Bölüm -33-

94 13 0
                                        

Chris'in odanın ortasında volta atması daha fazla gerilmeme neden oluyordu "Otur artık Chris!"

"Neyi bekliyoruz? Gidip alalım işte!"

"Evet. Elimizi kolumuzu sallayarak gidip içeri gireriz, sonra da bir merhaba der Evan'ı alıp çıkarız. Basit." Chris dalga geçmem karşısında sadece bana bakmaya devam edince oturduğum koltuktan kalkıp karşısına geçtim ve elini tuttum "Nate her an gelebilir. Önce ne durumda olduğumuzu anlayalım, tamam mı?" Amanda oturduğu yerden atlayarak "Evet, belki de o halleder." dedi. Ona dönüp gözlerimi devirmemek için kendimi zor tutarak Chris'in sinirli yüzünü inceledim "Annen de geliyor. Seni böyle görürse daha fazla endişeye kapılır." Chris kısa bir süreliğine gözlerini kapattı ve sonra hafifçe başını salladı "Tamam, haklısın." Tam koltuğa oturmuştu ki Nate'in odanın ortasında belirmesiyle tekrar doğruldu "Ne oldu?"

Nate nefesini düzene sokmaya çalışıyordu "İyi. Yani ne kadar iyi olabilirse. Evan'ın kardeşin olduğunu biliyorlar. Joseph bu yüzden ayrı özen gösteriyor. Seni bekliyor." Chris'in boynundaki kaslar kasılırken bir süre sessiz kaldı. Sonra "Pekala," diyerek koltuktaki ceketini alıp üstüne geçirdi "bekletmeyelim o zaman." Kolundan tuttuğum sırada Kyle da ayağa kalkmıştı "Ben de geliyorum."

"Kimse bir yere gitmiyor." Chris bana delirmişim gibi bakarken yutkundum "Ben giderim." Odada olan kısa süreli şaşkınlık dolu sessizliğin ardından tahmin ettiğim gibi Chris'in itirazı geldi "Hayır. Sen, burada kalıyorsun."

"Siz giderseniz Evan'ı almadan yakalanma olasılığınız çok yüksek. İki kişi gidip tüm binayı halledemezsiniz Chris." Omuz silktim "Hem eminim Joseph bir baba-kız konuşması yapmayı çok istiyordur."

*****************

Sokağın karşısındaki büyük binaya baktım. Buradan ne kadar sıradan bir binaya benziyordu. Derin bir nefes alıp karşıya geçtim ve binaya girdim. Girer girmez dışıyla içinin ne kadar farklı olduğu fark ediliyordu. Yanımdan geçen silahlı ekip birini bulduklarının işaretiydi.

"Dur." Başımı yana çevirip baktığımda takım elbiseli birinin bana silahını doğrulttuğunu görünce gözlerimi devirmekten kendimi alamadım. Telsizini çıkarıp "İçlerinden biri binada." dediğinde alaycı bir şekilde güldüm "Ciddi olamazsın."

"Kapa çeneni."

"Gidip sevgili patronuna kızının geldiğini söyle de boşa zaman kaybetmeyelim, ne dersin?" Yüzündeki şaşkınlık görülmeye değerdi. Onu öylece bırakıp merdivenlere yönelirken "Hangi kattaydı? Daha önce gelmedim." derken kekeleyerek "3." Diye cevapladı. Beni izleyen bakışların altında odanın önüne geldiğimde kapıyı çalmadan içeri daldım. Masadaki kağıtlara eğilmiş inceliyordu. Nate de başında dikiliyordu. Kapının kapanma sesini duyduklarında ikisi de başını kaldırdı. Nate beni tanıdığını belli etmemek yüzündeki ifadeyi sabit tutuyordu ama aynı şey Joseph için geçerli değildi

"Annabell." Sesindeki şaşkınlığı gizlemeye çalışması komik oluyordu.

"Evan nerede?" Joseph'ın yüzündeki ufak mutluluk yerini ciddiyete bıraktı ve Nate'e döndü "Sen dışarı çık." Nate başıyla onaylayıp dosyayı aldı ve odadan çıktı. Çıkmadan önce benimle göz göze geldi ve güven verirmiş gibi göz kırptı. Odadan tamamen çıkıp kapıyı arkasından kapattığında Joseph "Seni gördüğüme sevindim." diyerek söze başladı.

"Buraya baba-kız konuşması yapmaya gelmediğimi ikimiz de biliyoruz. Evan nerede?"

"Ve o çocuğu sana öylece vermeyeceğimi de biliyoruz. Tersini düşünecek kadar aptal değilsin, benim kızımsın."

"Benim babam yok." Sesimin sinirli çıkması onu güldürdü. Masanın önündeki tekli koltuklardan birini gösterip "Otursana." dedi. Yerimden kıpırdamadığımı görünce "Uzun bir konuşma olacak. Ayakta kalmanı tercih etmem." Doğru söylediği gerçeğini kabul ederek geçip oturdum. Joseph sesli bir şekilde nefes alıp "Aslında Chris yerine senin geleceğini tahmin ediyordum."

Magical SecretsHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin