Jülide işten geç çıkmıştı. Yorgundu. Birçok ameliyatı olmuştu. Ama aklında sadece biri vardı : Eylül. Arabasına bindi. Radyoyu açtı. Yaşlı Amca - Ve Ben çalıyordu. Nakarat kısmına eşlik etti:
"Lüle lüle saçlarına
Kızarmamış yanaklarına
Islanmış kurallarına aşık oldum"
Mutluydu. Şarkılarda bu moda uygundu. Tüm şarkılara eşlik etti. Fazla uzun sürmedi zaten. Eylül'ün evine gelmişti.
Kapıyı çaldı. Eylül üstünde iddialı kırmızı bir elbiseyle açtı kapıyı. Saçlarına dağınık topuz yapmıştı. Kırmızı ruju ve makyajıyla tamamlamıştı. Jülide yutkundu.
-Tam zamanında geldin, fermuarı çeker misin? (dedi Eylül. Jülide kendine geldi hafif. İçeri girip kapıyı örttü. Eylül sırtını dönmüş fermuarı çekmesini bekliyordu. Jülide'nin öyle bir niyeti yoktu.) Hadi Jülide.
-Çekmeme gibi bir seçeneğim var mı? Daha fazla açsak mesela?
-Jülide hayır
-Lütfen desem, dedi boynundan öperek.
-Yetişmem gereken bir nişan var biliyorsun buna zamanımız yok
-Çok güzel olmuşsun ama, dedi Jülide
-Her zaman güzel değil miyiz?
-Ona bir şey demiyoruz qma ben seni ilk defa böyle görüyorum. Feminen yanın afetmiş, dedi ellerine beline doladı, Eylül'ü kendine çekti. Dudağından öpmek istedi. Ama Eylül geri çekildi.
-Ruj Jülide. Herkese paylaştığımız kırmızı rujla kendimizi açmayalım. Carmen ve Shanein sahnesini biliyor musun?
-Hangisi?
-Anladın bence. Onu akşama yaparız. Şimdi ellerini üstümden çek bakalım, dedi ama Jülide'de pek işe yaramadı daha sıkı sardı, başını göğsüne yasladı. Öptü, sonra istemesede bıraktı.
-Sözümü aldım ama
-Tamam şimdi git giyin
-Bende mi geliyorum?
-Evet tabiki. Elbisen içerde
-Bunu yapmadın
-Yaptım hadiiii hızlan, dedi Eylül telaşla.
Jülide hazırlandı aceleyle. Eylül köşesinde oturup izliyordu. Jülide'nin işi bitince. Derin bir nefes aldı. Kalktı yerinden.
-Biraz daha kalırsak çıkamayız bu evden yürü, dedi Eylül aceleyle kapıya yürüdü. Jülide gülerek takip etti onu.
İsteme ve nişanın yapılacağı yere geldiler. Bizimkiler kız tarafı olarak yerini aldı. Her şey usulüne göre gidiyordu. Damat tarafı gelmiş, kapıyı çalarken baba "Hala vazgeçebilirsin" demişti gülerek. Sonra nasılsın faslına geçtiler. Her iki tarafta aşırı kalabalıktı. O yüzden biraz uzadı tabi. Sonra tuzlu kahve faslına geçtiler. Kızlar içeri geçip hem dedikodularını hem kahvelerini yaptılar. Sonra kız istendi. Baba vermek istemesede verdi gibi oldu. Sonra aileler derin sohbete girdiler. Eylül gelinin yanına oturmuştu. Güzelliğiyle dikkat çeken isimlerdendi tabi. Jülide damadın arkadaşlarının yanına kapıya yakın, her an kaçış modu olan bir yerdeydi. Arada gidip geliyordu içeri. Çok fark edilmiyordu. Eylül'le göz göze gelip birbirlerini kesiyorlardı bol bol. Mutluydu halinden. Ta ki yandaki arkadaş ona dönene kadar Arada ona bakıp geri çeviriyordu başını zaten ama cesaret edemiyor gibiydi:
-Gelinin arkadaşlarından birisiniz galiba.
-Öyle sayılır
-Güzel güzel (dedi Jülide gülümsedi bu tepki karşısında. Adam durdu, sonra tekrar Jülide'yi döndü.)
