ÖZGÜR
Melek'in evin ortasına bir alev topu gibi düştüğü günden beri içimde bir huzursuzluk kol geziyordu. Doruk'a göre her şey yolundaydı çünkü Melek kötü bir niyetle gelmemişti. Ama ben o hariç kimseye güvenmiyor bu yüzden Melek'in hareketini normal ve masum bulamıyordum. Ama kafayı buna taktığımı söyleyecek de huzurumuz bozulacak diye o akşamdan sonra konuyu hiç açmamıştım.
Ama sanki o akşam huzurumun ve mutluluğumun ayaklarımın altından hızla çekileceğini hissetmiş gibiydim. Nitekim akşam 8'e doğru telefonum kayıtlı olmayan bir numaradan gelen mesajın gelmesi ile titrerken sol tarafımdaki ağırlık daha da arttı. Numara kayıtlı değildi ama tuhaf bir şekilde tanıdık geliyordu çünkü. Kafasını dizime koyup televizyondan açtığı yabancı bir diziyi izleyen Doruk'u rahatsız etmemeye çalışarak uzandığım telefonun ekranına, mesajı açmadan önce kısa bir süre bakakaldım. Mesajı açtığımda ekrana bakmaya devam ettim çünkü sol tarafım daha önce olmadığı kadar ağrıyordu.
'Kimmiş bu saatte?'
Gözlerimi zar zor ekrandan ayırıp başını kaldırmış meraklı gözlerle bana bakan sevgilime döndüm.
'Bu hafta evden çalışacağım ya, haftalık programı göndermişler.'
'He, tamam.'
Dizisini izlemeye geri döndüğünde soluk borum tıkanmış gibi hissediyor olsam da nefes almak için kendimi zorladım.
'Bebeğim ben Loki'yi yürüyüşe çıkarıp geleyim olur mu?'
Ben kıpırdadığım için kafasını dizlerimden kaldırıp doğrulurken söylendi.
'Daha erken değil mi? Normalde 10'a doğru çıkarıyorsun ya.'
'Evet de koşturup duruyor, tuvaleti geldi sanırım. Evi pisletmesin.'
'Aman aman lütfen, çık götür nereye götürüyorsan.'
Telaşlı haline gülmeye çalışarak dudaklarımı alnına bastırdım. Ellerini yüzümün iki yanına yerleştirip dudaklarıma kısa bir öpücük bıraktıktan sonra televizyona geri döndü. Ben de odaya geçip üzerimi değiştirdim. Loki dışarı çıkacağımızı anlayarak bacaklarıma atlarken zar zor tasmasını geçirdim ve Doruk'a yarım saate geleceğimi söyleyerek anahtarı alıp evden çıktım. Her zaman yürüdüğümüz yollardan geçerken Loki'yi yola atlamaması için kontrol etmeye çalışıyordum. Fakat dalgın olduğum için ve o da aşırı hiperaktif olduğu için bu biraz zordu. Sonunda dar sokaktan sahile çıktığımızda Loki'yi biraz dolanması için serbest bıraktım. Zaten korkak bir köpek olduğu için uzaklaşmadan yanıma geri dönüyordu. Çimlere oturup evden çıkarken cebime sokuşturduğum telefonumu çıkartıp kapatmadığım mesaj ekranına tekrar baktım.
Bunun nasıl hissettirdiğini tarif edemezdim.
Çok zordu. Çevremde beni anlayacak birini bırakın, normalde kimse yoktu ki. Nasıl aşacağımı bilmediğim olaylar ister istemez karşıma çıkıyordu ve ben geçmiş bataklığına saplanmış kalmış, debelendikçe daha da batan bir zavallıydım. Telefonu öfkeyle fırlattığımda Loki korkarak yanıma döndü. Islak burnunu yanaklarıma sürtüp beni teselli etmesine izin verdim. Ne kadar zaman geçtiğini bilmediğim bir süre sonrasında telefonumu az önce fırlattığım yerden aldım. Saate baktığımda şoka girdim çünkü tam iki saattir oraya oturuyordum ve Doruk'tan gelen 4 cevapsız arama ve ondan fazla mesaj vardı. Yarım saate geleceğimi söylediğim için endişelenmiş olması normaldi.
Mesajlara tekrar girip saatlerdir beynimde dönüp duran kelimeleri tekrar tekrar okudum. Her okuduğumda sanki ruhumda başka bir delik açılıyordu. Neden şimdi? diye bağırmak istiyordum. Şimdi ne anlamı var ki? Hiçbir şey değişmeyecekti biliyordum. Bu yüzden mesajı silmeden önce tereddüt etmedim ama bir kez daha okudum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DORUKTA // bxb
Storie d'amoreGözleri başkasına bakan, kalbi başkası için atan bir adama aşıktım. Ayaklarım yürüyüp gitmek istiyor, fakat diğer tüm uzuvlarım kalmak için yalvarıyordu. Bana kör birine aşık olmuştum ama hayatımı değiştirmem, onu aklımdan çıkarmam gerekiyordu. Ben...
