"Ne zaman uyanır?"
"Aslında uyanması gerek. Laurel 2 saate uyanır demişti." İkimizde kısık sesle konuşuyorduk. Chris 3'lü koltukta yatıyordu, Jane masanın üstüne oturmuştu ve ben de ayakta dolanıyordum. Başımı yukarı kaldırarak nefes verdim "Bu çocuk ciddi anlamda aptal."
"Senin gibi." diyen sesi duyar duymaz arkamı dönüp baktım. Gözlerini açmış gülümseyerek bana bakıyordu. Yanına gidip diz çökerken Jane de masadan zıplamış, bizim yanımıza gelmişti.
"Nasıl hissediyorsun?" dediğimde hafifçe doğruldu "Vurulmuş gibi."
"Çünkü vuruldun seni gerzek kafa." Jane'in dediğine istemsizce kıkırdadım. Chris de gülmüştü. Birden aklına gelmiş gibi "O iyi, değil mi?" dedi. Ben başımla onaylarken Jane "Aslında o da seni görmek istiyordu. Gidip getireyim." diyerek odadan çıktı. Chris bana dönüp "Saat kaç?" dediğinde saatime baktım "03.00."
"Neden evde değilsin?"
"Uyandığında burda olmak istedim." Yüzünde ufak bir gülümseme belirdi. Ama belirdiği anda da kayboldu "Teyzenler?"
"Arkadaşımda kalacağımı söyledim."
"Teşekkür ederim." Kaşlarımı hafif çatarak neden bahsettiğini anlamadığımı belirttim.
"Beni ve o kızı oradan kurtardığın için."
"Sizin yaptığınız bu değil mi? Birbirinizin arkasını kollamak?" Güldü "Evet."
Kaşlarımı kaldırıp muzipçe "Artık ben de ekipten sayılırım ha?" Dedim.
"Kesinlikle öylesin." Bunu dalga geçerek söylemiyordu, ciddiydi. Ben hafifçe tebessüm ederken kapı açıldı ve içeri ürkek adımlarla Melanie girdi. Chris'in uyanmasını beklerken onunla konuşma fırsatı bulmuştum. 9 yaşındaydı. Ailesi yoktu. Kimsesizler yurdunda kalıyordu. Kurumun yaptığı gösterilerden biri için ordaydı. Belki de o gün orada olmasa yakalanma tehlikesinde olmayacaktı. Chris, Melanie yaklaşırken "Hey." diyerek kendini yukarı doğru çekti. Kendini çekerken yüzünü buruşturdu ama sonrasında hemen dudaklarına bir tebessüm yerleştirdi. Melanie hala ürkekçe bakıyordu ve bu ürkeklik konuşmasına da yansıyordu "Özür dilerim."
"Bekle, ne? Neden özür diliyorsun?" Melanie cevap vermeyince onun yerine konuştum "Onun yüzünden bu halde olduğunu düşünüyor." Sonra Melanie'ye döndüm "Senin suçun yok. Kendi aptallığı yüzünden bu halde."
"Annabell haklı." Chris'in bana karşı çıkmasını, aptallığının nedenini sormasını beklerdim ama o benim haklı olduğumu söyledi.
"Şimdi iyiyim, ikimiz de iyiyiz. Önemli olan bu." Sonra güven verici bir şekilde gülümsedi "Burada güvendesin. Seni bulamazlar." Melanie 'tamam' anlamında başını sallarken esnedi. Jane gülerek "Birilerinin yatma vakti geldi anlaşılan." diyerek önünde Melanie'yle odadan çıktı. Onlar çıkar çıkmaz Chris'in "Sen de uyusan iyi olur. Hayalet gibi gözüküyorsun." demesiyle hafifçe kaşlarımı çattım "Sağol."
"Dalga geçmiyorum."
"Neyse." diyerek kapıya yanaştım. Haklıydı, gerçekten uyumam gerekiyordu.
"İyi geceler McAllister." Dönüp gülümsedim "İyi geceler Jones."
*****
Biri bana okulda neden insan ilişkilerini gördüğümüzü açıklamak zorunda. Bu dersi koymalarındaki amacı en iyi bilim adamları bile çözemez sanırım.
"Empati. Bu kelimenin ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz sanırım." Birkaç kişi 'evet' diye mırıldandı.
"Kendinizi başkasının yerine koyarak onların düşündüklerini, hissettiklerini anlamak diyebiliriz." Pekala, benim bunu yapmama pek gerek yok. Karşımdakinin düşüncelerini okumam yeterli. Bay Kendall istediği kadar uğraşabilir.
"Günümüzde pek kullanıldığını söylemem ama--" diye devam ederken esneyerek başımı sıraya koydum. Gözlerimi kapadığımda Chris'in "Haberlerim var." demesiyle ona odaklandım "Ne hakkında?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Magical Secrets
Paranormale12 yıl önce annesi tarafından teyzesine bırakılan Annabell sakin bir şekilde hayatına devam etmektedir. Ta ki kafasının içinde konuşmaya başlayan kişiyi duyana kadar. Git gide delirmeye başladığını düşündüğü anda aslında hiç de sandığı gibi biri olm...
