1.0

1.4K 138 112
                                        

Gitmeni izlemeyeceğim,
çevrende gül olacağım
ama o bahçede kalmanı
sağlayacağım.

Karşımdaki  tuhaf kıyafetli kadına bakmayı sürdürdüm

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Karşımdaki tuhaf kıyafetli kadına bakmayı sürdürdüm. Kadın elindeki taşları salladı ve önüme doğru fırlattı.

Bir ay önce yaşanan şeylerden sonra kendimi odaya kapatmıştım. Daima yanımda olacağını söyleyen zalim kral bir gün bile yanıma uğramamıştı. İyice içime kapandım. Kader olgusuna sıkı sıkı sarıldım ve belki de ölümü bekledim.

Bayan Kim benim bu halime her gün neredeyse ağıt yakar olmuştu. Yeniden hastalanacağımdan endişeleniyordu. Onun gözleri önünde eriyordum. Her an kendimi camdan atmamdan korkar gibi yanımdan ayrılmıyordu.

Sonunda beni ikna etti ve kendimi bir büyücünün karşısında buldum.

"Ulu kraliçem, yıldızlarınız bana ihaneti anlatıyor. Siz sürekli ihanete uğruyorsunuz."

Hayatıma giren herkes benden bir şey almaya ant içmiş gibi davranıyordu. Evet, herkes bana ihanet ediyordu.

Kafamı salladım.

"Taşlar bana fısıldıyor efendim, siz aşıksınız"

Aşık mıydım? Artık hiçbir şeyim yoktu. Hayata sıfırdan başlamış gibi hissediyordum. Elimdeki her şey gitmişti.

Sevdiğim, yıllarca beklediğim adam bana aşktan çok acı getirmişti. Babamı yakın zamanda annemi de babam yüzünden kaybetmiştim. Hayatta kalan tek akrabam olan kardeşim beni miras karşılı satmaya kalkmıştı.

Bilmem aşık mıydım?

Belki de o kadar duygunun arasında aşka ayıracak zamanım yoktu.

"Efendim, bu adam çok güçlü, diğer diyarlarda zalim diye biliniyor. Kılıcı çok kanlı. Ama kalbi bir o kadar zayıf"

Kimden bahsettiğini biliyordum. Şu an burada bulunan herkes biliyordu bunu.

Kim Taehyung

Yutkundum. O gün gemide bana dediği şeylerde ciddi sanmıştım. Kendimi ona bırakmış ve ilk defa babamı öldürmesini göz ardı etmeye çalışarak ona sarılmıştım.

"Kraliçem, bu aşk çok büyük. Ve karşılıklı. Buna eminim. Kralımın kalbinin üstünde baş harfiniz var."

Ona kafamı salladım. Kadın bana beklentiyle baktı. On yıl önce buraya gelmiş olsam ve bunları duymuş olsam havaya zıplar, bu anı kutlardım.

"Ama üstünüzde kara bulutlar var. Siz kavuşmuyorsunuz efendim. Bunun nedeni sizlersiniz"

Dediği cümleden sonra tek kaşımı kaldırdım. Bu cüretkar tavır hoşuma gitmemişti. Benden önce baş silahşör araya girdi.

"Üslubuna dikkat et, kara el"

Kadın yutkundu ve kafasını salladı. Bayan Kim'e ufak bir bakış attım. Bana gülümseyerek bakıyordu.

"Efendim. Ben doğruları söylemekle hükümlüyüm. Taşların bana fısıldadığı diğer şeyler pek iyi değil"

Ne zaman iyi olmuştu ki?

Jae Hwa ne zaman mutlu olmuştu ki?

"Kraliçem, yıldızınız Merkür'e yönelmiş. Bu savaş anlamına gelir. Büyük bir savaş kapıda. Ve söylemeliyim ki Kralımın yıldızı burda kayıyor"

Bu Ne demekti? Yıldız kayıyor Ne anlamına geliyordu?

Kadın bana hüzünle baktı. Sonra devam etti.

"Bu savaşta bir can kazanacak ama bir can kaybedeceksiniz. Korkarım ki kralım savaşı sağ çıkaramayacak"

Bir aydır uyuyor olduğuna yemin ettiğim kalbim bir anda öyle bir çarptı ki kaburgamı neredeyse kıracaktı.

Silahşör öne atıldı.

"Kralımızın ölümünden bahsetmek senin ne haddine?!"

Kılıcı kadının ensesine yaklaştırmıştı ki onu durdurdum.

"Dur! Devam et. Onu kurtarabileceğim bir şey var mı?"

Kadın bana onu öldürmediğim için minnetle baktı. Ve yutkunup devam etti.

"Kraliçem, ölümü engelleyecek herhangi bir şey yok. Kralımın yıldızı ölümü işaret ediyor."

—————————

Bütün gücümle taşlı kapıyı ittim. Arkamdan gelenleri pek önemseyecek durumda değildim. Onu kaybetmeyecektim. Onunda elimden kayıp gitmesine izin vermeyecektim.

Bütün hırsımla kapıdan içeri girdim. Tae bir kaç devlet adamıyla oturmuş bir şeyler konuşuyordu. Kapıyı ittim ve içeri girdim.

"Dediğim gibi Efendim, biz sizin-"

Adam beni gördüğü an sustu. Hepsi ayağa kalktı ve bana referans yaptı.

Ben gözlerimi ayırmadan sadece ona bakıyordum. Gidemezdi. Beni bırakmaması gerektiğini biliyordu. Gözlerimi ondan bir saniyeliğine ayırdım. Ve devlet adamlarına döndüm.

"Kralımı ve beni biraz yalnız bırakabilir misiniz?"

Adamlar kafa salladı ve dışarı çıktı. Kapı kapandığı an ona doğru gittim.

Hiç düşünemedim. Bir saniye bile.

Onun yakalarından tuttum ve kafasını bana doğru çektim. Dudaklarım yıllardır onsuzmuş gibi açlıkla onu öpmeye başladı. O başta şaşırmış ve gözleri büyüyerek gözlerime bakmıştı. Ciddi olduğumu anladığı an elini belime sardı. Beni nazikçe masaya doğru itti ve öpüşümü daha usta hale getirdi.

Nefes nefese birbirimizden ayrıldık.

"Bu.... güzel karşılamayı neye borçluyum Kraliçem?"

Onun gözlerinin içine baktım. Hala nefes nefeseydim ama sesimin sert çıkması için uğraştım.

"Bir daha beni yalnız bırakmaman için"

-artık yeter dedim ayol. Hep kara bulut hep kara bulut kdkskdd. Gerçi bu bölümde kötü bi haber aldık ama neyse.

-nasıldı bölüm?

-umarım beğenmişsinizdir.

-sizi seviyorum. Kendinize dikkat edin bebeklerim💞💞

𝙶ü𝚕 𝚅𝚎  𝙿𝚛𝚎𝚗𝚜  *𝐤𝐢𝐦 𝐭𝐚𝐞𝐡𝐲𝐮𝐧𝐠Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin