İlaç

165 12 2
                                        

Adonis;

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Adonis;

"Efendim, Bay Kang sizi görmek istiyorlar" Kapıdan saçını uzatan sarı saçlıya döndürdü bakışlarını Wooyoung. Elindeki ince tütsüyü kenara koyduktan sonra içeri davet etmesi için kafasını salladı.

Kapı kapandıktan çok kısa bir süre sonra güzel görünümlü adam içeri girdi. Endişeli gözüküyordu. Tekli koltuklardan birine oturdu. "Merhaba Adonis. Hızlı olacağım yetişmem gereken bir uçak var. Seni görmeden gidemezdim. Konuşmalıyız" Sarı saçlı olan bileğindeki saate baktı.

"Dinliyorum"

"San. San ile ilgili planını bana anlatmıştın. Biliyorum sorun çıkmayacak. Mingi'de yanında fakat. Bunu yapanın sen olduğunu anladığında ne olacak? Peki sen vücudundan ayrıldığında?" Wooyoung sorulan soruların zekice olmasına karşın gülümsedi. Bu adamın cidden o adama aşık olduğunu anlayabiliyordu.

    "Endişelenmeni gerektirecek hiçbir şey yok. Mingi orada olacak. Plandan haberi var tabii ki. Ben vücuduna girdiğim anda onun önündeki ya da elindeki hapı onu dizginleyecek bir ilaçla değiştirecek ve ben onu içirteceğim. Merak etme. İlaç tamamen güvenilir fakat uzun süreli kullanılmazsa işe yaramaz" Yeosang kafasını salladı. Gözlerinde hala endişe vardı fakat güvenmekten başka seçeneği kalmamıştı.

    "Haydi git ve biraz dinlen. Biz halledeceğiz" Yeosang hafifçe gülümsedi. Tuttuğu valizin sapını bırakıp gitmeden hemen önce Wooyoung'a koşup sarıldı. "Size güveniyorum"

__________
"Bak rengin yerine geliyor. Böyle yemek yemelisin" San gözlerini devirdi "Daha 2 öğün yedim Mingi abartma hemen nasıl etki etsin"

"Sus, eder ben bilirim. Sen otur burda ben geliyorum. Birisiyle konuşmam gerek" San televizyondan bakışlarını çevirmeden kafasını salladı. Umurunda olmamıştı çok.

Mingi salondan çıkıp salona en uzak odaya gitti ve kapıyı kapattı. Telefondan numarayı çevirdip bir süre bekledi "oh hey Kang nasılsın?"

"Bende iyiyim. Gittin demek. Dediğim gibi endişelenme ve kendine odaklan... o iyi. Haha. Evet tabii iyiye gidiyor... Peki kendine iyi bak miniğim daha sonra görüşürüz" aramayı sonlandırıp bir süre nefes aldı.

Pencereye doğru ilerledi ve bir süre gökyüzüne baktı. "HAAAAA!" Aniden içeriden gelen acı dolu çığlık ile hemen salona koştu.

Salona girdiğinde yerde kıvranan San'ı görmesi bir oldu. Yerde duran hapşarı görünce Adonis'in kontrolu eline aldığını anladı.

Aklına Adonis'le daha önce olan konuşmaları geldi. San, Adonis'e karşı direniyor olmalıydı ya da başka bir ihtimalle ilk sefer olduğu için zorlanıyor olabilirdi Adonis. Bu durumlarda ne yapması gerektiğini hatırladı.

Kendi odasına gidip ilacı aldı yanında bulundurmak için. Daha sonra San'ın yanına gidip yere çöktü. "Şşşşş San, sakin ol. Bana odaklan. Parmağıma bak. Vücudunu rahatlat, gevşe. Kasma kendini. Rahat ol. Kimse sana bir şey yapamaz. Buradayım. Elimi tut" Mingi San'ı dizlerinin üstüne yatırmıştı. San dediği gibi Mingi'nin başparmağını kavradı ve yüzüne odaklanmaya çalıştı. Kaburgalarındaki yanma bir süre sonra sona erdi. Fakat artık tarif edemeyeceği bir şey hissediyordu.

Kendisi değilmiş gibi. Sanki beyninin içindeki o iç sesmiş gibiydi. Kontrole sahip değildi. Kendi gözlerinden görüyordu fakat vücudunda tek o yoktu. Adonis bundan bahsediyordu demek.

"Mingi ilacı ver" Mingi yavaşça San'ın eline ilacı verdi. Wooyoung hemen onu yuttu. San sakinleştiğini hissediyordu. Hapa olan ihtiyacı artık o kadar fazla değildi.

Uzun olan adam San'ın bitkin bedenini alıp kanepeye koydu. Halen vücuduna ara sıra kasılmalar giriyordu. Wooyoung o sakinleşene kadar orada kalmalıydı.

Mingi mutfağa ilerleyip bir bardak su aldı. Geldiğinde Wooyoung artık gitmişti. Gerisinde ise yorgunluktan kılını bile kıpırtamayan bir San bırakmıştı.

Mingi, San'ın başını kaldırıp bardağı dudağına götürdü ve içmesini sağladı. "İyisin öyle değil mi?" San hafifçe kafasını salladı.

Bir süre sonra San yavaşça enerjisini toplamıştı. "Demek benim bedenimi beni engellemek için istiyordu. Ama neden beni engellemeyi istiyor?" Mingi omuz silkti.

San tabii ki Mingi'nin bildiğini biliyordu fakat üstelemedi. Gözlerini yumup uyudu. Mingi de derin bir nefes verip yere saçılanları topladı. İşi bittiğinde bu gece San'ın yatakta uyuması gerektiğini düşündü.

Yatağa yatırıp kendiside koltuğa geçti ve uyudu

__________

Buraya bölüm yazamadığımu fark ettim

Aklımda bir sürü kitap fikri var

Ama çok fazla oluyor

Bunu ve dream'i bitirip öyle yeni bir kitaba başlayacağım

Woosan ile kalın...

Woosan ile kalın

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Woosan/AdonisHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin