Sokakta uyuşturucu bağımlısı olan Choi San, önemsiz işe yaramaz biri olduğunu düşünüyordu. Ta ki ona her şeyden yakın olan insanı tanıyana kadar. Onun hikayesi, kendi hayatına girmesiyle başlıyordu, ve bunun geri dönüşü yoktu
{081021}
-Uyuşturucu...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Mingi beyninde binlerce düşüncenin yorgunluğu, ağırlığı ile üç günün ardından dönmüştü kulübeye. Tahta zemine adımını attığı anda çat çat ses çıkıyordu ve bunu özlemişti.
Aslında şu an görmeyi istediği tek kişi San'dı ve ona iyi gelebilecek tek kişiydi fakat onun iyi olmadığını biliyordu ve bencillik yapamazdı, bu yüzden şimdilik içine atmayı düşündü.
Seonghwa resepsiyon masasının arkasında bir kaç kağıt karıştırıyordu ve Mingi'nin geldiğini fark etmemişti. Diğerleri ise görünürde yoktu. Yüksek ihtimalle San'ın yanındalar diye düşündü.
Mingi masaya yaklaştığında Seonghwa aradığı kağıdı bulduğu için ayrılacakken arkasına dönmüştü. Mingi'yi karşısında görünce yüzündeki ciddi hava yok olmuş hemen sevinçle boynuna sarılmıştı. "Sonunda" sesindeki endişeli tınıyı fark etmişti Mingi.
Seonghwa'nın sıcak karşılamasına sevinse de kendini gülümsemeye bir yere kadar zorlayabiliyordu. Yüzündeki üzgünlüğü her zaman ağır basıyordu.
"Şimdi seni soru yağmuruna tutmayacağım. Yüzünden pek iyi olmadığın belli. Otur şöyle sen, anlatmak istediğin zaman anlat olur mu?" Mingi'nin kolundan tutup oturtmuştu bir sandalyeye.
Elindeki kağıtları masaya bırakıp hemen mutfağa ilerledi ve özel çaylarından kapıp geldi. "Al iç, iyi gelir" Mingi teşekkür edip eline aldı.
"Adonis ile Yeosang nerde? ... Oh! Yeosang, o-o vurulmuştu nasıl şimdi?" Mingi aklına gelenle endişe ile ayağa kalktı. Seonghwa ise omuzlarından tutup yerine oturtmuştu "Sakin ol bir şeyi yok iyi. Sana her şeyi anlatacağım" Mingi kafasını salladı...
__________
"Biz Yeosang'ı aldıktan sonra hızla kulübeye döndük. Hem Yeosang, hem de San kan kaybı yaşıyordu. Kulübeye vardıktan sonra hızla Adonis San'ı bende Yeosang'ı taşıdım. San'ın kesiklerinin derin olmadığını görünce onu bir sedyeye yatırdıktan sonra hemen Yeosang'ın yanına gittik. Ölümcül bir yerden değildi yarası fakat kan kaybı büyüktü. Tedavi etmemiz kolay olmadı uzun sürdü fakat bir şekilde kapattık. Ayrıca arada işbirliği yaptığımız doktor kontrol için geldi. Şimdi iyi odasında yatıyor. San'ın neredeyse her yeri sargıda. Adonis'in yüzünü doğru düzgün görmedim bile sürekli onunla ilgileniyor. Şimdilik ortalık sessiz ama herkes iyileşince ortaya dökülecek çok fazla şey olacak. Çok zor bir dönem bizi bekliyor Mingi. Beni korkutan bu"
Mingi'nin üzerindeki yük ve endişeleri neredeyse üçe katlanmıştı. "Ben bir Yeosang'a bakayım sen burada dur olur mu?" Mingi kafasını salladı.
________
"Hey!" Mingi'yi takılı kaldığı yerden, düşüncelerden çekip çıkaran ses Adonis'e aitti. Ona doğru, koşmayan ama hızlı adımlarla geliyordu. Kollarını iki yana açmış, her zamanki gibi şefkatli bir yüz ifadesi vardı. Endişe ve ya herhangi bir başka üzücü duygu barındırmıyordu. Sadece Mingi'yi gördüğü için mutluydu. Zorla gülümsemiyordu, cidden mutluydu.
Mingi elindeki bardağı masaya bırakıp Adonis'e sarıldı. Sıcaklığı ve yaydığı enerji güven veriyordu. Mingi kollarının arasında rahatlamış hissetti.
"Seni gördüğüme sevindim Mingi. Nasılsın?" Mingi gözlerini kaçırdı, ne diyeceğini bilemiyordu. Onları şimdi kendi duyguları ile meşgul etmek istemiyordu. Tam saçma sapan bir şeyler gevelemek için ağzını açacakken Adonis konuştu "Sorun değil, anlatmak zorunda değilsin. En azından şu an... San'ı görmek ister misin? Şu an ona ihtiyacın olduğunu tahmin ediyorum. Gel benimle"
Adonis'in öncekinden çok çok daha neşeli ve anne tavırları buradaki bozuk psikolojilerin, acının ona bıraktığı yük ve zorunluluğu gösteriyordu. Çok mu mutluydu? Çok mu iyidi? Hayır, değildi. San kaçırıldıktan sonra yaşananlardan sonra iyi olmasını, profesyonel olmasını kim bekleyebilirdi? Fakat Yeosang, San, Seonghwa bile öylesine kötüydü ki, ortamı yumuşatmak, onlara moral vermek, her şey yolundaymış gibi hissettirmek, gülümsemek, neşeli davranmak ona düşüyordu.
Üstüne giydiği salaş ama ince gri hırka, altındaki rengi kaçmış pembe tişört, koyu yeşil ince kumaşlı bir şalvar; taranmamış saçlar, yıkanmamış yüz, altı şiş gözler. Günlerdir hasta bakıcılık yaptığını gösteriyordu. Kendinden önce onlara önem vermişti. Belki bunun altında hissettiği pişmanlık yatıyordu, biliyordu Adonis daha önce ben pişman olduğum, kendi duygularımı tatmin etmek için bir şey yapmam dediğini fakat o da bir insandı. Hoş pişman olmasa dahi Adonis'in bunları sorgusuz koşulsuz yapacağını düşündü Mingi.
Adonis onu San'ın odasının önüne getirmiş kapıyı çalmıştı heyecanla. Bir iki saniye sonra kapıyı açıp içeri girmişti. Mingi, San'ın gözlerinden ne kadar şaşırdığını ve mutlu olduğunu görmüştü. Vücudundaki sargıları da görmüştü ama... bütün kolları, gövdesi, sırtı, yanakları sargılıydı. Mingi'nin yüreği acımıştı. Üstündeki pişmanlık, yük daha da katlanmıştı.
"Sizin konuşacaklarınız vardır, yalnız bırakayım sizi. 1 saat sonra ilaçlarını içirmeye gelirim ben" ikisi de Adonis'e kafa salladı. Daha sonra Mingi San'ın yatağının karşısındaki sandalyeye oturmuş Adonis'te çıkıp kapıyı kapatmıştı.
Mingi dolu gözlerle San'a baktı. "Bana acıyan gözlerle bakma. Başa dönmüş gibi hissediyorum" Mingi kafasını iki yana salladı. "Canımı acıtıyor, seni böyle görmek istemiyorum. Suçlu hissediyorum" San zorla kafasını salladı. Elini Mingi'nin eline koydu "Kaçırılmam senin suçun değildi. Nasıl bilebilirdin. Hiçbirinizin suçu değildi"
"Öyleydi, dolaylı yoldan öyleydi. Baksana Yeosang, ben, Adonis sana istemeden bile olsa ne kadar zarar veriyoruz. Sen suçsuzsun. Bunu hak etmiyorsun" Mingi ağlamaya başlamıştı.
"Mingi, bana bak. Suçlu değilsin, kendine yüklenmeyi kes artık. Sadece yaşamak için çok şansızım. Ayrıca istediğini başardın benim hayatımı kurtardın Mingi, 2 kere hemde. Sen insansın, yaşayan, duyguları olan bir insan. Kendine bu kadar acımasız olamazsın. Yoksa yaşamayı hak etmezsin Mingi" Mingi San'ın yüzüne baktı.
"Yaptığım şeyden sonra Yunho bile tekrar doğup beni öldürmek istiyordur eminim" San kaşlarını çattı anlamayarak...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
_________
Yarın çoğu kişinin sınav haftası başlıyor Bu bölümü de böyle moral olarak atayım Umarım hepinizin iyi geçer istediğiniz gibi olur Eğer olmazsa da umursamayın, cidden dünyanın sonu değil siz yine sizsiniz Elinizden geleni yapın ✊ Bir sonraki bölümde görüşürüüz
Geçiş gibi oldu çok konu yoktu Bir sonraki bölüm ağır olacak Oturtmanız için attım.