hoşçakal

48 6 6
                                        

Şarkıyla okuyun da daha rahat sicayim agziniza

Şarkıyla okuyun da daha rahat sicayim agziniza

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.



















    San ağlayarak yere çökmüştü. Öğrendikleri ve yaşadıkları ona ağır gelirken, şimdi tamamen kaybolmuş haldeydi. Kime güvenmeli, neye inanmalı bilmiyordu.

    Yerde yatan bedenlere baktı. Arkasını döndü. Bedeni buz kesmişti. Kaçmak istedi buradan, kaçıp bağırmak; üstünde biriktirdiği her şeyi atmak istedi. Kurtulmak istedi. Sabaha kadar kusarak belki hissettiği bu şeyleri atabilirdi içinden.

    Kendini kaybettiğini düşünürken aslında kendini hiç bilmediğini fark etti. Kimdi ki San? Ailesi hakkında onların adı dışında ne biliyordu? Nasıl göründüklerini bile bilmiyordu ki. San kim olduğunu bilmiyordu.  Başka birinin bedeninde gibi yabancı hissediyordu kendine. Bundan daha aciz bir şey olabilir miydi?

     Bulunduğu yerden Adonis için omzunun arkasından baktı. Yerde nasılda bilinçsizce yattığına baktı. Ne kadar çok uğraşmışlardı oysa, en azından San öyle düşünmüştü. Şu an kimin doğru kimin yalan olduğunu bile anlayacak düzeyde değildi. Belki içinde gerçek olan tek duygu Adonis'e olan hisleriydi. Emin olduğu tek şey oydu, fakat ailesini öldüren o ise nasıl yapardı bunu kendine? Gözyaşları birer birer dökülürken, hafifçe mırıldandı. "Hoşçakal"

    Acı bütün bedenini kaplarken, pişmanlığını bastırmaya çalışarak ilerledi. Geri koşup boynuna sarılarak özür dilemek istedi ama yapamadı. Kalbi ilk defa bu kadar acı barındırırken, midesi daha çok bulandı. Ölüyor muyum diye düşündü. Ölüm kadar acı olduğuna emindi oysa..

   Sisin içinde kaybolana dek yürürken ne Adonis bunun farkındaydı, ne Yeosang... 

   

_________
 

      Adonis gözlerini açtığında kulübedeki evdeydi. Kendine gelebilmek için bir süre etrafına baktı. Son olanlar aklına birer birer dolmaya başlayınca üstündeki battaniyeyi kavradığı gibi atmasıyla yataktan fırladı.

     Birden kalkınca başı dönsede hızından hiçbir şey kaybetmeden ayağa kalktı. Sendeleyerek kapıya doğru ilerledi. Koridorlardan geçerken başı hala zonkluyordu.

     Lobiye gittiğinde oturanlar ona doğru döndü. Seonghwa onu görür görmez ayağa kalktı. "Adonis!" Onun halini fark edince onu tutmak için ellerini uzattı ama Adonis onu geri çevirdi.

    Ağlayan Yeosang'a bakarak sordu "San nerede? SAN NEREDE? Onunla konuşmalıyım. Lütfen nerede söyleyin. Çok önemli onunla konuşmalıyım. Yanlış anladı beni, düzeltmeliyim"

    Adonis nefes almadan konuşurken Yeosang ayağa kalktı. Seonghwa ise Adonis'in elini tuttu "Adonis biraz sakinleşsen mi bir otur hm?" Adonis sinirlenerek elini ittirip geri çekildi.

    "Ya ben sana San'la konuşmak istiyorum diyorum. Siktir git bana odasını söyle" Seonghwa ile Yeosang bir süre bakıştıktan sonra Seonghwa Adonis'e döndü.

    "Adonis.. San yok" Adonis bir süre duyduklarını idrak edebilmek için ikisinin yüzüne baktı.

    "Ne demek yok? Ne diyosun sen lan? Git bul" Seonghwa kafasını iki yana salladı "Sizi buraya getirdiğimizden beri yok. Orada da bulamadık" Adonis'in kalbi teklemişti resmen. Zaten olmayan dengesini daha çok kaybederek geriye doğru sendelemişti.

     Seonghwa onu yakalarken tekli koltuğa oturtmuştu. Yeosang su koyarken Adonis tek bir noktaya kilitlenmişti. "Seonghwa.. Acelin kaçırmış olamaz değil mi? Böyle bir şey yapmış olamaz değil mi?" Seonghwa ona bakarak kafasını iki yana sallamış ve sarılmıştı.

     "Seonghwa ben yapamam. Onu da kaybedemem. Changbin'e yaptığım şeyi ona yapamam. Ben, beceriksiz biriyim. Kimseye hiçbir faydam yok. Mingi'yi kurtaramadım, San gitti, Changbin.. her şey benim suçum. İğrenç biriyim" Seonghwa'nın gözleri dolarken ona sarılmış fakat bir şey diyememişti.

     "Küçük Bey görmeyeli ne kadar depresif biri oluvermişsiniz öyle" Adonis kafasını kaldırdığında gülümseyerek ona doğru yürüyen Jeonghan'ı görmüştü.

    Kaşlarını çatarak Yeosang'a döndüğünde Yeosang hafifçe sırıtarak ona bakmıştı.

     Yeosang'ın abisini görmeyeli aylar oluyordu. Ve yeni bir yüz görmek onu biraz daha sakinleştirmişti. Seonghwa'nın çekilmesiyle ayağa kalkmış ona sarılmıştı.

    "Ne biçim konuştun öyle bir an ben bile inanacaktım sana. Aptal. Bizim en güçlümüz sensin. Sen bile kendine güvenmeyeceksen biz napalım be. Silkelen de kendine gel boşuna mı geldim ben" Adonis hafif gülümsemişti.

     Jeonghan cebinden bir kağıt çıkarmış Adonis'e uzatmıştı. "Gelelim buraya geliş sebebime, eğer Adonis.. bu şey doğru ise hepimizin çıkıs kapısını bulmuşuzdur" Adonis şaşırarak ona baktı ve kağıdı alıp açtı..

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.















_______________

OFOFOFOFOF COK HEYECANLI
Kimin haklı kimin haksız olduğunu çözemiyorum
Herkes orospu cocu
Sonunu angst bitirmicem tabii ki

gorusuruz
Bb

Woosan/AdonisHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin