•yetişkin içerik bulunur[ şiddet ve korku öğeleri]
• Elleri kanla kaplı adamın aşkı ne kadar güvenilirdi pembe gülün yanında?
~Zalim kral ve Pembe gülün hikayesi
Başlangıç tarihi: 07/04/20
*kitap kapağı için @seffafgolge'ye çok teşekkür ederim
...
"Bana yürümeyi öğreten sizdiniz Koştum diye kızıyorsunuz Bana aşkı öğreten sizdiniz Şimdi de nefretimden korkuyorsunuz,,
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
iyi okumalar melek ✨
Ne kadar daha düşeceğimi bilmiyorum. Ne kadar daha kalkmak zorunda kalacağımı da... Bildiğim tek bir şey var. Güçlü olmak zorunda olduğum. Eğer ben güçten düşersem beni tamamen bitirmek için sırada bekleyen insanlar var.
"Bunu yapmak zorunda değilsin."
Üstüme geçirilen elbiseden ayırdım gözlerimi. Rowoon başımda duruyordu. Ona ufak bir gülümseme verdim.
"Yapmak zorunda olduğum için değil."
O pisliğe sağlam bir yumruk geçirmek için...
"Biliyorsun ki Kralım davete gitmek gerekir"
Rowoon kafasını sallarken düşünceliydi. Onu fazla yoruyordum. Sürekli benimle uğraşmak zorunda kalıyordu. Ya ikide bir ağlıyor ya da krallıkta çıkan sorunları çözemiyordum.
Herkese yük olmaktan başka bir şey değildim.
"Kraliçem elbiseniz hazır"
Kadınlara teşekkür ettim ve onlar çıkar çıkmaz Rowoon'un yanına ulaştım.
"Sana çok yük oluyorum. Üzgünüm"
Beni kendisine çekti ve yanağıma ufak bir öpücük bıraktı.
"Tanrı şahit ya senden gelen yükler yük değil bana"
Derin bir nefes alırken içimde Tanrı'ya dua ettim. Gülümsedim.
"Onları daha fazla bekletmemek gerek. Hadi gidelim"
Zenon hala hatırladığım gibiydi. Sessiz, içine kapanık ve karanlık... Tıpkı Taenin Zalim gözleri gibi.
Atlı arabamızdan indik. Rowoon hemen elini belime sarmış ve beni kendine çekmişti. Gergindi. Bunun nefes alışından bile hissedebiliyordum.
"Buraya gelmek zorunda olman beni deli ediyor"
Bende elimi kibarca onun beline attım.
"Sakin olun Kralım. Davete icabet edip katıldık. Burası benim gözümde alınacak topraktan öte bir yer değil"
Kapıdaki uşağı tanıyordum. Seyisi, hizmetçileri, prensesler ve prensleri...
Burası benimdi. Her bir santimetresi bana aitti. Çocukluğum, gençliğim, anılarım ve içindeki her şey bana aitti. Bu duvarlarda benim nefeslerim kazılıydı. İçimdeki öfkeyi bastırmaya çalışarak ilerledim.
"Adınızı öğrenebilir miyim hanımefendi?"
Yüzümde Melek desenli bir maske olduğundan bu sorusunu kafama takmadım. Gülümsedim.