-Gelinin yanında oturan bayanı biliyor musunuz?
-Biliyorum ne olmuş?
-Evli mi bekar mı acaba?, dedi Jülide sinirlenmişti. Adam haklıydı, güzelliği dikkat çekiciydi ama onun sevgilisiydi. Ve bu soru sorulması gereken en son kişiye sorulmuştu. Adam beklememişti bile.
-İnsanların mutlu gününü bozmayalım kardeş dön önüne
-Bekar değil galiba Allah sevdiğine bağışlasın, diyip döndü önüne utanarak.
-Amin amin, dedi Jülide.
Biraz oturdu. Adamın o tarafa baktığını görünce bile sinirleniyordu. Eylül'de bakıyordu bu tarafa büyük ihtimalle ondan yanlış anlamıştı. Öyle olsa bile sinir bozuculuğunu değiştirmiyordu. Eylül'ü engellemek istemiyordu Jülide. Kalkıp mutfağa geçti. Eylül bunu fark edince onun yanına geldi.
-Sıkıldın mı?, dedi Eylül
-Yoo iyim, dedi ama yüzündeki ifade kendini belli ediyordu.
-Ne oldu?, dedi Eylül
-Yok bir şey
-Bana yalan mı söyleyeceksin?
-Yalan demeyelim. Ertelemeli doğrular diyelim.
-Neyi erteliyoruz?
-Sizin çok güzel olduğunuzu
-Jülide, dedi hafif kızarak
-Yanımdaki adam senin evli mi bekar mı olduğunu sordu,dedi kafasını çevirerek.
-Kıskandın mı sen beni?, dedi gülerek.
-Güzelsin bu görülüyor niye kıskanmayalım. Ayrıca seni kesip niye bana geliyor. Kavgada çıkaramıyorum. Hiç sevmedin bu durumu
-Çıkaracaksın normal bir yerde yani
-Yani tam olarak öyle değil, dedi kaçamak bakışlarla
-Nasılmış?, dedi yaklaşarak. Gülümsüyordu.
-Bakıyorumda sen sevdin bunu
-Belkii biraz
-Çok yaklaşma öpemiyorumda. Tehlikeli çizgilerdeyiz.
-Gitme zamanımız geldi bence.
-Daha bitmedi
-Büyük kısmı hallettik. Fotoğrafımızı çekindik. Yeter. Ben açıklarım geri kalanını.
-Beni kaçırıyorsun resmen
-Şikayetin mi var?
-Böyle seksi biri kaçırınca olmuyor
-İyi, dedi Eylül gülümseyerek.
Elinden tuttu. Kapıdan usulca çıktılar. Evlerine gittiler.
~Biraz Zaman Atlaması 😉~
En son yataktalar. Eylül Jülide'nin omzuna başını koymuş konuşuyorlardır. Eylül dönüp dolaştırıp konuyu oraya getirir:
-Demek beni kıskandın, dedi gülerek
-Gül gül tabi. Kıskanılmayacak gibi misin?
-Öyle olduğumu biliyoruz ama adamı öldürecek gibi bakıyordun en son
-Hak etti o bakışı. Sen benim sevgilimsin.
-Öyle
-Eylül (Dedi duraksadı hafif, diyeceklerinin yanlış anlaşılmasını istemiyordu ama ne kadar yanlış anlaşılabilir diyip devam etti) Sen benimsin. Seni kimseyle paylaşmaya niyetim yok, Eylül kafasını kaldırıp başını eline yasladı. Jülide'ye baktı.
-Paylaştığında yok burada çıplak bir şekilde senin yanındayım ve seninim, dedi ve dudağından öptü...
Gecenin ilerleyen saatlerinde Jülide hatırlamadığı bir rüyayla uyandı uykusundan. Mutfağa geçip suyunu içti. Nefes alamıyormuş gibi hissediyordu. Balkona çıktı. Temiz hava aldı biraz. Hava yeni yeni aydınlanıyordu. Jülide'nin düşünceleri yeniden devreye girmişti sanki. Huzursuzdu. Mutlu olmalıydı galiba ama bilmiyordu...
