Söylemiştim

102 11 19
                                        

        "Pekala her şey hazır

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

        "Pekala her şey hazır. Kokundan seni takip edemeyecekler San" Seonghwa kapının önünde bekleyen çocuğa söyledi. Mingi ve Yeosang valizleri yerleştiriyorlardı.

      "Evden ayrılma. Mingi ve Yeosang senin için her şeyi getirecekler. Bir şey olursa ne yapman gerektiğini biliyorsun. Bizi ne kadar süre göremeyeceğini bilmiyoruz ama halledebileceğimiz en kısa sürede seni çıkartacağız oradan" Seonghwa son kez konuştuğunda avluya geri dönmüştü.

       Cadı yavaşça kendisine bakan San'a ilerledi, boynundaki kolyeyi tuttu "Bu kolyeyi, asla, asla çıkartma. Duydun mu beni?" San kafasını salladı.

      Kolye ikisini uzakta olsalar bile bir tutan bir şeydi. San'a bir şey olduğu anda Wooyoung onun bedenine girebiliyordu. San kulübeye taşındıktan sonra Adonis kolyeyi geliştirmişti.

       San'ın endişeli gözlerine baktı Adonis bir süre. Daha sonra derin bir nefes verip sarıldı "Sana bir şey olmasına asla izin vermeyeceğim San. Korkma" İkili hala sarılırken konuşmuştu cadı. San ise söylenenlere karşı gülümsemişti.

      "Haydi bakalım, gidiyoruz" Mingi bagajı kapattığında seslenip ön koltuğa ilerlemişti. "Mingi, herhangi bir acil durum halinde ne yapman gerektiğini biliyorsun" Mingi Seonghwa'nın teyitine karşın kafasını sallayıp sürücü koltuğuna geçmişti.

       Yeosang ise binmeden önce Seonghwa'ya sarılmıştı. San, Yeosang'ın ağzını oynattığınu görmüştü fakat ne dediğini duyamamıştı. İkisi bu süreçte yakınlaşmış gözüküyordu. Yeosang ve Seonghwa'nın birbirine bakışlarında anormallik seziyordu ama çok üstelememişti.

       Hepsi vedalaştıktan sonra arabaya binmişlerdi. San camı açıp kapıda bekleyen cadıya el salladı. "Görüşürüz"

____________

"Günaydın" Mingi ışığı yaktığında San yavaşça gözlerini araladı. Çok rahat uyuduğu söylenemezdi. Aklı bir sürü şeyle doluydu. Bir sürü soru, bir sürü endişe.

"Nasıl uyudun bakalım?" San yattığı yerden doğruldu. Saçları karışmış, gözleri daha yeni yeni açılıyordu. "Eh işte" Mingi esneyen çocuğa karşı gülüp saçlarını karıştırmıştı.

"Yeosang uyuyamaz diye düşünmüştüm ama baksana mışıl mışıl uyuyor" San yerde yatan çocuğa bakıp kafasını sallamıştı. Mingi Yeosang'ı uyandırmak için yere çöktüğünde San Mingi'nin omzunu tuttu "Uyandırma uyusun. Çok yoruldu o da" Mingi kafasını sallayıp kalkmış, mutfağa ilerlemişti.

San'da üzerine bir şeyler giyip örtüleri topladıktan sonra salondan çıkmıştı. "Ne istersin?" Mingi buzdolabına bakarken sormuştu. Hoş bir şey de yoktu ki.

"Bugün Yeosang'la çıkıp bir şeyler alırız eve. Hiçbir şey yok doğru düzgün. Büyük ihtimalle olanların da tarihi geçmiş" Mingi buzdolabını kapattığında San sorun olmadığını söyledi. Aç hissetmiyordu.

Uzun zaman sonra, hele o uzun zamanda olan şeylerden sonra buraya geri dönmek onu tuhaf hissettiriyordu. Alışmış olduğu bir rutini vardı. Hayır, yalan. Sadece kendisini kandırıyordu. Alışmış olduğu bir rutin değil, alışmış olduğu insan vardı.

Şimdi sabah uyanınca onu görememek farklı geliyordu. Bu evi seviyordu tabii ki fakat eskisi gibi değildi hiçbir şey.

Banyoya ilerleyip elini yüzünü yıkadı kendisine gelebilmek için. Aynada bir süre kendisine baktı. Aylar önce burada kendisine baktığında ki halini hatırladı. Şimdi oldukça değişmişti.

Daha sağlıklı gözüküyordu. Kilo almıştı, gözlerinin altı mor değildi. Ayrıca saçları oldukça uzamış ve boyadığı sarının ardından dipleri çıkmıştı.

Mingi yine onu aynada kendisine bakarken görünce yanına ilerledi ve arkasından o da San'a bakmaya başladı. "Söylemiştim. İyi olacağını söylemiştim" Gülümseyen Mingi'ye karşılık gülümsemişti San.

      Söylemişti.

     "San? Mingi?" İkili içeriden gelen sese gittiler daha sonra banyodan çıkıp. "Günaydın prenses" Mingi dalga geçerken Yeosang yüzünü buruşturmuştu. Ayağa kalkıp San'ın yanına gitmişti "Nasılsın?"

      "İyiyim" San gülümseyince Yeosang'da tebessüm etmişti.

      "Evde yiyecek bir şeyler yok ama markete gitmemiz gerek hadi giyin" Mingi Yeosang'a söylediğinde kafasını sallamış üstünü giyinmeye başlamıştı.

  ***

       "Bir yarım saate geliriz. Kolyeni çıkartma. Kapıyı kimseye açma. Hatta kim olduğunu bile sorma. Ben dışarıdan da kilitleyeceğim. Ayrıca burada bir ev telefonu var. Sadece benim ve Adonis'in numarası var içinde. Bir şey olursa hemen bizi ara" Mingi soluksuz konuşurken San onun ne kadar endişeli olduğunu fark etmişti.

      "Sorun yok tamam. Bir de, bana acaba siyah saç boyası alabilir misiniz?" Mingi kafasını sallayıp evden çıkmış ve kapıyı kapatmıştı. Kilidi iki kez kilitleyip sonunda emin olduktan sonra Yeosang ile arabaya ilerlemişti.

      San ise içerden bir kez kilitleyip salona geri dönmüştü. Ama aklına gelen şey içini yiyip duruyordu. Bunu yapmaması gerektiğini biliyordu fakat sadece merak ediyordu. Ve merak en güçlü duyguydu...

__________

        Bir süre sadece koltukta oturup, belli bir noktaya bakıp, dudaklarını kemirdikten sonra yapmaya karar verdi ve koltuktan kalkıp hole ilerledi.

     Ev telefonunu gördükten sonra elini telefona attı ve hiç düşünmeden Adonis'in numarasını tuşladı.

     Çalıyor... çalıyor... çalıyor...

      Telefon çaldıkça San biraz daha heyecanlanıyordu. Kalbi ağzında atıyormuş gibi hissediyordu.

     "Alo?"

__________

Uzun zaman oldu sanki

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Uzun zaman oldu sanki

Neyse geri dönüyorum

Yani umarım
Nasılsınız bakalım
Tatil nasıl geçiyor
Benim eh işte yani sıkılıyorum çok ama idare ediyorum
AY CB GELİYO HEM DE ANARSİST ATEEZ
Heyecanlı mısınız bakim ben asırı heyecanlıyım
Çok farklı bir konsept
Bakalım

Neyse

Woosan ile kalın...
Öptüm

Woosan/AdonisHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin