Geleli bir kaç hafta olduğunda ben yoğun şekilde mutfakta çalışıyordum. İyice adapte olmuş çeşit çeşit pastalar tatlılar çıkarıyordum. Elim lezzetliydi. Kısa sürede menüye yerleşen tatlılar oluşturmuştum.
Hayatımın yalnızca bu kısmı düzenliydi. Geri kalan boktan.
Bir şey diyemeden çalan kapıya gitmişti. Tam sayamamıştım ancak sanırım 8 kadın gelmişti. Masada oturmak yerine koltuklarda oturmuş dedikodu ediyorlardı.
Bize yer kalmayınca masada çeşit çeşit yemek arasında oturuyor onları dinliyorduk.
-"Bizim ev o kadar sessiz ki şuan bu gürültü rahatlatıcı geliyor." diyen Sena gülüyordu.
Başak kaşlarını çatıp ağzındaki böreği çiğnedi yuttu. -"Melek teyze bahsetmişti. Orta çağdan kalma gibi bir yapıda oturuyormuşsunuz. Ona ev diyemiyorum." dedi imalı imalı.
Sena başını salladı. -"Gerçekten burası ev. Bizimki...biraz zindan gibi çok kasvetli. " diyince kaşımı havaya kaldırıp sıcak çayımı yudumladım.
Kadınların gürültüsünden bu konuşma duyulmuyordu.
-"Valla ?" Başağın tepkisi sessiz bir kıkırdamama neden oldu. -"Eski mi yoksa ?" diye sordu.
Sena omuz silkti. -"Eski değil de müze değerinde antika diyelim. Kimine göre çok güzel gelebilir. Ben genelde yalnız kaldığım için bana boğucu geliyor." dedi ardından ikimize baktı.