı. Onu buraya getiren kişi her kimse İnci'nin pantolonunu çıkarıyordu.
Yabancı: Eğer beni duyuyorsan merak etme sadece bacağındaki yarayı saracağım ve üstün sırılsıklam olduğu için gözlerim kapalı bir sekilde sana birşeyler giydireceğim.
İnci biraz rahatlamıştı. Ilık havanın etkisi ile yavaş yavaş vücut sıcaklığı geri geliyordu. Uykusu gelmişti çok fena bu yüzden uykuya daldı.
Yabancı onun üstünü başını değiştirip vücut ısısı geri gelince ılık olan odadan alıp şömineli oradaki süngerin üstüne koydu. Üstüne de bir yorgan örtüp odadan çıktı.
.
.
.
Gökhan ve Ali çoktan eve gelmiş ve nereye gidebileceğini araştırıyorlardı. Hiçbir şey bulamadıları gibi ikisinin de vakit daralıyor düşüncesi onları yiyip bitiriyordu. Bilhassa Gökhan'ı İnciye bir şey olma ihtimali onu deli ediyordu. Ayrıca mezarlıkta gördüğü şey aklına geldikçe çıldırıyordu.
Gökhan:Bu geceyi delirmeden atlatırsam birdaha asla delirmem.
Ali kafasını salladı. Onlara geçen hap getiren çocuğu bile aramıştı mahalleye geri geldiğini sormak için. Ama yoktu İnci hiçbir yerde yoktu. Belki de o yabancı onu uzak bir yere götürmüştü. Ama çocukların ne yabancıdan ne de İncinin nerede olduğundan haberleri vardı ..
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE (Tamamlandı)
Misteri / ThrillerKapılarını aç bu kitap seni alıp bambaşka yerlere götürecek. Bazen herşeyin mantılı bir açıklaması yoktur... Komşunuz bir seri katil Yeni taşındığınız ev sizin için bir tehlike Onun katil olduğunu tek siz biliyorsunuz ve bunu kanıtlayamıyorsunuz p...
