20. Bölüm ''Bitirim İkili 1 : Kamil''

6K 392 108
                                    

7 yıl önce Ordu / Fatsa Anadolu Denizcilik Meslek Lisesi

Kumral çocuk Türkçe yazılısında sıkıntıyla alnını ovaladı. Yıllardır Türkiye'de olmasına rağmen, ana dili gibi konuşabilse de kurallarına ayak uyduramıyordu. 'Gürcüce çok daha kolaydı' diye düşündü...

Yanında bulunan dev arkadaşına baktı, iki metre boyuyla sıraya zor sığıyordu. Üstünde kış soğuğuna rağmen okul gömleği vardı. Dev sınavdan dolayı gerilmiş, kısa kesilmiş kısa saçlarına elini daldırıp kafasını kaşıyordu. Henüz daha kırılmayan burnu bir gün bir kavgada kırılacak, onu olduğundan daha ürkütücü biri haline getirecekti. Diğer tarafında da Aziz dizini kendine çekmiş rahat bir ifadeyle sınavını çözüyordu.

Kumral, Aziz'den genelde daha iyi derslere sahip olsa da Türkçe için aynı şeyi söyleyemiyordu. Devin beyaz iri elleri Turgut'un kağıdını biraz daha kendine çekti. Kısa saçlı dev, Turgut ne yapsa kendi kağıdına geçiriyordu ama onun da Turgut'tan aşağı kalır yanı yoktu. Bir bok bilmiyordu. Sırf okumuş olmak için burada sürünüyordu yıllardır. 'Sıçayım böyle işe' diye düşündü yüzünü buruşturup.

Sınava yaklaşık 6 ay vardı ve kumralın bu sürede en büyük problemi Türkçeydi. Turgut artık dayanamayıp Aziz'e fısıldadı. ''Götveren bari Türkçede yardım et. Dönem birincisi olacaksın diye tonla yanlış yaptım diğer yazılılarda.'' Aziz kardeşi dediği adama baktı önce, sonra da yanındaki deve. ''Senin için değil Kamil'im için veririm. Garibim bu gidişle bir tane daha fazladan lisede yıl geçirecek.'' Kamil, Aziz'e orta parmağını kaldırırken ''Yiyorsa verme, gider öterim valla Halis amcaya.'' dedi. Pis pis sırıtıyordu.

''Noluyor orada?'' Kel Züftü dedikleri hocaları öğretmen masasından kalkmış onlara yaklaşıyordu. ''Sorun yok hocam, silgi aldım.'' dedi kumral olan gergince sırıtırken. Hocaları, bu okulda geçirdikleri sürece gördükleri en parlak öğrencilere baktı ve görmemezlikten geldi. Okullarının adını o kıvırcık ve kumralla duyuracaklardı. Kamil'e de kötü bir bakış atıp yerine döndü. 'Serseri' diye düşündü. Okul onun gibi serserilerle doluydu.

''Puşta bak...'' dedi Kamil fısıltıyla. ''Ne olmuş yani on bir kez disiplinlik olup iki yıl da sınıfta kaldıysam?'' Turgut, Kamil'e sırıtırken çaktırmadan Aziz'in kağıdına baktı ve cevapları tek tek işaretledi. Fırsat kaçmazdı, puşt bilerek yapıyordu. Çünkü biliyordu ki Turgut'un babası, Turgut'un ufak hatasında çok iyi bir görsel şölen hazırlıyor ve Aziz de büyük bir zevkle izliyordu.

Kamil de Turgut'un yaptıklarını işaretlediğinde okulun saçma zil sesi çaldı. Tulum sesini hangi sınıf arkadaşı değiştirmişti bilmiyordu ama bu sefer yapan Kamil değildi. Ama şişman, azgın teke müdürleri yine Kamil'den bilecekti. Kamil bunu bildiğinden ekşi bir şey yemiş gibi yüzünü ekşitti.

