Bölüm -18-

329 24 11
                                        

"Bu oldu mu?"

"Sadece bir maç Jane. Ve evet, oldu." Güldüm "Eminim Max de beğenir." Çıkardığı diğer kıyafetleri dolabına geri koyarken "Max'le ne alakası var?" Yatakta bağdaş kurup ellerimi de ayak bileklerime sardım "Hadi ama. Çok tatlı bir çift olursunuz."

"Kapa çeneni."

"Sen benimle Chris hakkında konuşurken çeneni kapat dediğimde kapatıyor musun?" Kaşlarını çatarak bana baktı "Aynı şey değil."

"Evet aynı şey."

"Hadi gidelim artık." Jane kapıya doğru giderken ben de yataktan kalktım "Işınlanamaz mıyız?" Elimden geldiğince yavru köpek bakışı yapmaya çalıştım. Becerebilmiş olmalıyım ki Jane omuzlarını düşürüp "Tamam, tamam." diyerek yanıma geldi. 3'e kadar saydıktan sonra kendimizi okulun arkasındaki çıkmaz sokağa ışınladık. Okula doğru gittikçe sesler artıyordu. Herkes erkenden gelmiş olmalıydı. Jane "Bu maç böyleyse final maçını düşünemiyorum." deyince güldüm "Adım atacak yer olmuyor." Jane okula girince herkesin gittiği yere yürümeye başlayınca kolundan tutup "Bu taraftan." diyerek başka bir yöne çektim.

"Ama saha bu tarafta." Yürümeye başlarken "Sahaya gitmiyoruz." dedim. Peşimden gelmeye başladı "Nereye gidiyoruz peki?"

"Soyunma odasına. Max'e iyi şans dileyelim."

"Öylece girebilecek miyiz?"

"Maçtan önce herkes sevgilisine iyi şanslar dilemek için soyunma odasına girer."

"Ama farkındaysan içimizden herhangi biri Max'in sevgilisi değil."

"Ben en yakın arkadaşıyım. Ayrıca şimdi sevgilisinin olmaması ilerde olmayacağı anlamına gelmez." Jane ne demek istediğimi anladığında sinirle ağzını açtı ama soyunma odasının önüne geldiğimiz için geri sustu. Onun bu haline gülerek kapıyı açtım. Dediğim gibi, oyuncuların sevgilileri onlara şans dilemeye gelmişlerdi. Aralarından geçip Max'i gördüğümde gülümseyerek elimi kaldırdım ve "Max!" diye seslendim. Bizi görünce gülerek yanımıza geldi ve "Hiç gelmeyeceksiniz sandım." dedi. Ona sarılırken "Birilerinin hazırlanması uzun sürdü." dedim. Gergin olduğu belli oluyordu ama yine de gülmeyi başarabiliyordu. Jane'e gülümseyerek "Merhaba." dedi. Jane de "Merhaba." dedikten sonra devam etti "Gergin görünüyorsun."

"Öyle mi? Aslına bakarsanız değilim."

Kolunu tutup hafifçe sıktım "Endişelenmene gerek yok. Kazanacaksınız ve biz, sizi finalde desteklemeye geleceğiz."

"Umarım."

Jane "Gidip yer bulsak iyi olur." dediğinde Max "Ben size yer tuttum. En önde. Çantamı görürsünüz zaten." diyerek cevapladı. Biraz da olsa rahatlamış görünüyordu. Gitmeden önce "Git ve kıçlarına tekmeyi bas Williams." dediğimde güldü. Sahaya gittiğimizde tribünde Max'in dediği gibi önde ayrılmış yerlere oturduk. 3 tane ayırmıştı. Ben ortadakine otururken Jane de yanıma geçti. Daha maç başlamamasına rağmen tezahüratlar başlamıştı bile. Maç başlarken Max bizi gördüğünde gülümseyerek baş parmağımı kaldırarak 'İyisin' işareti yaptım. Hafifçe gülümsedikten sonra nefesini dışarı verdi ve hakemin dediklerine konstantre oldu.

"Hep böyle gergin midir?"

"Biraz."

"Bir şey daha soracağım." Bakışlarımı sahadan alıp Jane'e yönlendirdim "Hani maçlarda gerginlikten dolayı kavga çıkar ya? Acaba--"

"Hayır, hayır. Max kavga etmez." Kaşlarını kaldırıp bakınca sahaya döndüm "Umarım." Maç başladığında bizimkiler topu alıp kontrolde tutmayı başardı. Görünüşe bakılırsa biz yenecek gibi gözüküyorduk. Maç ilerlerken Jane "Gidip içecek bir şeyler alacağım." diyerek yanımdan ayrıldı. O ayrıldığı sırada bizimkilerin gol kaçırmasıyla ayağa fırladım.

Magical SecretsHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin