"Ne diyorsun? Yapabilecek misin?"
"Böyle bir şey söyleyemem. Laboratuvarda bakmam gerek."
"Vaktimiz yok."
"Evlerinize gidip dinlenin. Yarın sabaha kadar zamanımız olduğuna eminim."
"Pekala, yarın ilk işim buraya gelmek olacak."
"Ona şüphem yok." Sonunda sessizliğimi bozup "İyi geceler size." dediğimde Nicholas hafifçe gülümsedi "Pek iyi bir gece olacağı söylenemez."
*****************
Odaya girince ışığı açma gereği görmeden kendimi yatağa attım. Ne olur ne olmaz diye hepimiz sığınakta kalıyorduk. Gözlerimi kapattığımda kapımın tıklanmasıyla geri açtım. Kapıyı araladıktan sonra Chris "Gelebilir miyim?" dedi. Yatakta doğrulurken başımla onayladım. Arkasından kapıyı kapatıp yatağın köşesine oturdu "İyi misin?" Başımı 'evet' anlamında salladığımda kaşlarını kaldırdı "Öyle görünmüyorsun ama."
"Yorgunum." Uzanıp elimi tuttu ve yumuşak bir sesle "Özür dilerim." dedi "Bugün orada sana bağırdığım için."
"Biliyorum, biliyorum. Gergindin." Chris bana hafifçe gülümserken devam ettim "Bil diye söylüyorum, gergin olmandan nefret ediyorum. Bana sesini yükseltmenden de."
"Biliyorum, ve tekrar özür dilerim. Sakin olmaya çalışıyorum. Eh, bu konuda pek de başarılı olduğum söylenemez ama deniyorum." Bu konuyu daha fazla uzatmak istemediğimden "Diğerleri nasıl?" diyerek konuyu değiştirdim.
"Yorgun. Senin gibi." Evet, gerçekten yorgundum. Chris hafifçe elimi sıktı "Hadi, yat dinlen artık."
"Yanımda kalır mısın?" Gülümsemesi büyüdü "Sorman hata." Gülüp yatağa uzandığımda o da yanıma yattı ve kolunu belime sarıp beni kendine çekti. Gözlerimi kapadığım sırada sakinleştirici sesini kulaklarımda duydum "İyi geceler bi' tanem."
***********
Gözlerimi açtığımda belimde hissettiğim boşlukla yanıma baktım ama Chris yanımda değildi. Yataktan kalkarken "Neredesin?" dediğim sırada sesi kulaklarımda yankılandı "Nicholas geldi. Aşağıdayız." Merdivenlerle uğraşmak istemediğimden kendimi direk aşağı ışınladım.
"Neler oluyor?" dediğim sırada Nicholas kurtardıklarımıza elindeki iğneyi enjekte ediyordu. Eric yanıma gelip benim gibi Nicholas'la ona yardım eden Chris'e bakarken "Onları nasıl kendilerine getireceklerini bulmuş. Dediğine göre onları bu hale getiren şey çok etkili değilmiş ama her gün vurdukları için etkisini göstermiş." dedi ve sonra dediklerinin anlamsız olduğunu anlayınca yüzünü buruşturdu " Ya da öyle bir şeydi. Tam anlamadım." Onun şaşkın haline gülümsedikten sonra etrafıma bakındım "Abin nerede?"
"Hava almak istediğini söyledi. Biliyorsun, uzun zamandır oradaydı. Dışarıyı özlemiş olmalı." Yatanlar yavaş yavaş kendilerine gelmeye başlarken Eric'e döndüm "Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?" Kollarını göğsünde birleştirirken "Bugün final maçı var." diye konuşmaya başladığında sözünü kestim "Gitmeyi düşünmüyorsun değil mi?" Hafifçe gülerek kaşlarını çattı "Aklımı mı okuyorsun?"
Omuz silktim "İstemeden oluyor." Güldükten sonra o da omuz silkti "1 gün için bile olsa sıradan bir genç gibi çıkıp maçımı oynamak istiyorum. Sonrasında abim ne derse o olacak zaten."
"Ama John senin orada olacağını biliyor. Bizimle birlikte olduğunu da biliyor. Tehlike-"
"Bana ne demiştin hatırlıyor musun? Artık saklanmıyoruz. John istediği zaman gelebilir."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Magical Secrets
Übernatürliches12 yıl önce annesi tarafından teyzesine bırakılan Annabell sakin bir şekilde hayatına devam etmektedir. Ta ki kafasının içinde konuşmaya başlayan kişiyi duyana kadar. Git gide delirmeye başladığını düşündüğü anda aslında hiç de sandığı gibi biri olm...
