Sevilmek

189 16 15
                                        

     Sigarayı küllüğe bastırıp söndürdü

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Sigarayı küllüğe bastırıp söndürdü. İçine çektiği nefesini vermiş, gözleri çok belli olmayan yıldızlarda geziyordu. Yanında oturan adama baktı. "Üzgünüm"

Kendisini suçlu hissediyordu. Öyleydi.

     Mingi omuz silkti. Çok pişman olduğu söylenemezdi. Gerçi artık son pişmanlık neye yarardı? . İlk başta bu işi hoş karşılamasa da, şimdi San'a ısınmıştı.

     "Bizimle mi kalacaksın?" Yeosang kafasını iki yana salladı. San orada olduğunu bilirse kötü olabilirdi. Mingi şu an onun için en güvenli kişiydi. Tabii bu son öğrendiklerinden sonra güveni kalmışmıydı bilmiyorlardı.

Bundan sonra en önemli olan şey Adonis'e olan güveniydi. Mingi'ye güvenmezse, Mingi gidebilirdi. Yeosang'a güvenmezse, Yeosang da gidebilirdi. Hwa bile gidebilirdi. Ama Adonis olmadan şuradan şuraya yol alamazlardı.

"Görüşecek misin?" Mingi endişeli gözüküyordu ama içinde Yunho'ya olan suçluluk duygusu öyle ağır basıyordu ki, San'ı kurtarmak için gözünü kırpmadan canını verebilirdi.

"Mingi, o gün... yanında olamadığım için çok üzgünüm. Eğer o gün San'ın yanına gitmeyip, senin yanında kalsam belki-" Mingi dolu gözlerinden tek bir yaş akmaması için gökyüzüne bakıyordu. Kafasını iki yana sallayıp yanındakini susturdu. Titrek bir nefes bırakıp güldü.

"Bana örnek oluyorsun Yeosang. Asıl eğer gitmeseydin kötü olurdu. San'ı kurtarmak için yaptıklarına bak. Ben bunların hiçbirini Yunho'ya yapmadım, yapamadım. Sorun yok, sana yardımcı olacağım. Ne San'ın kaderi Yunho'nunkine benzeyecek, ne senin kaderin benimkine" gözleri Yeosang'ı bulduğunda tek damla düşmüştü ama buna tezat gülümsedi.

    Yeosang cümlenin sonunu duyduğunda kalbinin parçalandığını hissetti. Gerçek bir acı yanıp tutuşmuştu kalbinde. Ne senin kaderin benimkine. O an Mingi'yi çekip kurtarmak istedi. Keşke bütün acısını alabilseydi.

Mingi'nin gözleri üzgün gözükmüyordu, umut doluydu. Yeosang boğazına yumru oturduğunu fark etti. Şimdiye kadar hep her şey farklı olabilir diye kendi üstüne gitmişti. Ama belki de böyle olması gerekiyordu.

"Sulu göz müsün Yeosang? Sen niye ağlıyorsun? Bir de ağlayarak birbirimize sarılalım istersen" Güzel gözlü olan güldüğünde Mingi'de gülmüştü. Her zaman yaptığı gibi kaçıyordu. Ne diyebilirdi ki? Kaçmasaydı büyük ihtimalle Mingi'yi çok önceden kaybetmiş olurdu.

     "Ayh içimi karalttın yine Sang. Yürü hadi git uyu sende. Eğer bir şey olursa seni haberdar edeceğim. Biliyorsun, zaten uyuyamam" Oturdukları merdivenlerden inmişti güzel gözlü olan. Arabaya binip yol boyunca giderken Mingi'de arkasından bakmıştı, güler yüzle.

Woosan/AdonisHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin