Multimedia'daki Chris'in tatlılığına ölebilirsiniz :D İyi okumalar :)
Telefon alarmının ve odamın kapısının çalması aynı anda olmuştu. Jane'in içeri girip "Kalkma vakti!" demesine karşılık gözlerimi zorlukla açtım "Tamam, kalktım."
"Güzel. Öylese kalkıp sevgilini uyandır. Ben duşa giriyorum." Sevgilini uyandır. Kulağa garip ama güzel geliyordu. Hala çalmaya devam eden alarmımı kapattıktan sonra yataktan kalktım ve ayaklarımı sürüyerek odadan çıktım. Çocuklar büyük ihtimalle az önce çıkmıştı ve Laurel'la Kyle uyuyorlardı. Chris'in odasının kapısının önüne geldiğimde hafifçe tıklattım. Ses gelmemesi zaten beklediğim bir şeydi. Kapıyı hafifçe aralayıp ona baktım. Sırt üstü yatarken örtüsü beline kadar geliyordu ve her zaman ki gibi üstü çıplaktı. Saçları baya dağılmıştı ve kaşları hafif çatıktı. Uyurken bile sert görünmeyi başarabiliyordu. Kapıyı arkamdan kapatarak içeri girdim. Yatağın ucuna oturup elimi başına doğru uzattım ve usulca saçlarıyla oynamaya başladım. Bundan hiç rahatsız olmamış gibi görününce kısık sesle "Chris, uyan artık." dedim.
"Hıı." diye mırıldanarak kıpırdandı. Onun bu haline güldüm. Eğilip dudaklarına ufak bir öpücük kondurduğumda hafifçe gözlerini araladı "Her sabah böyle uyandırılacaksam ben bu sevgili olma işini çok sevdim."
Başımı iki yana salladım "Bir daha olmayacak."
Kaşlarını hafif çatarak güldü ve doğruldu "Emin misin? Çünkü ben, bu cazibeye karşı koyamayacağına eminim."
"Yanılıyorsun çünkü karşı koyabiliyorum." Yataktan kalkacağım sırada kolumdan çekip tekrar yatağa oturmamı sağladı ve dudaklarıma eğildi. Derin bir şekilde beni öperken karşı koymadan duramadım. Dudaklarımdan hafif bir inleme çıktığında dudaklarının gerildiğini hissettim. Geri çekildiğimde gülüyordu "Karşı koyamazsın demiştim."
Çıplak göğsüne yumruk attığımda "Ah!" dedi. Yataktan kalkıp kapıya doğru ilerledim "Eğer bir an üstünü değiştirip aşağı inmezsen daha kötüsünü de yaparım."
"Hemen geliyorum sevgilim." Sevgilim. Chris benim sevgilim..
*******
Max arabayı park ettikten sonra hep beraber okula girdik. Bahçede Max'in anlattığı bir şeye gülerken parmaklarıma kenetlenen parmaklarla başımı yana çevirdim. Chris'le göz göze geldiğimizde gülmeye devam ederek göz kırptı. Yüzümde sıcak bir gülümseme oluştuğunu hissederken Chris bakışlarını tekrar Max'e çevirdi. Benim gözlerimse tam karşımızdan gelen Kate'i buldu. Sinirlendiği bakışlarından belli oluyordu ve bu beni çok güldürüyordu. Chris bununla nasıl çıkar? diye düşündüğünü anlamak için aklından geçenleri okumama gerek yoktu.
"Ne oldu?" Chris'in sesiyle bakışlarımı Kate'den alıp ona çevirdim. Jane ve Max biraz ilerimizdeydi "Hiçbir şey olmadı."
"Sırıtıyorsun ve ben bu sırıtmayı biliyorum."
Omuz silktim "Sadece mutluyum, o kadar."
"Seni mutlu görmeyi seviyorum." Gülümseyerek elini hafifçe sıktım. Kenetli ellerimizi dudaklarına götürüp elimi öperken gülerek "Hadi, derse geç kalacağız." dedim.
"Umrumda değil."
"Benim umrumda ama. Hadi." diyerek onu çekiştirdim. Sınıfa girdiğimde yüzümün düşmesini engelleyemedim. Ders kimyaydı ve herkes dersteki eşiyle oturup hocanın söylediği karışımı hazırlamak zorundaydı. Ve benim eşimin Chris yerine Eric olması işleri sinir bozucu hale getiriyordu. Chris Jane'in yanına otururken ben de Eric'in yanındaki yerimi aldım.
"Tebrik ederim." Kitaplarımı çantamdan çıkarırken "Konuşmak istemiyorum Eric." diyerek konuyu kapatmaya çalıştım.
"Yardımına ihtiyacım var." Merakla ona döndüm ama bana bakmıyordu. Tam karşısına bakıyordu, anlaşılan hocayı dinliyormuş gibi görünmek istiyordu. Ben de onun gibi yapıp önüme döndüm "Neden benim yardımıma ihtiyacın olsun?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Magical Secrets
Paranormal12 yıl önce annesi tarafından teyzesine bırakılan Annabell sakin bir şekilde hayatına devam etmektedir. Ta ki kafasının içinde konuşmaya başlayan kişiyi duyana kadar. Git gide delirmeye başladığını düşündüğü anda aslında hiç de sandığı gibi biri olm...
