Bölüm -27-

205 14 1
                                        

Elimdeki kupayla anneme doğru ilerlerken "O ne?" diye sordu.
"Kahve, iyi gelir diye düşündüm." Kupayı elimden aldıktan sonra dudaklarına götürdü ve bir yudum aldıktan sonra gözlerini kapattı "Tanrım, o kadar özlemişim ki." Gülerek yanındaki yerimi aldım.
"Teyzen nerede? Onu da burada bulurum diye düşünmüştüm." Gözlerim Chris'in gözlerini bulduğunda başını hafifçe oynatarak konuşmam gerektiğini belli etti. Boğazımı temizledikten sonra "Burada değil." dedim.
"Nerede?" Annem elindeki kupayı ortadaki masaya bırakırken "Dur tahmin edeyim," diyerek sözüne devam etti "Yine o iş gezilerinden birinde değil mi?"
"Hayır. Artık o iş gezilerine çıkmıyor. Robb doğduktan sonra bıraktı."
Kaşlarını çattı "Robb mu? Bekle, benim bir yeğenim mi var?" Güldüm "Evet, 6 yaşında."
"İnanamıyorum." Gülümsemesi beklemeden soldu "Bir şey mi oldu yoksa? Neredeler?"
"Bir şey olduğu yok anne. Texas'talar. Ben gönderdim."
"Neden?" Ben arkama yaslanırken Chris "Joseph'ın bizi pek rahat bıraktığı söylenemez." dedi.
"Sığınaktan ayrılıp eve çıkmamızın sebebi de bu zaten."
Annem başıyla onaylayarak "Pekala, diğerleri nerede peki?"
"Gittiler." dediğimde Kyle annemin konuşmasına fırsat vermeden devam etti "Hunters'ların merkezinin içine sızıp diğerlerinin bütün kayıtlarını sildik. Güçlerini kullanmadıkları sürece onların varlığından haberleri olmayacak."

"Bizi tanıyorlardı o yüzden de kendi kayıtlarımızı silemedik. Fazla dikkat çekerdi." Annem hepimize gülümseyerek baktıktan sonra "Sizinle gurur duyuyorum. Gerçekten.." dediğinde Chris'in gözlerindeki ışıltıyı fark ettim. Bu beni de gülümsetirken daha önce sormam gereken bir şeyi fark edip "Anne.." dedim "Joseph seni neden birden bire bıraktı?" Annem bir süre sessiz kaldı. Sonra yutkundu ve hafifçe gülümsemeye çalıştı "Çok yorgunum. Bunları sonra konuşabilir miyiz?"
Ben de hafifçe gülümsedim "Haklısın, üzgünüm."
"Hadi, sana Annabell'in odasını göstereyim." Annem Jane'i onaylayıp peşinden gittiğinde Chris "Üstüne fazla gitmemelisin." dedi "Neler yaşadığını söyleyemiyorum ama ağır olduğu kesin."
Başımla onayladım "Pekala, hiçbir şey sormuyorum. En azından şimdilik."

******

2 Hafta Sonra

Alarmımın çalmasıyla Jane'in odaya dalması bir oldu "Bugün mezun oluyoruz!" O arkasından kapıyı kapatırken ben de başımın altındaki yastığı alıp gülerek ona fırlattım "Biraz daha bağırırsan tüm dünya duyabilir."
"Yapacak çok işimiz var. Kıçını kaldırsan iyi edersin." Başımı yana çevirip komidinin üstündeki saate baktım "Saat daha 9. Balo sekizde başlıyor. Hazırlanmaya başlamak için biraz erken değil mi?"
"Geç bile kaldık." derken üzerimdeki örtüyü çekti "Kalk hadi!"
Yatakta doğrulup arkama yaslandım "Pekala, planımız ne?" Jane de yatağın kenarına oturdu "Bütün gün kuaförde olacağız aslında. Randevu aldım."
"Randevu mu?" Nefesimi dışarı verdim "Kendimi evleniyormuş gibi hissediyorum."
"Eh, bunu bir prova olarak görebilirsin tabii." dediğinde gözlerimi devirip ona baktım. Güldükten sonra "Elbiseni dolabına astım. Kaldır şu kıçını artık." dedi ve ayağa kalkıp kapıya doğru gitti.
"5 dakika Annabell!" dedikten sonra da kapıdan çıktı. Homurdanarak geri uzandım ve gözlerimi kapadım. Tam kendimi tekrar uyumaya hazırlamıştım ki açılan kapının sesiyle nefesimi dışarı verdim "Zaman kavramını tam olarak bildiğini sanmıyorum Jane. Daha 1 dakika bile olmadı."
"Sinir bozucu değil mi?" Duyduğum sesle gözlerimi açıp yanıma yaklaşan Chris'e baktım. Eğilip dudaklarıma yöneldi ve beni kısa ama tutkulu bir şekilde öpüp "Günaydın." dedi. Gülümseyip "Günaydın." derken ona yanıma uzanması için yer açtım. Yanıma uzandığında başımı göğsüne yaslayıp elimi beline sardım. Gözlerimi tekrar kapatırken "Kalkmak istemiyorum." diye mırıldandım.
Gülerek saçımla oynamaya başladı "Jane seni de beni de öldürür."
"Biliyorum."
"Larissa bizim için kahvaltı hazırlamış."
"Sonsuza kadar böyle kalabilirim."
"Ben de ama annenin girip bizi bu halde görmesinin pek iyi olacağını sanmıyorum." Gözlerimi açıp ona baktığımda "Sonuçta o senin annen." diye devam etti.
"Pekala," diyerek elimi belinden çektim ve doğruldum "kalkalım hadi." Yataktan kalktıktan sonra önümde durup eğildi ve yanaklarımı okşadı "Neşelen biraz. Mezun oluyoruz. Mimar olmana çok az kaldı."
"Ve sen de avukat olacaksın."
Gülümsemesi genişledi "Sanırım öyle olacak." Yataktan kalkıp kapıya yöneldim "Pekala, gidip biraz güzelleşme zamanı."
"Uğraşmana gerek yok." Kapıyı açar açmaz karşımda Jane'in "Ama daha hazırlanmamışsın!" diye cırlamasıyla irkildim. Arkamda duran Chris'i görünce "Günaydın. Sevgilini çalıyorum." der demez bileğime yapıştı.
"Üstümü değiştirmedi-" derken bir anda kendimi kuaförde buldum bile.

Magical SecretsHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin