29

187 16 4
                                        

Jülide evine gitti ama bu dört duvar ona dar geliyordu. İçindeki karanlık odasında kendini yargılamaya başlamıştı. Yanlışlarını görüyordu kabul ediyordu. Eyşan onun dengesizliği olmuştu. Bu kadarına izin vermemeliydi. Ama o acı onun için fazlaydı. Ona karşı iyi biri olmayı istemişti ama olamazdı bunun farkındaydı. Geçmiş geçmişte kalmıyordu denilenin aksine. Her dönüp baktığında geçmiş yüzüne bir tokat gibi çarpıyordu. Zamanla belki acın hafifliyordu ama o acıyı hatırladığın anda için sızlıyordu. Jülide bu defteri kapatmaya hazırdı. Son bir şey vardı. Yatak odasına geçip gardolabının en üst, görünmeyen rafına attığı kutuyu indirdi. Tozluydu. Üstündeki tozu çırptı. Bu onu öksürttü Üstünde Jülide yazıyordu altın sarısı renkte.  Kapağını araladı. İçinde bir sürü yazılar, fotoğraflar, hediyeler vardı. Bunları ne atmaya kıyabilmişti, ne de tekrar bakabilmişti. Kapağını geri kapattı. "Geçmiş geçmişte kaldı." dedi. Çöpüde alıp aşağı inip attı hepsini. Rahatlığı hissetmişti. Telefonunu eline aldı. Eylül'e mesaj yazmak için açtı ama Eylül'ün sert tavrı karşısında ne yapacağını bilmiyordu. Daha sert duvarlara çarpmak istemiyordu. Şansını daha iyi bir planda harcamalıydı ama daha iyi bir planı yoktu. Delirmek üzereydi. Eli sigara paketine gitti. Lanet edip yaktı bir tane. Evin kapısına baktı. Giresi yoktu. Dolandı öylece, temiz havanın iyi geleceğini düşündü ama kafasını temizleyip iyi fikirler vermeyecekti. Bir sürü düşüncenin ortasında yalnızdı. Belki Eylül'ün onu terk etmesi iyi bir şey diyordu. Birkaç gün önce bunu istemiyor muydu? İstemişti ama onsuz olmak istemediğini görmüştü. Bu bir boşluk doldurma falan değildi ya da geçici bir heves değildi. Jülide hayatta bir kez olur dediği aşka ikinci kez tutulmuştu. Eylül'e bağlılığı çok daha fazlaydı. Eyşan onun ilk gerçek aşkıydı ama başından beri yanlış yazılmış bir sürü boşluklarla dolu bir hikayeydi. Ama Eylül... Olması gerektiği gibiydi. Bir şeyler olacak diye zorlamıyordun. Çünkü buna gerek yoktu. Olması gereken olması gerektiği zamanda olması gerektiği gibi oluyordu. Basitti. Karmaşa yoktu. Sıradan değildi, kendine has bir büyüsü vardı. Jülide buna kapılmıştı. Mutluydu. Bu mutluluğu kolay kolay kaybetmeye niyeti yoktu.

Evine gidince saat geç olmuştu. Yorgundu. Uyumak için yatağa girdi ama kıvranıyordu. Uyuyamayacağını anlayınca kalkıp çalışma odasına geçti. Eline bir kağıt kalem aldı ve yazmaya başladı...

Eylül'de aynı şekilde yatmaya çalışmış ama düşünceleri onu bırakmamıştı. Telefonuna bakıp duruyordu. Jülide'nin son görülmesi değişmiyordu. Bir mesaj bile atmıyor diye sinirliydi. Mesaj atsa mesaj attığı için kızacaktı. Onuda biliyordu. Nasıl bir döngüye girmişti böyle o da bilmiyordu. Jülide'yi seviyordu ama onun hayatında ikinci bir kadın olamazdı. Jülide'nin kendini toplayıp ona gelmesi gerekiyordu. Eyşan'ın yüzü aklına geldikçe sinirden duramıyordu Eylül. En son neye bu kadar sinirlenmişti hatırlamıyordu. Ama sabrı, anlayışlı olma çabası onu buraya itmişti. Jülide suçluydu, bunun bu hale gelmesini o sağlamıştı. Eylül düşüncelerini bunda sabitlemişti. Yaptıklarının bir sonucu olmalıydı. Bu sonuçtan dersini çıkarana kadar yumuşamaya niyeti yoktu.

Sabah ikiside uykusunu alamamış bir şekilde uyandı. Jülide erkenden hastanenin yolunu tuttu. Servise uğrayıp aşağı indi. Beklemeye koyuldu. Sonunda beklediği kişi gelmişti.

-Günaydın Songül
-Günaydın Jülide (Jülide onunla beraber yürümeye başladı.) Beni mi bekliyordun sen?
-Evet, Eylül görünce kızıyor, kızdırmadan ona ulaşmam gerekiyor
-Korkuyorsun yani korkmalısında onu bu kadar sinirli görmemiştim ben (Jülide'nin heyecanı gölgelenmişti. Bunların yeterli geleceğinden şüpheliydi) Asma suratını sen dene şansını belki yumuşar
-Umarım, bunları ona verir misin?
-Kahve ve kurabiyeden fazlasınıda düşün ama

Jülide tamam dercesine kafayı salladı. Herkes team Eylül'dü. Zor olacaktı. Gerilmişti...

Songül yukarı çıktı. Eylül masada oturuyordu. Önüne bıraktı. Jülide'den geldiğini fısıldadı. Eylül bir anda onları atmak istemişti. Hiçbir şey yapmadan bunlar mı onu etkileyecekti? Jülide'den daha iyisini beklerdi. Eline aldı atmak için ayağa kalktı. Ama bardağın üstündeki yazı gözüne ilişti. Oturdu geri yerine.

*Ezberlerimin hepsini bozdun*

Yazıyordu üzerinde. Bu neydi şimdi diye düşünmeye başladı. Niye böyle bir cümleyle başlardınki. Daha sonra kurabiyeye baktı. İkiye böldü ve arasından bir kağıt çıktı.

"Yağmurda ıslanmayı sevmem sanırdım *

Yazıyordu bunda. Eylül telefonu eline aldı ve soru işareti gönderdi Jülide'ye. Jülide anında çevrimiçi olmuştu. "Anlamlı gelene kadar beklemeni istesem abartmış mı olurum?" diye cevapladı Jülide. Eylül mesaja baktı. Geri cevap vermeye niyeti yoktu. Kahvesinden bir yudum. Merakla bekliyordu ama bunu çaktırmaya niyeti yoktu. Jülide mesaj gelmeyince biraz üzülmüştü. (Ona da müstahak ama kıyamıyoruz Jülidemize 🙃) Ama kendini topladı. İşine döndü.

Eylül bugün poliklinikteydi. Tüm hastaları bitmişti ama kapı çaldı. Bir çocuk geldi içeri.

-Eylül abla sen misin?
-Benim sen kimsin?
-Bunu sana gönderdiler, dedi.

Arkasında saklamaya çalışıp saklayamadığı papatyaları ve çikolatayı masaya bırakıp kaçtı çocuk. Eylül gülümsedi. Eline aldı papatyaları. Not vardı üstünde.

*Lakin yanlışmışım eğer bir şans verirsen *

Heyecanla çikolataya baktı

*Üzerine düşen her damlaya razıyım"

Daha sonra bir daha kapı çaldı. Bu sefer başka bir çocuk girdi. Elindeki siyah tek bir gülü ve iki notu verdi.

*Lütfen affet beni *

Yazıyordu birinde. Diğerini açtı :

"Bunları birleştirince bir akrostiş oluyor. O yüzden bu kadar saçma ve yan yana gelince anlamlı durmaya çalışıyorlar. Akrostişimin ne kadar kötü olduğunu unutursak siyah gül vazgeçilmez aşkı simgeliyor. Ve sen benim vazgeçilmezimsin. Bunu sana nasıl gösterebilirim bilmiyorum sadece bana inanmanı umuyorum. Bunu kıracak şeyler yaptığım için gerçekten özür dilerim. Vee aynı zamanda siyah gül yeni başlangıçları ve küllerinden yeniden doğmayı simgeliyormuş. Yeniden başlar mısın benimle? Kızgınsan anlarım ama çatıda bekliyor olacağım."

Eylül geriye yaslandı. Ne yapacağını bilmiyordu. Yüzünde şapşik gülümsemesi yerini almıştı ama onu durdurmak onun elindeydi...


🙃
Gecenin 4 ünde yazınca anca böyle bir fikir çıktı. Akrostişlerimi de kendime saklıyordum genelde, saçma biraz ama oldu artık 😂 
Bu arada biraz daha süründelim mi Jülide'yi? Yoksa yeter mi ne dersiniz?
🙃




Jülide Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin