Alışveriş

124 14 33
                                        

  "Bu mu Adonis?" Elinde genişçe bir kazan tutuyordu

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

  "Bu mu Adonis?" Elinde genişçe bir kazan tutuyordu. Kalaylı bakırdı. Adonis baktığı cam tüp rafından arkasına dönüp kafası karışmış çocuğa baktı.

Kafasını iki yana salladı tebessüm ederek. "Bak şuradaki" Biraz ilerde duran başka bir kazanı işaret etti. Aynı büyüklükteydi ama malzemesini anlamamıştı San. Elindekini bırakıp gösterdiğini almak için ilerledi.

Genç Cadı ihtiyacı olan tüplerden alıp alışveriş arabasına koydu. Şimdi San arabayı sürerken reyonlar arasında geziyorlardı.

"San. Hala zorlanıyor musun?" San beklemediği soru ile Adonis'e çevirdi kafasını. Olumlu anlamda kafasını salladı. "Ama sorun yok. Kendimi kontrol etmeye çalışıyorum"

      "San, kendini sıkma. İstediğin zaman bana haber ver. Eline almamanı sağlayacağım. Çünkü eğer eline alırsan istemeden yine vücuduna gireceğim. Tekrar yaşamak istemezsin öyle değil mi güzelim?" San gözlerinin içine konuşan adama kafasını salladı. Bir daha asla böyle bir şey yaşamak istemezdi.

      Ayrıca, Güzelim mi? -blush blush-

      Adonis'in reyonlarda gezinen gözleri San'a gelmişti. "Sen kızardın mı?" San hızla kafasını salladı iki yana. "Sıcak sanırım" Gözlerini kaçırırken Cadı'nın önüne geçmişti hızlı adımlarla.

Wooyoung kendi ihtiyaçlarına gömülmüşken San'ın sesinin çıkmadığını fark etti. Kafasını reyonlardan kaldırıp etrafına baktı. "San?" Elinde tuttuğu kaşıklarla masumca etrafa bakındı.

"Nereye kayboldun?" Elindekileri yerine bırakıp bu sefer endişeli endişeli rafların arasında gezmeye başladı.

"BOOO!" San bir anda karşısına çıkıp bağırınca Adonis korkmuştu. Genç olan Cadı'nın yüzünü görünce gülmeye başladı.

"Çok komik. Korktum" San halen gülüyordu "Amaç oydu zaten" Wooyoung gözlerini devirdiğinde güldü. "O zaman kaçsan iyi edersin. Bir sonraki amacım kafanı ısırmak" San gözlerini büyütüp koşmaya başlamıştı.

_____________

       "Nerede kaldılar?" Yeosang yarım saattir volta atıyordu. Mingi artık bıkıp bahçeye çıkmıştı. Daraldığını hissediyordu.

"Yeosang rahatla, gelirler birazdan" Seonghwa oturduğu yerden kalkıp dönüp duran genci omuzlarından tuttu. Direk gözünün içine bakıyordu.

"Kolay olmadığını biliyorum" bir süre birbirlerine baktılar fakat daha sonra büyük olan kollarını gence sardı. Yeosang titrek bir nefes vermişti. Bunun olmasıyla Seonghwa sarılmayı daha güven verici kılmak için sıkıca tutunmuştu.

      Ayrıldıklarında büyük olan Yeosang'ın ağladığını fark etmişti. Başparmağıyla gözyaşlarını silmiş, şefkatli bir şekilde gülümsemişti. "Eşyaları düzenlememe yardım etmek ister misin?" Yeosang kafasını iki yana sallamıştı ama kafasını dağıtması için Seonghwa'nın onu rahat bırakmayacağını biliyordu.

Seonghwa elinden tutup mutfağa sürükledi genç olanı. "O zaman kek yaparız"

___________

"Merhaba?" Adonis ve San ellerinde poşetlerle içeri girmişlerdi. Lobide kimse olmadığı için poşetleri tek başlarına taşımışlardı Adonis'in odasına.

     İkisi poşetleri bırakıp soluklanmıştı. "Gel diğerlerine bakalım. Bir şeyler yedikten sonra eşyaları yerleştiririz" Küçük olan kafa salladığında önde Adonis arkada San odadan çıkmışlardı.

     İkili koridordan geçtiğinde mutfağa ulaşmışlardı. Kimse yoktu. Ne lobide ne de mutfakta kimse yoktu. Adonis bahçeye, seraya bakmak istedi ama Seonghwa'nın Yeosang'ı oraya almayacağını biliyordu.

    Sadece San'a göstermek için iyi bir şans olabilirdi. Belki kafasını dağıtabilirdi. "Gel hadi" önden yürümeye başladığında San onu takip etmeye başladı.

     Adonis, San'ın daha önce hiç geçmediği yollardan geçiyordu. "Uhm- Wo- aaa, Adonis nereye gidiyoruz?"

     "Sadece sana bir şey göstereceğim"

     Bir süre sonra küçük bir kapının önünde durdular. Adonis elini kapı kulpuna koydu ve San'a baktı. Daha sonra açtığında kapının ardında oldukça büyük bir sera vardı.

________

      "Burası... çok" San etrafına bakarken Adonis güldü. "Büyüleyici öyle değil mi?" San cadıyı onaylamıştı.

      Bir sürü, metrelerce uzanan masa, onların üzerinde çeşit çeşit bikti ve onların malzemeleri. Bazı bitkiler köklenmiş ve sarmaşık olmuşken bazıları efsanevi çiçekler açmıştı, bazıları ise; küçük ağaçlardı.

      Tavan kapalıydı ve orada da sarmaşıklar vardı. Dünya'dan ayrı bir yer gibi gözüküyordu. "Burayı insanlara göstermeyi pek tercih etmem" San büyülenmişti.

      "Benim bir kaç bitkiyi toplamama ve bunlarla ilgilenmeme yardım eder misin?" San baktığı güzel turuncu çiçekli bitkiden kafasını kaldırdı. "Çok isterim"

      "Hadi gel. İlk malzemeleri alalım" birlikte seradan çıktıklarında lobide Mingi'nin beklediğini gördüler.

"Oh dönmüşsünüz. San.." Adonis'in arkasında bakleyen San gözlerini kaçırmıştı. Adonis durumu anlayarak konuyu değiştirmeye çalıştı.

"Diğerleri nerede?" Mingi lobiden odalara açılan koridora baktı "Bilmiyorum ben daralınca bahçeye çıktım. Geldiğimde yoklardı"

"Peki gel hadi San biz işimizi yapalım. Onlar çıkar bir süre sonra" Adonis önden ilerlemeye başladığında San da peşinden gitti. Mingi'nin yanından geçerken iki saniyelik göz göze gelse de gergin ortamdan kaçınmıştı ikisi de.

_____________

TİNY BUGÜN SARI SAN GÖRDÜK SAKA Mİ bence boyatçak ama olsun GÖRDÜK MÜ GÖRDÜK AYH SABAH Bİ KALKTIM HAVAALANI FOTOLARI VALLA TANSİYONUM DÜŞÜYODU

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

TİNY
BUGÜN
SARI SAN GÖRDÜK
SAKA Mİ
bence boyatçak ama olsun
GÖRDÜK MÜ GÖRDÜK
AYH SABAH Bİ KALKTIM HAVAALANI FOTOLARI
VALLA TANSİYONUM DÜŞÜYODU

Biraz sıkın dişinizi yakında eğlenceli bölümler gelecek
Boş biraz bunlar biliyorum
Ama tatlış tatlış Woosan etkileşiminin tadını çıkarın derim ben

Hala woosan ikilisinin 'derin aşk bağını' kuramadım ama yakında inş

Neyse

Woosan ile kalın...

Woosan/AdonisHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin