Jülide cuma iş çıkışında Eylül'ü kapıda bekliyordu. Eylül geldiğinde yüzünde gülücükler açtı. Sarıldı sımsıkı.
-Biraz dikkatli olmamız gerekmiyor muydu?
-Özledik başlarım diğer insanlara, dedi Jülide. Eylül gülümsedi.
-Bilemiyorum artık
-Neyi? Biliyoruzdur biliyoruz. Gel hadi. Elinden tutup Jülide'nin arabasına ilerlediler.
-Nereye gidiyoruz?
-Kaçırıyorum seni
-Nereye?
-Orası sürpriz
-Ne sürprizi?
-Söylenmez, Eylül'ün kapısını açtı. Eylül bindi. Jülide koşup koltuğuna oturdu arabayı çalıştırdı.
-Biraz ipucu ver
-Güzel bir haftasonu olacak
-Benim nöbetim var biliyorsun değil mi?
-Onu hallettim ben
-Nasıl?
-Kerim kankim sağolsun
-Kankin? Ne ara oldu bu?
-Sen sarhoşken bi yakınlaştık biz
-Bak seenn
Jülide gülümsedi. Küçük araba yolculukları boyunca Eylül merakla soruyordu. Jülide'nin ağzını bıçak açmıyordu o konuda. Bir yerde durup akşam yemeklerini yediler. Sonra tekrar devam ettiler. Birkaç saate gidecekleri yere gelmiştiler. Evin önünde durdular. Eylül indi arabadan.
-Demek insanları kaçırdığın bir evin var.
-Benim değil ayrıca hiç kimseyi bir yere kaçırmadım. İlksin
-Ooo sevdim bunu.
Jülide içeri geçti. Eve gelinmediği için baya kirliydi. Koltuğun üstündeki çarşafları kaldırdı Jülide.
-Sen otur ben ortamı güzelleştireyim, dedi arabaya gidip eşyaları getirdi. Mutfağa geçti. Eylül yanına geldi belinden tutup sarıldı arkasından. Boynundan öptü.
-Bunları sonra halletsek olmaz mı?, dedi Eylül. Jülide'nin gömleğinin birkaç düğmesini açtı. Jülide tensionu hissediyordu.
-Ama o yatak odası leş bunu biliyorsun değil mi?
-Yanii, dedi ve durmuyordu Eylül
-Ne yani?
-Yatak odasına gerek olduğunu kim söyledi sana?, dedi Jülide'yi kendine doğru çevirdi. Göz kırptı. Dudağından öptü. Düğmelerini açtığı gömleği çıkarıp attı kenara.
-Fenasın, dedi munzur bir gülümsemeyle
-Sende obsesifsin biraz ama onuda halledeceğiz inanıyorum, diyip Jülide'yi kaldırıp mutfak tezgahına oturttu. (Devam etmiyorum bundan sonrasına. Hayal gücünüze bırakıyorum.)
Birkaç belki 5-6 belki 7-8 saat sonra 😂 Eylül duştan çıkıp mutfağa yöneldi. Dolabı açtı. Dondurmayı aldı sonra evdeki bar dikkatini çekti. Oraya yöneldi. Bir tane şarap buldu. Jülide'de salona geçmişti o arada.
-Alıyorum ben bunu, dedi şarabı göstererek.
-Al istediğini Mert biraz az içse bir şey olmaz, dedi gülerek. Eylül salonu gezdi. Mert'in aile resimlerini gördü.
-Tatlış bir aile tablosu çiziyorlar.
-Dışı seni içi beni yakar. Eskiden nasıl didişirlerdi. Şimdi sakinler ve tatlılar gerçekten.
-Olur ilişkilerde, dedi imalı bir şekilde.
-Oluyor maalesef, dedi Jülide. Eylül bir kadeh alıp Jülide'nin kucağına oturdu.
-Olmasın bundan sonra, dedi ve dudağından öptü.
-Olmayacak ben inanıyorum o kadar karmaşık değiliz biz.
-Diyorsuunn, dedi bir yudum alıp başını Jülide'nin omzuna yasladı.
-Basitiz biz aslında. Sanırım en güzel şeyde bu. Anlıyorsun beni bir şekilde bende seni anlıyorum. Güzeliz böyle.
-Öyle
-Sakinlik iyidir
-Monotonmuşuz gibi konuşuyorsun
-Hiç değiliz. İki deli yani, nasıl monoton olur?
-O da doğru (Durdu bir düşündü) Şair yanını keşfettiğimize göre bir şiir daha isteyelim senden
-Ben o yanımı zirvede bıraktım
-Bunu kabul etmeyeceğimi biliyorsun
-Şiir yazmak benim alanım değilim
-Ne senin alanın?
-Küçük hikayelerde daha iyim diyebiliriz. Amatörce o da
-Hmm... Bir hikaye duyalım o zaman
-Ol diyince olmuyor
-Ben dedim olması gerek
-Uyumak mı istiyorsun?
-Bunun beni uyumayacağını biliyoruz. Hadi lütfen yalvartmadan anlat.
-Tamam tamam bakma bana öyle. Karakterleri sen seç ama
-İki kadın ve aşk temalı buyur
-Hmm... Çok beklentiye girme baştan söyleyeyim
-Dinliyorum.
