Bölüm -4-

685 43 3
                                        

Merhaba :) Öncelikle bu şimdilik yayınlayacağım son bölüm olacak. 4 bölümü ard arda yayınladım ve beğenildiğini düşünmüyorum. Beğeni sayısı arttığı ve okunma sayısı arttığı takdirdi yeni bölümü yayınlamayı düşünüyorum. Multimedia'da Chris var, onun hakkındaki yorumlarınızı da duymak isterim :)

"Günaydın gün ışığım." 

Tabağımdaki salatalıklardan birini ağzıma atarken "Kafamın içinde dolanmaya devam edecek misin cidden?" dedim. Tabii ki bunu içimden söylemiştim yoksa karşımda kahvaltısını yapan teyzemin "Kiminle konuşuyorsun?" sorularına yakalanmam kaçınılmaz olurdu.

"Seni bir yere götüreceğim."

"Okulum var." Konuşurken bir yandan da teyzeme bakıyordum. Sanki mimiklerimden bir şeyler anlayabilirmiş gibi hissediyordum.

"Çıkışta gelir seni alırım o zaman."

"Nerede okuduğumu biliyor musun?" Şaşkınlığımın yüzüme yansımamış olmasını umuyordum.

"Senin hakkında sandığından çok şey biliyorum Annabell." Cevap vermedim. Daha doğrusu vermeye pek fırsatım olmadı. Teyzemin "O tabağı bitirmek zorunda olduğunu biliyorsun değil mi Annabell?" demesiyle Rob gülmeye başladı. Bu halimizden zevk aldığını biliyordum.

"Sen de sabahları bir şey yemeyi sevmediğimi biliyorsun teyze."

"Aynı annen gibisin. O da kahvaltı yapmayı sevmezdi." Bunu dediği anda masada bir sessizlik oldu. O an annemin beni teyzeme bıraktığı an gözlerimin önüne geldi

"Bir süre burada kalacaksın tatlım."

"Sen?"

"Benim küçük bir işim var. Gitmem gerek."

"Uzun sürecek mi?"

"Bilmiyorum tatlım. Sadece burada kal ve teyzeni üzme." Uzun sürmüştü. Tam 12 yıl olmuştu ve hala yoktu. Bakışlarımı tabağımdan çekip teyzeme yönelttim. O da tabağına bakıyordu ama gözlerinin dolduğuna emindim. Sandalyemi geriye itip kısık sesle "Ben hazırlansam iyi olur." diyerek merdivenlerden yukarı çıktım. Aslında üstümü çoktan değiştirmiştim. Sadece çantamı almam gerekiyordu. Odama girip kapıyı kapattım ve pencereye doğru yürüdüm. Perdeyi çektikten sonra camı açtım ve başımı dışarı çıkarıp havayı içime çektim. Bir iki derin nefes aldıktan sonra kapım çalındı. Pencereyi geri kapatırken "Gir." dedim. Kapı hafifçe aralandı ve Rob yavaşça başını uzattı "Girebilir miyim?"
Gülümsedim "Tabii ki." Usulca içeri girdi ve kapıyı arkasından kapattı. Sonra bana dönüp masum bir şekilde "İyi misin?" diye sordu. Yatağın kenarına oturup "Gelsene." dedim. Küçük adımlarıyla gelip zıplayarak yanıma oturdu. Gülümseyerek "Ben iyiyim Rob. Bu soruyu sormaktan vazgeçmelisin artık." dedim.

"Sürekli iyi olduğunu söylüyorsun ama öyle olmadığını biliyorum." Tanrım! Çocuklar gerçekten çok zeki! "Bana anlatabilirsin Annabell. Benim de babam yok."

"Aynı şey değil Rob. Senin ailen boşandı. İstediğin zaman babanı görebilirsin. Sen babanı görmek istemediğin için baban seni ziyarete gelmiyor. Ki neden onu görmek istemediğini hiçbir zaman anlayamadım."

"Ama teyzem de işi bitince geri geleceğini söylemiş."

Güldüm "Dünyada 12 yıl süren bir iş olduğunu sanmıyorum tatlım."

"Biraz uzun sürmüş olabilir ama gelecek."

"Keşke ben de inanabilsem." Ben iç çekerken teyzem aşağıdan "Rob! Servisin geldi!" bağırdı. Gülerek "Okul vakti." dedim.

Magical SecretsHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin