42 | Serçeler |

469 35 8
                                        

Bulunduğum ortam aşırı gerilmeme neden olurken Klaus'un hülyalı sesini duydum.

"Ben..."

Karşıdakı kişi ona dönerken Luther biraz ileri çıktı. İçimden bir ses kötü, çok kötü şeyler olacağını söylüyordu ve balkondakiler de bunu onaylıyordu.

"Sahiden sen misin?"

Ben ona cevap vermedi, ardından yanımdaki Diego üst kata bakıp bağırdı.

"Balkondaki acayip tipler kim peki!"

Baba konuşurken ona dönmedim ve onları inceledim.

"Onlar Serçeler."

Five ile göz göze geldim. Serçe. Bu isim çok tanıdıktı.

"Çocuklarım."

Ani bir hızla ona döndüğümde ne dediğini tam kavrayamamıştım. Çocuklar? Onun çocukları biz değil miydik?

Ya da, artık değil miydik?

"Pardon ama çocuklarım derken? Bu mümkün değil ihtiyar."

Five içimdekileri dile getirirken birinin elimi tuttuğunu hissettim.

"Burada bir şeyler olacak ve iyi olacağını sanmıyorum. Yanımda kal."

"Asıl sen yanımda kal. Kendimi koruyabilirim." Lucas'a fısıldarken aşağıya inmiş Serçelere baktım.

Evet, elimizde bir adet uçan küp, ölü, ama bu zaman akışında yaşayan Ben, yüzü fena dağılmış adam, Luther kadar büyük biri ve ilk zaman yolculuğunda tanıştığım Edward vardı. Onlar hariç iki kız ve erkek vardı.

"Tabii ki mümkün. Benden iyi mi bileceksin?"

"Aslında, senden iyi biliyor olabilir."

Konuşmamla gözler bana dönerken baba kaşlarını çattı.

"Sen. Sen kimsin? Seninle tanışmamıştık."

Kafamı onaylar şekilde sallayıp gülümsedim.

"Ucuz kurtulmuşum desenize."

"Herkes Ben'i görebiliyor değil mi?" Klaus'un eliyle Ben'i işaret ederek sorduğu soruya karşı Ben ona döndü.

"Şapka iyiymiş Sundance."

"Kendilerine Şemsiye Akademisi diyorlar."

Anlamıyordum, bizi bu isim altında toplayan kendisi iken neden bu ismi biz koymuş oluyorduk? Eğer kendimize isim verseydik daha havalı şeyler bulurduk. Şemsiye değil.

"Entrikacı, hain ve geçimsiz bir grup."

"Bekle bekle bekle. Biz kesinlikle o bahsettiğin şeyler değiliz."

Tekrar bana döndü ve üstümü süzdü.

"Sen, onlardan mısın?"

"Evet. Beni hatırlamıyor musun? Sekiz Numara.''

Bir öksürük sesinin ardından arkamı dönüp konuşana baktım.

"Burada Sekiz Numara benim. Sen geçmişte kaldın."

Kaşlarımı çattım ve bir adım atıp konuşan kişiye yaklaştım.

"Burada asıl Sekiz Numara benim. Kendini benimle kıyaslama bile."

"Oh, evet, çünkü her türlü ben kazanırım."

Onunla tartışmayı çok isterdim ama Lucas beni geri çekince susmak zorunda kaldım. Benim susmamın ardından baba tekrar konuştu.

the power in me, five hargreeves.Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin