Sakince sorduğum soruya karşılık Klaus sessizliği bozdu.
"Ne yani? Onca zamandır yoktun ve dediğin tek şey Merhaba mı?"
Sahte bir kızgınlıkla sorduğu soru ile onu ciddiye alamadım. Bunu küçükken de yapardı.
"Ne bekliyordun? Hem, onunla düzgün konuş."
Edward'ın sert sesiyle ona döndüm. O sırada içeri girerken tuttuğum elimi hâlâ bırakmadığını fark ettim.
Elimi yavaşça elinden ayırırken kısa bir an bana baktı. Sonra Klaus'a döndü.
"Sen hangisisin? Kaç numara?"
Klaus bana döndü.
"Ona anlattın mı?"
Şirince gülümsedim, galiba bunu söylememeliymişim.
"Anlatmamalı mıydım?"
Hafif kalktığı koltuğa kendini bırakırken mırıldandı.
"Mümkünse evet..."
Kaşlarımı çattım. Neden böyle davranıyordu ki? Ben kaç yılın sonunda eve gelebilmişken neydi bu soğukluk?
Ama bugün bunlara takılmayacaktım. Sonra Ben sözü devraldı.
"Neler olduğunu anlatacak mısın Regi?"
"Ah, doğru. O konu. Ben Five'ın arka-Bu arada Diego ve Van-Van nerede?"
Beni Luther cevapladı. Ama hepsinin gözü Edward'daydı.
"Onlar sen gelmeden birkaç dakika önce çıktılar."
Bana hâlâ bakmayıp Edward'a bakmaya devam edince ben de ona döndüm.
Zaten bana bakıyor olmasıyla kısa bir an afallarken gözüme şöminenin üstündeki Five'ın büyük tablosu çarptı.
"Baba nerede? Annem, Pogo?"
Aralarında bakıştılar. Sanki gözleriyle konuşuyor gibiydiler ama ben hiçbir şey anlamıyordum. Gözlerdeki duyguları anlamazdım. Anlamaya da çalışmazdım. Zihin okuma gücüm olduğundan böyle şeylere fazla takılmazdım.
"Reg, sen önce bize neler olduğunu anlat, sonra biz de sana anlatacağız."
"Tamam o zaman. Ben Five'ın arkasından gittiğimde o çoktan sıçrıyordu. Ben de ona yetişip kolundan tuttum ve onunla gitmiş oldum."
Ben memnuniyetsizce kımıldandı.
"Yerinde dursan şaşırırdım zaten."
Klaus elindeki vazoya sarılarak onu yanıtladı. Galiba ben gittikten sonra içmeye devam etmişti. Çünkü sarhoş gibi sallanıp duruyordu.
"Ah, bahsettiğimz kişi Regina ise yerinde durmak imkansız kalır."
"Sağol Klaus."
"Neyse, sen onları boşver. Sonra ne oldu? Five bize birşeyler anlattı ama..."
Heyecanla gözlerimi açıp Allison'a baktım.
"Five döndü mü? Ne zaman? Şimdi nerede?"
Allison gülümseyerek yanıma geldi. Ondan cevap beklerken o masadan bir sandalye alıp karşıma oturdu.
"Senden bir saat falan önce geldi. Bak, konu farklı yerlere kayıp duruyor. Sen artık anlatsan mı?"
"Taamaam. Beni yakaladınız sevgili numaralar. Nerede kalmıştım ki?"
Sözümü bitirir bitirmez Luther atladı.
"En son Five ile gittin. Sonra?"
"Hah! Sonra, kendimi bir anda başka bir zamanda buldum. Böyle yaz günü gibi bir yerdi yanlış hatırlamıyorsam. Tabii o sırada Five beni fark etti. Sonra uzun bir azardan sonra onunla gitmeme izin verdi."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
the power in me, five hargreeves.
Fanfic- Sekiz Numara olmak o kadar kolay değildi. Özellikle kontrol edemediği güçler, sırlar ve duygular varken. - #Diegohargreeves |🥇| 31.07.2022 #Vanyahargreeves |🥇| 24.07.2022 #Freya |🥇| 21.08.2022 #Regina |🥇| 21.08.2022 #Lutherhargreeves |🥈| 24.0...
