"Eric nerede?"
"Birazdan burada olur." Perdeyi hafifçe aralayarak dışarı baktım. Hava yavaş yavaş kararıyordu. Perdeyi bırakıp arkamı döndüm ve koltukta arkasına yaslanmış, başı geride gözleri kapalı bir şekilde oturan Chris'e baktım "Şimdiye burda olmalıydı."
"Birazdan gelir Annabell." Bir şey demeden ben de diğerleri gibi koltuklardan birine çöktüm. Chris operasyon zamanlarında patlamaya hazır bir bomba gibi olurdu ve üstüne giderek o bombayı patlatmaya hiç niyetim yoktu. Bir iki dakika sonra kapının çalmasıyla Laurel ayağa kalktı "Ben bakarım. " Eric içeri girince elindeki kalın bir dosyayı Chris'in yanına hafifçe attı "Hallettim." Chris dosyayı eline alıp bir iki sayfa çevirdi "Hepsini mi?"
"Hepsini. Tek tek sildim sistemden. Güçlerini kullanmadıkları sürece rahat edebilirler."
Hiçbir şey anlamadığımdan kaşlarımı çattım "Siz ikiniz neden bahsediyorsunuz?" Chris sorumu cevaplamak yerine Eric'e dönüp "Hadi başlayalım." dedi. Eric başıyla onayladıktan sonra diğer elindeki benim yeni fark ettiğim büyük ruloyu masanın üzerine açtı. İkisinin arasında neler olduğunu öğrenmeyi sonraya bırakıp ben de diğerleri gibi masanın başına gittim. Eric konuşmaya başladığında hepimiz önümüzdeki krokiyi inceliyorduk "Eski bir fabrika. En azından dışarıdan öyle görünüyor, bu da işlerine geliyor tabii ki. Böylece kimse oraya girip içeri bakma zahmetine girmiyor. Girişi güvenlikli. Sadece giriş kartı olanlar geçebiliyor."
Laurel "Yani sen de kart var?" diyerek araya girdiğinde Eric başını iki yana salladı "Hayır. İki gün önce John beni de yanından götürdü. Bütün bunları onun sayesinde biliyorum." Sesli bir şekilde nefes aldıktan sonra krokide en alt katı işaret etti "Yakaladıklarını burada ve bunun bir üst katında tutuyorlar. Çok büyük bir yer. Tahmin edemeyeceğiniz kadar çok kişi var ve bir çoğu verdikleri sakinleştiriciler yüzünden bitkin. Sakinleştiriciye koydukları bir madde güçlerini kullanmalarını engelliyor. Hepsini sanki vahşi hayvanlarmış gibi kafeslere koymuşlar ve kafeslerde şifreli. Yani onları çıkarmak istiyorsak önce şifreyi kırmalıyız."
"Peki bunu nasıl yapacağız?" Eric başka bir yerin üstüne parmağını koyarak Kyle'ın sorusunu yanıtladı "Buradan. Kontrol odası. Kameralar, kafeslerin açılması, kapılar.. Hepsi buradan kontrol ediyor. Biraz bilgisayar bilgisi hepsini kırmak için yeter. Yani umarım.."
"Ben yapabilirim." demesiyle hepimiz Jane'e döndük "Bilgisayarlarla aram fena değil."
"Tamam ama oraya girince içerideki adamı halletmen gerekecek."
Jane omuz silkti "Bilgisayar ineği birini halletmek zor değil."
"Sürekli içeride neler yapacağımızı konuşuyoruz ama--" diyerek araya girdim "hala nasıl gireceğimizi bilmiyoruz."
"Bekleyeceğiz." Chris sonunda konuşmaya başlamıştı "Eninde sonunda biri dışarı çıkacaktır. Bekleyip onlardan birini haklayıp sonra da kartı alırız." Başımı yavaşça aşağı yukarı sallayarak onayladım. Mantıklıydı.
"İçeri girince çabuk olmalıyız. Bizim onlardan olmadığımızı fark ettikleri an oradan çıkamayabiliriz." Hepimiz Eric'i onayladık. Zor olacaktı ama kimse kolay olacağını söylememişti zaten..
************
"Hadi, çıkın artık." Sonunda iki kişi fabrikadan çıkınca Chris "İşte başlıyoruz." diyerek onların peşine takıldı. Eric ve Kyle da onunla giderken burada kalmamızı söylemişlerdi. Onlar adamların peşinden köşeyi döndüklerinde Jane nefesini dışarı verdi "Kendimi FBI ajanı gibi hissediyorum ve bu beni geriyor."
"Gerginliğini kendine sakla Jane. Bizi de daha fazla germe."
"Chris'e ters diyorsun ama sen ondan da betersin Laurel. Bunu düşündün mü hiç?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Magical Secrets
Paranormal12 yıl önce annesi tarafından teyzesine bırakılan Annabell sakin bir şekilde hayatına devam etmektedir. Ta ki kafasının içinde konuşmaya başlayan kişiyi duyana kadar. Git gide delirmeye başladığını düşündüğü anda aslında hiç de sandığı gibi biri olm...