Öğrenciler söylene söylene kağıtları verirken Kel Züftü'ye sövüyorlardı. ''Fen lisesine sorar gibi soru sormuş pezevenk. 10 alacağum daa. '' Turgut duyduğu sesleri görmezden gelip kağıdını verdikten sonra sırasına ilerleyip çantasını toparladı. ''Sanki stajlara ebem gidiyor da sorduklarına bak...'' Ayağıyla Aziz'i dürterken Kamil çantasının kulbunu kumralın boyuna geçirmişti. ''Ellerinden öper.'' dedi sırıtarak. Kız meslek lisesiyle randevusu vardı. Her cuma olduğu gibi...

Turgut tiksinerek yüzünü buruşturup çantasının küçük gözünden kimseye çaktırmadan Kamil'in okul pantolonun arka cebine kondom kutusunu sıkıştırdı. Kamil'e özel her cuma namazdan çıkınca gidip marketten alıyordu. Hastalık kapacak diye ödü de kopuyordu gerçi. Kamil alıştığı hareketi umursamazken Aziz ''Yemin ederim bu çocuk hayatını yaşıyor.'' dedi kondom kutusunun yaptığı şişkinliğe bakarken.

''Sen de git.'' dedi Turgut, Aziz'in kıvırcık saçına silgi tozlarından atarken. ''Tövbeler olsun... Ben daha öğlen cuma namazına gittim. Karı kız haram ciğerim.'' dedi üstüme iyilik sağlık dercesine elini kendi göğsüne götürürken. Saçlarına gelen silgi tozlarının farkında değildi, bitlenecekti haberi yoktu. Turgut, Aziz'in salaklığına gülüp kafasına vurdu. ''Aziz seni tanımasam inanacağım...''

''Olur öyle şeyler.'' diyip ellerini cebine koyup ilerlemeye başladı Kamil. Aziz'e seni de götüreyim der gibi bakıyordu. Aziz, Kamil'in adlandırdığı yavru it bakışlarıyla bakınca sırıtıp önüne döndü. Hayata dair bir beklentisi yoktu. Okul bitince denizci olup çıkacaktı. Aziz de Kamil'in arkasından gidecekken kapüşonundan yakalandı. ''Sen benimle dershaneye geliyorsun hamsi kafalı.''

Aziz somurtarak çantasını omzundan sarkıttı. ''Bu arkadaşlıkta Kamil'e torpil geçiyorsun. Saymıyorum ulan!'' Aziz'in söylenmesiyle gülümseyerek Kamil'in arkasından baktı Turgut. Mezarlıkta gördüğü çocukla okuldaki hali arasında gram benzerlik yoktu. Onu anlıyordu kumral, anladığı içindi belki de tamamen kendine ters biriyle yakın arkadaş oluşu. ''Hadi hadi.'' dedi boynuna asılı çantayı çıkartıp sağ omzundan sallandırırken. Aziz söylene söylene giderken Kamil yine kısa birini göremeyip ezmişti. ''Anan seni beslemedi mi fışki?''dedi karşısındaki sarışın cılız çocuğa. Kıza benzediğini düşündü. Gerçi sarışın kızlardan da hiç haz etmezdi. Sonra kendi düşüncesini düzeltti. Turgut hariç hiçbir sarışından haz etmezdi. Çocuk karşısındaki iri devden korkup köşeye sindi. Kamil gözlerini devirip kapının yanındaki askılıktan deri ceketini aldı ve çıktı.

Turgut bir gün Kamil'i adam edecek birinin olacağını düşündü köşeye sinen çocuğun omzunu patpatlarken. Biri gelecek ve çok güzel ağzına sıçacaktı. O zaman keyifle izleyecekti işte olanları.

Selamınnn hellooo. Öncelikle kamil ve soner için ayrı kitap yazsam mı yoksa burdan mı devam etsem hiç bilemiyorum. Ama gönlüm bu bitince onlar için ayrı kitap yazmaktan yana. Umarım beğenirsinizzz. ben kaçtım adiyosss

Yapılan hatalardan sonra edit: soner ve kamilin kitabını yayınladım fakat bu kitapta 40 küsürüncü bölüme gelene kadar okumayın. ağır spoiler yersiniz. Hem bura için hem karşı taraf için. Bir anlamı  kalmaz.

NEFES BİLE ALMADAN (GAY)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin